Aragon’un Çalınan Çocukları ve Satılan Bebekler

Yazıyı paylaş!

İspanya’nın Ebro Nehri’nin iki yakasında kurulmuş şehri Zaragoza’da nehrin hemen kıyısında büyük bir katedral var. Katedralin ismi Pilar Katedrali.  İspanyol Halkı’nın tarih boyunca ve günümüzde de önem verdiği bir katedral. Her hafta sonu ziyaretçilerle dolup taşar ve burda birçok vaftiz töreni olur. İspanyollar bebeklerini burda vaftiz ederler.

Pilar Katedrali - Zaragoza

Pilar Katedrali – Zaragoza

Pilar Katedrali zamanında Papa 2. John Paul tarafından “İspanyolların Annesi” ünvanı verilmiş bir katedral. Meryem Ana’ya adanmış ilk katedral olduğu söylenir.

Burda Pilar demişken bu ismin -bana özel- bir anlamı olduğundan bahsetmeliyim. Pilar İspanyolca bir isim ve kadın ismi. Bu isim, Ernest Hemingway’in İspanya İç Savaşı’nı enfes bir şekilde birkaç insanın hayatı üzerinden anlatan romanı Çanlar Kimin İçin Çalıyor‘da geçen baş kahramanlardan biri. Ne zaman Pilar isimli bir kadına rastlasam aklıma hemen bu romandaki Pilar gelir ve bir anda kitabın akıcı hikayesinde yeniden bulurum kendimi.

Pilar Katedrali’nin bu öneminin yanında şehre kattığı birşey daha var; Pilar Festivali. Her yıl 12 Ekim’de başlayıp 1 hafta süren bu festival çeşitli etkinliklere evsahipliği yapıyor.

Her katolik ülke gibi İspanya’da da din önemli bir figürdür. Katolik ülkelerin halklarının dine bakışı hristiyanlığın diğer bir meshebi olan protestanlık mensuplarının dine bakışı gibi light değildir. Katolik ülkelerde din, toplumsal yaşamın önemli bir parçasıdır. Bu geçmişte böyleydi, hala da aynı.

Bunun yanında, İspanya’da ve tüm Avrupa’da dine tepkisel yaklaşan bir kesim de var. Dinin tamamen zararlı birşey olduğunu düşünüyorlar. Bu kesim tarih boyunca Avrupa’da kendine büyük kitleler halinde taraftar bulmuştur. Demokratik ve Laik Avrupa’nın temelleri bu kitlelerin isyanları ile atılmıştır.

Şimdi bu girizgahın Zaragoza ile ilgisi ne diye soracaksın.  Aşağıda anlatacağım olay, kilisenin gerçek yüzünü gören kitlelerin kiliseden ve dinden nasıl nefret eder hale geldiğine bir örnek. Öncelikle aşağıdaki fotoğrafa bir bakalım. Bu fotoğrafı Zaragoza’da, yukarda bahsettiğim Pilar Katedrali’nin avlusunda çektim.

Bir yanda yeni doğan bebeklerini vaftiz eden aileler, diğer yanda para karşılığı satılan ve kaybedilen çocuklarını arayan aileler...

Bir yanda yeni doğan bebeklerini vaftiz eden aileler, diğer yanda para karşılığı satılan ve kaybedilen çocuklarını arayan aileler…

Fotoğraftaki afişte üstte Aragon’un Çalınan Çocukları yazıyor. Altta ise Hakikat ve Adalet yazıyor.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Bir Madrid Kenar Mahallesi Valdemoro

Fotoğraftaki bu insanlar İspanya Tarihi’nin karanlık ve bir o kadar da dramatik bir kısmını açıyor ve İspanya İç Savaşı sırasında ailelerinden çalınan çocukları arıyorlar.

İspanya İç Savaşı sırasında iç savaşın taraflarından biri olan Cumhuriyetçiler kaybeder ve kralcılar kazanır. Kralcı diktator Franco iktidarı ele geçirir ve İspanya’yı uzun yıllar yönetir. Kaybeden Cumhuriyetçiler idam edilir, hapse atılır ve birçok zulüm görür. İç Savaş sırasında ölen, sonrasında idam edilen ve hapse giren ailelerin çocukları sahipsiz kalır. Devlet bu çocukları korumak yerine onları zalimlerin eline teslim etmeyi tercih eder ki bunu da Cumhuriyetçiler’i cezalandırmak için yapar. Adeta Cumhuriyetçiler’in soyunu kurutma politikası izler.

Bu çocuklar ailelerinden koparılır ve tamamen yabancı ailelere verilir ve bu verme işleminde amaç Cumhuriyetçiler’i cezalandırmak ve sözde üstün İspanyol neslini kötülüklerden temizlemektir.

Çocuklar para karşılığında satılır. Bunu Franco diktatörlüğü ve kilise birlikte organize eder. Satılan çocukların sayısının 300 bin olduğu tahmin ediliyor. Rakamı tekrar edeyim; İspanya İç Savaşı’ndan sonra devlet ve kilise eli ile para karşılığında satılan çocukların sayısı 300 bin.

Bu olaylar İspanya toplumunda bilinmekteydi fakat ortaya çıkışı ölüm döşeğindeki bir babanın oğluna onu evlat edindiğini söylemesi ile başlar. Baba, oğlu Antonio Barroso’ya onu Zaragoza’da bir papazdan 200 bin pezoya satın aldığını söyler. Bu para o dönem bir ev parası etmektedir ve çocuğu satın alan aile parayı bir seferde ödemeye gücü yetmetiği için taksitle ödeme yapar. Olay ortaya çıkınca DNA testi yapılır ve bu adamın söylediğinin doğru olduğu anlaşılır. Yani yaşlı ve ölmek üzere olan adamın itirafı doğrudur, oğlu Antonio Barroso’yu bebekken parayla satın almıştır.

Bunun gibi binlerce olay ortaya çıkar. Çalınan çocuklar aranır. Ölen çocukların mezarları açılır. Bi sürü vicdanlı savcı davalar açar ve konunun takipçisi olur. Her ortaya çıkan olayda görülürki bir sürü papaz, rahibe, doktor, hemşire bu çocukları türlü yollarla türlü menfaatler karşılığında satmıştır. Bunu yapan bu zalim insanların büyük bir kısmı yaptıklarını menfaat-milliyetçilik-din karışımı ile rasyonelleştirmiştir.

Yıllar önce ailesinden çalınıp Amerikalı bir aileye satılan Randy Ryder doğduğunda hastanede ve yıllar sonra annesine kavuşunca.

Yıllar önce ailesinden çalınıp Amerikalı bir aileye satılan Randy Ryder doğduğunda hastanede ve yıllar sonra annesine kavuşunca.

Her bulunan çocuk yıllar yılı saklı kalmış bir trajediyi ortaya çıkarır ve insanın insana yaptığı zulüm insanım diyeni insanlığından utandıracak ve lokmasını boğazına dizecek kadar zalimcedir.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Barselona'da Bir CouchSurfing Toplantısı

Yukarda, Pilar Katedrali’nin avlusunda çektiğim fotoğrafta gördüğünüz aileler de çocuklarını arayan ve bu olayların ortaya çıkması için çaba gösteren aileleler. Bu bir sivil toplum kuruluşu, imza topluyorlar ve bunu Pilar Katedrali’nin avlusunda yapıyorlar. Katdedralde bir yandan insanlar çocuklarının vaftizini yaptırıp vaftizi kutlarken, başka aileler ise yıllar önce kaybettikleri -aslında çalınan- çocuklarını arıyorlar.

Biz de onlarla biraz sohbet ettik ve kampanyalarına imza vererek çabalarına destek verdik.

Biz imza verirken dikkatimi çeken şey, bu afişin etrafındaki birkaç insan imza toplarken Zaragozalılar’ın meseleyi pek umursamamalarıydı. İnsanoğlu böyledir, tatsız şeylerden hep kaçar, sırtını döner. Zannederki benim başıma gelmez ve başıma gelmeyince de benimle ilgisi yok. Bir yerde bir fakir ya da bir engelli insan görsün, ya da bu örnekte olduğu gibi çocukları bilerek kaybedilmiş ve satılmış aileler görsün, sırtını dönmeyi tercih eder. Merak ediyorum, Zaragoza’da bu Pilar Katedrali’nde günah çıkaran ya da çocuklarını vaftiz eden o dindarlar acaba nasıl rahat ediyorlar bu insanları görünce? Nasıl görmezden gelebiliyorlar?

Kilise, tarih boyunca bu tür şeylere ortak olmuştur. Monarşi ile kilise hep kolkola gider ve kilise bu tür olaylara her zaman hem çanak tutar, hem de örtbas eder.

Vicdanlı savcılar dedim. Her toplumun vicdan sahibi ve cesur insanları var. İspanya’da da elbette insanlar vicdan sahibi. Kötüler kadar iyiler de var. Kararı sen vereceksin, bu iyi insanları iyi yapan salt din mi yoksa vicdan mı? Bunun ayrımını sen yapacaksın ve bu ayrımı yaparken elini vicdanına koyacaksın.

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )

Yazıyı paylaş!