Bankan Seni Çok Seviyor

Yazıyı paylaş!

Evet evet, seni öylesine çok seviyor ki sen bile buna şaşırırsın. Bankan seni çok seviyor, çok fena ve çok delicesine seviyor. Bankan her zaman yanında, seni öpmek için! Böyle öpekesiyor, hep öpesi geliyor. Öylesine çok seviyor ki seni bankan, bu sevginin bankanın karını her yıl artırararak katlıyor olması ile hiç ilgisi yok.

1 yıl kadar önce Beyoğlu’na bir banka şubesine gittim. Yok, bankanın bana olan sevgisini ölçmeye ya da sümme haşa bu sevgiyi sorgulamaya değildi gidişim. Altı üstü bir elektirik faturası yatıracaktım. Fatura ödeyecektim demeliyim sanırım moda tabirle fakat benim neslim para işlerini “yatırmak” olarak bilir hep. Para Yatırmak! Para yatırılır, özellikle de bankaya para yatırılır. Bildiğin yatar yani para.

Neredeyse Cumhuriyet Tarihi ile yaşıt bankanın bankosundaki kadın “sistem çalışmıyor beyfendi” dedi. Ben de cevap olarak direkman “O kadar işlem ücreti alıyorsun ama sistemin çalışmıyor” dedim. Bunu diyince iki kere bozuldu ve yüzü düştü. Bozulmasının birinci sebebi ona “sen” diye hitap etmemdi, etek-döpyesli, saçı-makyajı yapılı bu bankacı pardon bayana birinci şahıs ile “sistemin çalışmıyor” dememeliydim, bozulurdu. İkincisi ise o kadar işlem ücreti alıyorsun dememe çok bozuldu. Ama işte bankacıysan, çok bozulsan da kolay kolay çirkinleşemezsin, alttan alacaksın ki sonrasında müşterini öpebilesin. Bir bankacı sadece alacak tahsil ederken çirkinleşir, onun dışında zor. Mesela büyük bir kredi borcun vardır, bunu ödemeyemezsen ve makul bir sözüm ona ödeme planı yapmak için şubedeki sana atanmış müşteri temsilcisi, ya da kredinin miktarının büyüklüğüne göre müdür yardımcısı ya da müdür ile pazarlık ederken kesinlikle sana sen diye hitap ederler ve yüksek perdeden konuşurlar. Bu adeta tanrının emridir, borçlu isen ve ödeme zorluğu çekiyorsan hanım ya da bey gider biladerim, üzgünüm ama artık çaptan düşmüşsündür.

Ama yine de bankan seni çok seviyor bu sevgi hep devam eder. Mesela, düşmez kalkmaz bir allah, sen birgün tökezlersin ama öbür gün işleri yoluna koyarsan ve banka ile işin olursa, yine hanım ya da bey mertebesine terfi edersin. İlgi alaka yeniden tesis olunur.

İngiltere’ye yerleşirken artık Türkiye’de banka vs. ile pek işim olmayacak duruma geldim. Garanti Bankası’ndaki kredi kartımı, hesaplarımı felan kapatıyordum. Biraz rampa yaptılar bazı ücretleri ödememe konusundaki ısrarlarıma. Ben de beni çok seven bankama her zaman yaptığım gibi yine çirkinleştim ve yine hem sen diye hitap etmeye hem de sokakta nasıl konuşuyorsam öyle konuşmaya başladım. Baya bir bozuldular ki çağrı merkezinde adım çıkmıştı eminim çünkü 2-3 haftalık süren süreç boyunca beni her aradıklarında artık hepsi beni tanıyordu. Son 1-2 işlem kalmıştı, yine rampa yapıyorlar, şubeyi aradım, telefonda münakaşa felan devam ederken etek-döpyesli hanfendi “beyfendi ben sizi müdürüme bağlayayım, biz çözemiceeyiz bu meseleyi” dedi. Ben de cevaben, “çok iyi olur, bir müdürle konuşmayı çok isterim” dedim. Bağladı, müdürle konuşurken sokak ağzı ile konuşmanın yanında buna bir de uzun dönem asker yatakhanesi jargonu ekledim ve müdür çok gerildi, o da etek-döpyesliydi. Konuşmanın bir yerine de ki buna konuşmanın sonu demeliyim zira konuşma bu etek-döpyesli ablanın telefonu yüzüme kapaması ile son buldu, herneyse, işte konuşmanın o yerinde bana “ben bu bankada direktörüm, sizin kredi kartınız özel bir kart ve limiti çok yüksek olduğu için ve ayrıca maaşınızı yıllardır bizden aldığınız için telefonunuzu aldım, yoksa bu telefona bakmazdım, siz benimle bu şekilde konuşamazsınız” dedi. Ben de cevaben “neden konuşamayacak mışım janım, senin olayın ne” dedim, zira bankam beni çok seviyordu ve aramızda samimi konuşmalar neden geçmesindi ki. Neden olmasındı? Onu diyince hanfendi telefonu yüzüme kapattı. Birkaç gün sonra yüksek limitli kartım ve tüm hesaplarım artık kapanmıştı. Bu yüsek limitli kartı ben hiçbir zaman istememiştim, maaşımdaki artışa göre sürekli limitimi yükseltiyorlardı. Ama benim harcamalarım hiç değişmiyordu, bu kartı mümkün olduğunca hiç kullanmıyordum. Ama kart ücretini çatır çatır alıyorlardı.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Değiştirdin de Ne Oldu?

Reklamlara gelelim mesela, orda bile bankan seni öylesine çok öylesine sever ki korkarsın! Akbank mesela, aşk temalı bir reklamı var, böyle bir sürü oğlan ve kız şarkı söylüyor, Akbank’la aşk felan birşeyler diyorlar, allah var müzik ilgi çekici böyle farklı sesler, farklı yerlerden, şarkı metninin farklı yerlerinden başlayarak geliyor. Bir de kırmızı kırmızı kalpler var. Aşk var, tema aşk. Bankan seni seviyor.

Birkaç yıl önce Araba alırken Akbank’tan kredi almıştım ama neden kredi aldığımı hala düşünürüm zira o arabayı alacak peşin param vardı. Bankacı bir arkadaşıma sordum tanıdığın var mı diye, beni bir şubeye yönlendirdi. Gittim. Krediyi hemen verdiler. Bankan seni çok sever ve maaşın düzenli yatıyorsa krediyi tiko para hemen önüne koyar. Krediyi veren memur bir numara çekti, dediki “kredi miktarınız şu kadar Mehmet Bey, ama siz her ay şu kadar ödeyeceksiniz, ben ödemelerinizi ayarlicam” dedi. Ben bunda bir çapanoğlu olduğunu bildiğim için “yazılı kağıt verirsen olur” dedim. Yazılı belge verdi. Krediyi 4-5 ayda ödedim ve kapattığıma dair belge almak için başka şubeye gittim. Şubedeki etek-döpyesli kadın “birkaç adır ödeme yapmamışsınız” dedi. Ben de “iyi bak, yaptım, ödeme de kalmadı artık” dedim. Yani o şube ile yaşadığımız flört sona ermişti ve ben yeni bir aşka yelken açmalıydım artık. Zira bankam beni hep çok seviyordu. “Ben birşey yapamam, krediyi aldığınız şubeyi arayın” dedi. Nasıl olur, aynı banka değil mi, sistemden bak, o şubedeki çalışma arkadaşını ara, konuyu öğren dedim. Yanaşmadı. Zira bankalarda “çalışma arkadaşı” olur fakat arkadaşlık olmazdı, orayı atlamıştım.

Neyse, krediyi aldığım şubede bana krediyi veren elemanı aradım. “Ne ayak?” dedim. Çapanoğlu çıkacaktı, emindim. “Mehmet Bey size söylediğim ayarlama vardı ya, onu ben birkaç ay yaptım ama ben izindeyken şubedeki arkadaşlar atlamış yapmamış, kredi birkaç ay ödenmemiş gibi görünüyor ama o kısmı sorun değil, halledicem, sadece 200 lira civarında bir masraf ödemeniz gerekiyor “dedi. Ben de cevaben “Hem bu parayı ödemem hem de bu konu uzarsa konuyu farklı mecralara taşırım dedim.” Öyle diyince ses tonu değişti, çok bozuldu ve cevaben, “Ben cebimden mi ödeyeyim Mehmet Bey?” dedi. Ben de cevaben “Yok, cebinden ödeme, hani o ayarlama yapmayı unutan şube arkadaşların var ya, aranızda bölüştürün, para toplayın, hepiniz birden ödeyin” dedim. Cümle aynen buydu, bu cümleyi duyunca daha da bozuldu, çok bozuldu. Aslında bozulmamalıydı zira bankacılar parayı ve para toplamayı severler. Kimin düğünü, sünneti, vs. olsa şubede para toplarlar ve arkadaşlarına takdim ederler. Hatta bazı bankalarda resmi olmayan fon vardır, para toplanır, her ay kurayla şanslı arkadaşa toplu para verilir. Para içinde yüzmenin sosyal etkinlikleri de para ile olur, olmasın mı?

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İşyerindeki PlayStation da Kurtaramayacak Seni

Bu konuşma geçerken ben şubedeydim ve sesimi özellikle yükselterek konuşuyordum, şube çalışanları da duyuyordu. Konuşmanın bir yerinde “ayrıca şu anda bulunduğum şube krediyi kapatmıyor, talimat ver kapatsınlar” demiştim. Şubedeki müşteri temsilcilerinden biri ben hala telefondayken konuşmamı bitirmemi beklemeden yüksek sesle “kapatırız ama önce ödeme yapın” demişti. Hani yukarda bahsettim ya, borcun varsa bankan ve bankacıların çirkinleşir diye, bırak borcun olmayı borcun yoksa ama borcun olma ihtimalin varsa bile çirkinleşirler. Ama olsun, yine de Akbank reklamları aşk temalıdır ve bankan seni çok sever, hep sever ve hep öpmek ister. Severcesine öpmek ister.

Sonra şu Garanti Bankası. Genel Müdürleri duygusal adamlardır, emekli olurken gözyaşı dökerler ve Ferit Şahenk onlara bir yudum su verip teselli eder. Ferit Şahenk iyi bankacıdır ama medya patronluğu ile papağanlığı birbirinden ayırt edemeyecek kadar da kötü bir medya patronudur, tarz adamdır, iyi giyinir ve pantolonu göbeğinin üstüne kadar çeker. Garanti Bankası müdürleri dedik, ya da bunlar emekli olunca bir seçkin insan hobisi olan şarap üretimine felan başlarlar. Yelken her daim olmazsa olmazlarıdır. Reklamları yıllar önce buldukları bonus temalıdır hep. 400 liralık alışverişe 30 lira verir, bunun için Sarp Apak bonus baba olur ve o kendine has mutlu insanmış gibi yapan rolleme ile Altan Erkekli fonda avazı çıktığı kadar bağırır.

Bu bonus reklamları evlere şenliktir. Bonus kafa bir baba figürü, bonus kafa bir anne figürü ve bonus kafa bir akıllı bıdık sınıf birincisi kontenjanından fırlamış bir çocuk figürü. Ailenin tatile gidecek parası yoktur ama seni çok seven bankan imdadına yetişir ve 400 liralık benzin alırsan sana 30 lira verir ve sen tatile gidebilirsin. Bunu o bonus kas kafalı baba akıl edemez, bonus kafalı akıllı bıdık sınıf birincisi kontenjanından katılan çocuk akıl eder ve bonus kafalı annesinin takdirini alır, baba numarayı yemez ama bonusun verdiği 30 lirayı duyunca kabul etmek zorunda kalır.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Çift Lavaşlı Dürüm Ve Özel Okul

Güzel olan, böylesine ata erkil bir toplumda baba figürü ile böylesine dalga geçilebilmesidir. Nede olsa insan kendiyle dalga geçebilmelidir arada, en güzel mizah bu deği midir sencede? Nerde hani evimizi geçindiren baba? Nerde hani bizi koruyup gözeten, bizim için herşeyini feda eden baba? Daha bizi bir tatile bile götürmüyor bonus olmasa, okul masraflarımızı bile karşılayamayacak bonus olmasa.

Sanmaki Garanti’nin bonusçukları yalnızdı bu konuda, Yapı Kredi de aynen kopyalamadı mı bu komik-şapşal-beceriksiz-çulsuz ve her daim bankasına muhtaç baba figürünü? Kopyaladı elbette, zira hem reklamlarda hem de sözüm ona -ürünlerde- bankan hep birbirini kopyalar ve yine seni çok sever.

30 lirayla tatile mi gidilir deme, mesele İzmir’in Çeşme ilçesinde 25 liraya bir pide söyleyip bunu bonus kafa baba, bonus kafa çocuk ve bonus kafa anne üçe bölüp yiyebilirler! 25 liraya pide olur mu çok pahalı deme. Türkiye’de tatile gidersen 25 liraya pide yersin ege sahillerimizde, yanına şezlong parası almayı da unutma emi!

Eskiden İmar Bankası vardı. Dolarımıza-Markımıza yüksek faiz verirdi ve kadın bacaklı reklamı ile bizi otomabillendirirdi! Reklamlarında bir at koşar, bir otomobil görünür, bir kadın bacağı ağızları sulandırır ve takım elbiseli Uğur Dündar saçlı ve Amerikalı duruşlu bir abimiz bize seslenirdi.

O zaman da bankan seni çok severdi. Şimdi Cem Uzan yurtdışına yerleşti yerleşeli o sevgi long distance love’a dönüştü ama üzülme, WhatsApp var, chatleşip -slm-, -asl- diyebilirsin uzaktan uzağa, hatta bankan seni o kadar çok severki -cam açar- arada!

Ha bir de Anadolu insanını gösterip arka fona bir türkü koyma var. Mesela VakıfBank bunu çok sever. Her bayram anane, babane, dede felan, bunların eli öpülür. Her bayram öncesi -acil ihtiyaç kredisi- verir. Hep yanımızdadır. Hep Türkiye kazansın ister, hep her daim Anadolu çocuğudur, arka fonda türkü ve Selamsız Bandosu’nu andıran köyler, kasabalar, yollar, güneş batmakta olan türkiyem vardır reklamlarında.

Bir de komik olma tutkusu var seni çok seven bankanın. Recep İvedik Halkbank reklamı olmasa yurtdışına gidebilir miydi sence? Turist otobüsünün üzerine çıkabilir miydi öyle?

Ya da Cem Yılmaz İş Bankası’na Arog’daki Arif tiplemesinin değişik versiyonlarını her reklamda kopyalayıp kopyalayıp kitleyerek bulmadı mı milyonları?

Ziraat’i felan da es geçmeyelim. Kasketli, massey fergusonlu, elleri nasırlı çiftçimizin her daim dostu, her daim seveni.

Bankan seni sever, çok sever ve hep öpmek ister. Allah var, seni seviyor ve hep öpmek istiyor! Hep yanında, hep aşkla, hep 30 lira bonusla, hep seni otomobillendirecek, hep türkülerle türkiye, hep anane, banane, dede eli öpülecek her bayramda her acil bayram kredisi ihtiyacına cevap verirken.

Uzat yanağını, bankan öpücük konduracak, bankan seni çok seviyor!

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )

Yazıyı paylaş!