Benim Londram Benim Dalstonum

Saint Paul Katedrali ve London Bridge

Bu yazı ile Londra’nın en renkli yerlerinden Dalston’u tanıma fırsatı bulacaksınız. Doğu Londra’yı anlatacağım fakat fotoğraflarda sadece Dalston’u değil; Londra’nın farklı yerlerinde çektiğim fotoğrafları da bulacaksınız.

Londra’nun Dalston bölgesini gezdiğinizde sadece Dalston’u değil, Londra’nın Dalston’a yakın diğer renkli bölgeleri Hackney, Shoreditch ve daha da genelinde Islington’ı görme ve tanıma fırsatınız olur.

Bu yazıda sizlere nerde yemek yediğimden, nerde traş olduğumdan ve market alışverişini nerden yaptığımdan bahsedeceğim.

Nerde yemek yediğim değişiyor zira Londra deniz-derya bir yer. Nereye gittiysem orda yemek yiyorum ve bazen de yemek yemek için gittiğim yerler oluyor. Onun için farklı restoranlarda farklı dünya lezzetlerini tatma fırsatım oluyor.

Nerelerde neler yediğimi anlatmadan önce bakkal ve market alışverişlerimi nerde yaptığımı anlatmak isterim. Ama ondan da önce şu nerde traş oluyorum mevzusuna gelelim. Bu konu önemli çünkü saç modelini tutturan berber bulmak Türkiye’de bile zor, hele bir de Londra’ya geldiysen iyice zor.

Londra’da berberler çeşit çeşittir. Heryerde öyle değil mi diyeceksiniz. Yok değil. Mesela Türkiye’de sadece fıstık gibi kızların çalıştığı erkek berberi bulamazsınız. Henüz öyle birşey yok.

Evim ve Sokağım

Ama Londra’da durum bu. Londra’nın neresine giderseniz gidin bu tür tarz berberler çoktur. İçerisi berberden çok lüks bir otelin lobisini andırır ama fiyatlar kazık felan değildir. Ayrıca lüks otel lobilerindeki ruhsuzluk buralarda yoktur. Aksine oldukça renkli ve eğlenceli yerlerdir.

Nerde kaça traş oluyorsanız orda da o fiyata traş olursunuz. İngiliz berberler dükkanlarına çok ama çok önem verirler. İçerisi hem dekor, hem berber masaları, aynalar, berber koltukları, tablolar, televizyonlar, vs. hepsi çok tarzdır.

Biliyorum bu fıstık gibi kız lafına biraz takılacaksınız ama bayanlara hitap eden kızıl saçlı İskoç ya da canti Anglo-Sakson İngiliz çocuklar da var, merak etmeyin. Bu berberlerin bir kısmı unisex yani hem kadınların hem de erkeklerin gidebildiği yerler.

Shoreditch, Dalston ve Harringay Green Lanes

İçerde oturur, çayınızı-kahvenizi yudumlarken gazete-dergi okursunuz. Ortam böyle canti olunca muhabbetler de ona göre daha bir usturuplu şekilli oluyor. Kemal Sunal’ın bir filmindeki “aldım karıyı, bastım tokatı bastım tokatı” gibi maço ama maço olduğu kadar da yalan muhabbetler olmuyor.

Yıllar önce 2005 yılında Bournemouth’ta yaşarken böyle bir berbere traş oluyordum. Berberim Polonya’nın Varşova şehrinden orta yaşlı mavi gözlü bir kadındı. Güzel saç kesiyordu. İşe gittiğimde kime traş oldun dediklerinde bunu söylüyordum. Arkadaşlar uzun süre saçlarımı bir arkadaşım kesiyor sanmışlardı çünkü saçlarımı Polonyalı bir kadın kesiyor dediğimde bunun bir berber olacağı akıllarına gelmiyordu.

Kızlara fotoğraf için bir gülümseme alabilir miyim dedim, kadeh bile kaldırırız dediler. Angel’da kanalda bot keyfi

Şimdilerde ise Londra’da bir Türk berberine gidiyorum ve çok memnunum. Bu berberi özellikle Türk berberi olsun diye seçmedim. Dalston’da caddede dikkatimi çekti, rastgele girdim, saçımı tarif ettim, adam saçı kesti ve tarifimi tam tutturdu. O gün bugündür bir daha da berber aramadım.

Ondan önce yine Dalston’da birkaç Türk berber denemiştim ama hiçbiri hoşuma gitmemişti. Frekanslar tutmayabilir. Berberim orta yaşlı bir adam. Hiç konuşmaz ki bu durum beni çok memnun ediyor. Ben de hiç konuşmuyorum. Merhaba-merhaba. -Saçınızı her zamanki gibi kesiyorum- diyor. Ben de -tamam olur- diyorum. -Çay içer misiniz- diyor sağolsun. -Bir daha ki sefere- diyorum. -Tamam nasıl isterseniz- diyor ve saçlarımı kestirip -hepinize kolay gelsin arkadaşlar- diyip ayrılıyorum.

Angel Kanal Festivali 2018

Fiyatlar uygun. Ben 15-20 sterlin arası veriyorum, o civarda. Türk berberlerinde fiyatlar bu civarda. Yukarda bahsettiğim, ortamı biraz daha klas olan İngiliz berberlerine giderseniz fiyatlar biraz artabilir. Ama ortamlarını beğenirseniz o fiyatlara değer. Traş insanın aynasıdır ve kendine bakmak insanı mutlu ediyor. Ara sıra kendine özenmek iyidir.

Çok konuşmayan berber tam bana göre zira Türkiye’de taksiciler bir-berberler iki. Bunların çok konuşanları ordinaryüs profosördür, herşeyi bilirler. Ha bu muhabbet sizin hoşunuza gidiyordur. Olabilir. Ama benim hoşuma gitmiyor.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngilizler Gerçekten de Soğuk, Kibirli ve Türk Düşmanı Mı?

Dalston’da gittiğim berberin ismi Koray Gents Hair Salon. Ben memnunum.

Gelelim bakkal-market alışverişine. Bu konuda kendimce çok güzel bir kombinasyon geliştirdim. Yani o kadar ki Bu Tarz Benim’den İvana Sert görse “BIzimlesin Memetçim” bile diyebilir. Tabi İvana Sert’ten bir bIzimlesini kapınca merdaneyi de kafamıza yeriz o ayrı konu.

Dalston’da birçok Türk marketi var. Kasaplar da öyle.

Princess May Road’un karşısında Beyond Retro isimli harkulade retro kıyafetler satan bir yer var. Oraya bir ara mutlaka gidin. Gidemezseniz internet sitesine gir bakın. Ben ara sıra ordan alışveriş yapıyorum. Mesela geçenlerde christmas jumper dediğimiz yılbaşı süeterlerimizi Beyond Retro’nun internet sitesinden aldık.

İşte onunla aynı sırada bir sokaktan karşıdan karşıya geçince Şirwan Market var. Eski ismi Şirwan’dı. Geçenlerde gittim Elif Market olmuş.

Hammersmith

Ama hizmet değişmedi. Yine aynı. Bu markette herşeyi ama herşeyi bulursunuz. Öyle ki Türkiye’de bulamayacağınız Türk ürünlerini bile burda bulabilirsiniz. Sadece sizin-benim gibi normal insanlar değil, Türk restoranları da buraya gelir malzemelerini burdan alır.

Bir örnek vereyim. Biz burda patlıcan-biber kurusu bile gördük ve aldık. Dolma yapmak için kuruluğu nerden bulacaksınız da alacaksınız düşünün. Burda var.

Yoğurttur, mercimetktir, pirinçtir, açık zeytindir, çaydır, yağdır, şekerdir, yufkadır, sebzedir, meyvedir, ya işte aklınıza ne ama ne gelirse var koca markette. Ben ara sıra gidip ordan alışveriş yapıyorum ve fiyatlar da uygun diyebilirim.

Jidori Dalston, Sutton&Sons ve Victoria&Albert Müzesi’nin kafeteryasında yemek yerken

30 sterlinin üzerinde alışveriş yaparsanız alışveriş kartınıza bir pul yapıştırıyorlar ve bunlardan 10 tane olursa 30 sterlinlik ücretsiz alışveriş kazanıyorsunuz. Eski ismi ile Şirwan şimdiki ismi ile Elif Market’te 30 sterlin iyi para, bir sürü şey alabiliyorsunuz.

Yine aynı sırada aşağı doğru gelirseniz yani Liverpool Street yönüne doğru gelirseniz Super Butcher isimli bir kasap var. Bu kasap aynı zamanda hemen yanınızdaki Super Kebap ile aynı kişilerin. Ben lahim sini yani Antakya’nın meşhur tepsi kebabını yapacağım zaman eti burdan alıyorum. Bugüne kadar bir sıkıntı yaşamadım, memnunum.

Et demişken, eti bazen de M&S’ten alıyorum, fena değil. Ama taşadığınız bölgede iyi bir kasap bulursanız kasaptan almak genelde daha iyi olur.

Biraz daha aşağı doğru gelince Tesco market var hemen Rio Cinema’nın karşısında. Ordan da baya alışveriş yapıyorum. Özellikle günlük alışverişlerimde Tesco’ya çok gidiyorum. Çok büyük değil ama günlük şeylerin hemen hepsi var. Tesco’da fiyatlar uygundur. Mesela ben haftada 2 ya da 3 kere somon balığı pişiririm. Somonu Tesco’dan aldığım da olur. İki dilim somon 4.75 sterlin ve bu iki dilim somon iki kişiye fazlasıyla yeter. Tepsiye yeşil biber, domates, sarımsak, gönlüne göre mısır ve patates ya da patlıcan da koyarsın. Kocaman bir yemek olur. Her bir somon dilimi bir kişiye.

Dalston Kingsland High Street’teki tek Tesco burası değil. Bu caddede bir tane daha var.

Londra Metrosu. İngilizler’in deyimi ile -tube-

Tesco’nun hemen karşısında bir bakkal var. Türk bakkalı. Rio Cinema ile aynı sırada, Rio Cinema’nın hemen dibinde. Bu bakkalda da başka yerde bulamayacağınız çok şeyi bulursunuz. Mesela ben günlük yoğurdumu burdan alırım. Yoğurtlar Almanya ve Hollanda’dan geliyor, markalarından belli. Baya marka var. Tadından ve kalitesinden de memnunum. Türkiye’dekilerle yarışır kesinlikle.

Yine bu bakkaldan taze maydonoz, çarliston biber, domates, yazın karpuz, patlıcan, çekirdek, turşu felan derken baya birşey alırım. Meyve sebzesi her daim taze.

Rio Cinema demişken, size bir ara Dalston’daki tarihi Rio Cinema’yı da anlatmak isterim. Ama o başka bir yazının konusu. 100 yıllık sinemadır ve değişik filmler gösterir, farklı festivaller ve etkinlikler burda olur.

Tesco’dan alışveriş yapmanın yanında Marks and Spencer yani M&S’ten de baya alışveriş yaparım. Önceden Dalston’da M&S yoktu, 2018 yılının yaz aylarında geldi. Dalston Kingsland Overground istasyonunun hemen yanında yani Kingsland Road üzerinde çok merkezi bir yerde.

M&S benim gözümde efsane bir markettir. Hazır yemek konusunda bir numaradır. Hazır yemekleri lezzetli, taze ve erişilebilir fiyattadır. Çalışanları çok yardımseverdir, birşey sor işi-gücü bırakır size yardım ederler. Fiyat olarak Tesco’dan birkaç tık fazladır fakat buna kesinlikle değer ve bu birkaç tık fazlalık erişilemeyecek bir fiyat farkı yaratmaz.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Ne Olacak Bu İngiltere'ye Gelme Diyenlerin Hali?

Yine somonu ara sıra M&S’ten alırım. Somon konusunda Tesco’dan farklı olarak M&S’te farklı tür somonlar bulabilirsiniz. Hangi tür ve hangi denizin somonu olduğu paketin üzerinde yazar. Ayrıca sadece somon değil diğer birkaç başka balık türünden de bulabilirsiniz. Dondurulmuş deniz ürünleri de var.

Shoreditch’ta Dictionary Hostel’de kaldığım günlerden birkaç kare

M&S da günlük alışverişlerimde uğrak yerlerimden biridir. Çayı, kaymağı, tereyağını, ekmeği, balığı, sebze-meyveyi, İspanya’nın fındık karpuzunu, kavunu, çiçeği vs. birçok şeyi burdan alırım.

M&S’in yanında Dalston’ın ana caddesi üzerindeki Kinsgland Highland Shopping Center isimli küçük bir pasaj var. Burda birçok mağaza var. Burda İngiltere’nin en büyük ve en köklü market zincirlerinden biri olan Sainsbury de var. Sainsbury’de de M&S gibi gıda alanında birçok şeyi bulabilirsiniz. Sainsbury’nin önemli bir farkı gıda dışında da çok şey bulunabilmesi. Buna giyim, elektronik, kitap, dergi, mutfak malzemesi, elektrik malzemeleri vs. gibi. Bu açıdan bazen hiçbiryerde bulamadığım şeyleri ben Sainsbury’de buluyorum.

Gıdada da Sainsbury fena değil. Balık sadece paketli satılmaz. Açık balık reyonu da var. Yine somonu burdan alabilirsiniz.

Çiçek demişken İngiltere’de marketlerde çiçek satılması olayına ayrı bir parantez açmak isterim. Tesco, M&S ya da diğer marketler olsun, İngiltere’de marketlerde bir çiçekçi ile yarışacak çeşitlilikte ve kalitede çiçek satılır. Hatta saksı çiçekleri bile bulunur. Fiyatları da erişilebilir fiyatta.

Ben mesela bir arkadaşımın doğumgününe, ev partisine, misafirliğe, özel bir güne felan gideceğim zaman mutlaka Tesco ya da M&S’e uğrar çiçek alıp öyle giderim. Bize gelen arkadaşlarımız da çiçekle geliyor. Gerçekten çok güzel oluyor. Bir de illa birşey olması gerekmiyor. Ara sıra eve çiçek alıyorum ve evi güzelleştiriyor. Baya hoşuma gidiyor.

Çiçekleri severim.

Bakkal-market alışverişi demişken bir de Ridley Road Market’ten bahsedeyim. İngiltere’de semt pazarlarına market diyorlar. Dalston’daki Ridley Road Market İngiltere’de baya meşhur. Herşeyi bulabilirsiniz. Market haftanın birkaç günü kuruluyor ve zaten içinde hiç kaldırılmayan yani pazar kurulsa da kurulmasa da açık olan balıkçı, kasap, vs. de var. Burası pazar kurulmasının yanında ayrıca zencilerin takıldığı bir yer. Zenci kadınlar burdaki kuaförlere gidiyor. Burdan ülkelerine para gönderiyorlar. Yemek yiyorlar. Muhabbet ediyorlar.

Hammersmith’te Cuma günleri kurulan yemek pazarı ve Hammersmith’te her öğle arası gittiğim park

Semt pazarı olmasının yanında çok renkli bir yer. Ridley Road Market Bar isimli bir de barı var ki eğer bir arkadaşınız felan alıp seni götürmediyse burda bu yerin olacağı aklınıza gelmez.

Buraya takılan kitle hipster dediğimiz retro giyinen, retro yaşayan, retro takılan bir kitle. Çalan müzik funk&soul, 80s, R&B. Çıkan DJ’ler oldukça iyi, bazen zenci kız DJ’ler çıkıyor ve hem çok iyi çalıyorlar hem de çok eğlenceli insanlar, çalarken kendileri de çok eğleniyor. Cuma-Cumartesi günleri mekan oldukça kalabalık oluyor.

Burda bazen enteresan şeyler de geliyor başıma. En son gittiğimde yıllar önce Türkiye’de Alcatel’de birlikte çalıştığım birkaç çalışma arkadaşıma denk geldim, muhabbet ettik. Vay bilader dedik, dünya küçük.

Nerde traş olduğumu ve nerelerden alışveriş yaptığımı anlattım. Şimdi gelelim nerde yemek yediğime.

Dediğim gibi nerde yemek yediğim değişiyor ve geniş bir konu. Mesela birgün bir arkadaşım bir restorana davet ediyor, gidiyorum. Bir yer tavsiye ediyor ve hoşuma gidiyor, gidiyorum. Ya da yolda yürürken karnım acıkıyor, etrafıma bakıyorum, güzel bir yer denk gelirse gidiyorum.

Ya da daha da enteresanı Londra’da hemen hemen tüm müzeler ücretsiz ve her müzenin mutlaka restoranı ve kafesi var. Müzeye gittiğimde tüm gün müzeyi gezeceğim derken karnım acıkıyor. Müzede yemek yiyorum, baya güzel yemeği olan müze kafeleri var. Mesela Victoria&Albert müzesinde yediğim etin tadı hala damağımda. Fransız usülü et pişirmiş namıssızlar, bu kadar mı lezzetli olur bilader!

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Londra'nın Müzeleri ve Müze Kültürü

Özetle yemek yediğim her yeri bir yazıya sığdırmak istemem. Dalston’da ve farklı yerlerde aklıma bir çırpıda gelen yerleri sayabilirim.

Angel Kanal Festivali 2018

Dalston’da baya bir Türk restoranı var. Kaliteleri tartışılır ama kebap yemek istiyorsan fena değildir. Rakı da içebilirsiniz.

Ben ara sıra İstanbul Restoran’a gidiyorum. Kingsland High Street’te Rio Cinema ile yine aynı sırada, yukarı yani Stoke Newington yönünde yukarda bahsettiğim Koray Gents Hair Salon’un hemen yanında. Her türlü kebap ve pide mevcut. Servis iyi. Fiyatlar oldukça uygun. Uygun fiyata kebap ve pide yiyebilirsiniz ve burası da Londra’daki birçok kebapçı gibi porsiyonları oldukça büyük olan bir restoran.

Ara Sıra Ali Baba kebaptan humus dürüm, chips-and-humus, chips-in-pita, tavuk dürüm de alıyorum.

Evin Cafe isimli bir kafe var. Çalışanlar ve sahipleri güler yüzlü. Birçok Türk yemeğini bulabilirsiniz. Fena değil. Orta gibi bir kalitede. Fiyatlar erişilebilir durumda. Türk mezelerini felan özlediyseniz gidilebilir. Kingsland Road’daki Tesco’nun hemen karşısında.

Evin Cafe’yi biraz geçip 2-3 dakika yürüyünce güzel bir kafe var. ismi Köyüm Cafe. Kahvaltı, gözleme ve başka Türk yemekleri de var. Burda da Türk kahvaltısı yapılabilir. Gözleme yenebilir.

Dalston Junction Overground istasyonundan çıkıp yukarı Stoke Newington tarafına doğru yürürken Pizza Union var. Pizzaları ince hamurdan ve lezzetli. Fiyatları oldukça uygun. Orda pizza yiyorum.

Highgate

Geçenlerde Dalston’a KFC açıldı, bazen ordan sipariş veriyorum. Deliveroo ile geliyor.

Soke Newington’da Suttons and Sons var. Levrek ve Fish&Chips’i güzel yapıyorlar. Bazen oraya gidiyorum ve bazen de ordan sipariş veriyorum. Yine Deliveroo getiriyor. Porsiyonlar hem büyük hem de balığı lezzetli yapıyorlar.

Yine Stoke Newington’da Babel Art Cafe var. Oraya çay-kahve içmeye, yemeğe ve kahvaltıya gittiğim oluyor. Sahibi sanırım Antakyalı. Yemekleri güzel. Kahvaltısı da güzel. Ortam da güzel. Bazen canlı müzik, sanat etkinlikleri, kültürel buluşmalar felan oluyor. Onlar da baya güzel oluyor.

Hatta geçenlerde bloğum vesilesi ile tanıdığım arkadaşlarımla Babel’de kahvaltı yaptık. 15 kişi vardık. Baya güzel oldu.

Stratfor’da tiyatro çıkışı ve Mile End’de yaşadığım dönemde evimim tam karşısındaki Mile End Park

Biraz daha yukarı çıkıp Church Street’e gidersen orda Camia Deli isimli bir kafe var. Birgün Church Street’te yürüyordum, karnım acıktı. Hemen yanımdaki kafeye girdim. Bir de ne göreyip sahipleri Türk. Ben de Türkçe konuştum. Güzel bir sandeviç yedim, Türkçe konuştuğum için yanında fasülyeki enfes bir salata ikram ettiler. Çok lezzetliydi. Ara sıra Camia Deli Cafe’ye giderim. Kahvaltıları, sandeviçleri, fokaçyaları felan oldukça lezzetli. Seviyorum.

Türkçe demişken, birisi Türk ise ben Türkçe konuşurum. Türk’se zaten Türkçe konuşulur zaten, o nasıl oluyor diyeceksiniz. Hayır, İngiltere’de doğmuş büyümüş ya da İngiltere’ye çok küçük yaşta gelmiş biri olabilir. Dolayısıyla Türkçe bilmiyor olabilir. Bu durumda İngilizce konuşmak durumunda kalırsınız.

Ama iki taraf ta Türkçe biliyor ve Türkçe konuşmuyorlarsa bunun adı benim kitabımda ruhsuzluktur.

Yine Dalston’da Jidori isimli bir Japon restoranı var. Yemekler gayet lezzetli. Fiyatlar ise uygun diyemeyeceğim. Ara sıra gidilebilir. Buna değer ama fiyatlar sık gidilmeyecek ayarda.

Jidori’nin hemen yanında dilim pizzası ile ünlü Voodoo var. Bir kere gittim, fena değil. Birkaç arkadaşım baya övüyordu. Ama sanırım -lezzetli ama o kadar da abartılmayacak yerlerden- kategorisine alınabilecek bir yer. Sadece biraz tarz yer diye adı çıkmış. Ama denemeye değer.

Dalston’da benim gittiğim ve aklıma gelenler bunlar. Dalston, Hackney ve aşağıya doğru Shoreditch son yıllarda çok popüler ve trend yerler oldu. Bir sürü restoran, kafe, bar, pub var. Hepsine gitmek uzun zaman alır.

Mesela Dalston’da zencilerin takılma yeri Gillett Square’ın etrafında da ilgi çekici kafeler, restoranlar, publar var. Mildmay tarafında da var. Tüm Dalston ve Stoke Newington bunlarla dolu.

Shoreditch demişken; Shoreditch’ta bir vietnam restoranları kümelenmesi var, aklınız durur. Ve hepsi de akşamları ve hafta sonları full çekiyor. Vietnam yemeklerini ben çok severim ve tavsiye de ederim. Mutlaka tadın. Burdaki yazımda da Sen Viet isimli vietnam restoranında bir akşam yemeğimizi anlatmıştım.

Shoreditch

İşte böyle. Dalston, Hackney, Shoreditch, Liverpool Street ve Angel’da çok güzel günlerim oldu ve bu devam ediyor. Londra’yı severim. Londra’nın birçok yerini severim. Dalston, Hackney, Shoreditch, Liverpool Street ve Angel’ı ayrı bir severim.

Dalston’a yolunuzu düşürün ve mutlaka görün. Yiyin, için, gezin. Rio Cinema’da filim izleyin. Ridley Road Market Bar’da funk&soul, R&B, 80s müzik dinleyin ve hipsterların içine karışıp o atmosferi yaşayın. Dalston’da market alışverişi yapın, başka yerde bulamadıklarınızı burada bulursunuz.

Bu yazıyı beğendiniz mi?
mehmetc.com eposta listesine katılın, yeni yazı ve duyurulardan haberdar olun!
Eposta Listesine Katılmayı Onaylıyorum