Bir İngiliz Kızı Irak’taki Savaşa Nasıl Bakar?

Yazıyı paylaş!

Sene 2005 ve 2006. İngiltere’nin Bournemouth şehrindeyim. 2005’in sonlarında doğru 3 aylığına gittim, 9 ay kaldım. 2006’da döndüm. Sabah okula gidiyorum, öğleden sonra biraz uyuyorum. Akşam 5 gibi kebapçıdaki işime başlayıp gece saat 1 gibi bitiriyorum. Ordan birkaç disko, gece kulübü vs. geziyorum. Ya yorulunca ya da sarhoş olunca eve dönüyorum.

O dönem İngiltere’deki hayatım 9 ay böyle geçti. O dönem için güzel günlerdi. Cep telefonu kullanmıyordum. İnternete girmiyordum. Yazılımcı arayan firmalar arayıp iş görüşmesine çağırıyorlardı, gitmiyordum. Toplamda 1 tane iş görüşmesine gittim, o da İngiltere’nin Kayseri’si denebilecek bir yerde Swindon’daydı. Niye gittim nasıl gittim şimdi geriye dönüp baktığımda anlam veremiyorum.

Hayatımın kısa bir dönemidir fakat 9 aya sığmış bir 3-4 yıllık dönemdir. Böylesine okul-kebapçı-gece kulübü/disko döngüsünde kendi şahsına münhasır bir kısır döngüydü. Eğlenceli miydi? Şimdi geriye dönüp bakınca evet, ama o dönem öyle gelmiyordu. Bana verilen hayatı ne yapacağımı bilmediğim ve bilmek te istemediğim bir dönemdi. Öyle uzun uzadıya düşünüp duruyordum bazen, boş geliyordu.

Öğreticiydi. Hatıra da çok, bir ara anlatırım. Bugün bu yazıda bir tanesini anlatacağım. O dönem kebapçıdaki işimi bitirip ordan Borunemouth’un merkezindeki Walk About isimli diskoya gittiğimde yaşadığım bir olaydır.

Gece çıktım. Takılıyorum, tek başımayım. Walk About isimli bir disko var. Eğlenceli bir yerdir. İngiliz gençliği gelir, eğlenir, sarhoş olur, içip içip sapıtır. Ordan kebapçı-pizzacıya gider, zıkkımlanır. Sonra gazetelerde gördüğün dağıtan İngiliz gençliği varya, ordaki fotoğrafların tam tamına aynısını verir.

Mekanda bazen “enteresan” ve çılgın yarışmalar da düzenlenir. Birkaç bira içtim, insanları izliyorum, muhabbet felan da oluyor. Tüm bu eğlencenin en doruk noktasında yarışmaların yapıldığı sahne gibi yerde bir kız gözüme ilişti. Benim hemen yanımda kızlı-erkekli bir arkadaş grubu var. Bu grup kıza bakıp gülüyor, kız da bunlara birşeyler söylüyor ve gülüyor. Kız bunlara, bunlar kıza derken muhabbet gırla gidiyor.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Londra'da Sadece İngilizce Mi Öğrenilir?

Yıl sonu geliyordu ve yeni yıl kutlamarı çoktan başlamıştı.

Kız gerdanını ve sırtını açıkta bırakan bir elbise giymişti. Sırtına siyah rujla yazılmış bir yazı gözüme ilişti. Acaba yanlış mı okuyorum dedim, birkaç kez daha baktım. Okuduğum doğruydu.

Kızın sırtında Basra yazıyordu. Evet Basra. Allah allah dedim, bu Basra ne olaki. İngilizce birşeye benzemiyordu. Irak’taki Basra şehrinin ismiydi ama ne alakaydı? Kızın arkadaş grubundaki çocuklardan birine yaklaştım ve “kızın sırtında yazan Basra ne demek oluyor?” diye sordum.

Çocuk bana gülümsedi ve aynen şunları söyledi: “Demek istiyorki, ben bu sene Basra’daki İngiliz askerlerinden daha mecaralı bir hayat yaşadım”.

Çoçuğa birkaç kez daha sordum ve “aynen böyle mi, Irak’ın Basra şehrinden mi bahsediyoruz ve bu kız ordaki İngiliz askerlerinden daha maceralı bir yıl mı yaşadım demek istiyor?” dedim.

Evey aynen öyle dedi.

Irak’ta savaş ve işgal vardı. Hergün bir sürü insan ölüyordu, aslında öldürülüyordu. İngiliz askerleri Irak’ın Basra şehrindeydi. İnsan öldürüyorlardı. Öldürdükleri insanlar Basralılar’dı.

İngiltere’nin Bournemouth şehrinde yaşayan bir İngiliz kızı İngiliz askerlerinin Irak’ta yaptıklarını macera olarak görüyordu ve kendisinin onlardan daha maceralı bir hayat yaşadığını iddia ediyordu ve bunu siyah rujla sırtı açık dekoltesinden beyaz tenli sırtına yazdırıp gece klubünde kendini dağıtırken arkadaşlarına böyle reklam ediyordu.

İngiliz kızı, Basra’ya böyle bakıyordu ve bu bakış açısını beyaz tenli sırtına siyah rujla böyle kazımıştı.

Basra diyordu…

 

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )

Yazıyı paylaş!