Bir Yazılımcı Ankara Anlaşması ile İngiltere’ye Gidip Nasıl İş Bulur?

Yazıyı paylaş!

Yazılım üretme diğer mesleklere bakıldığında tarihi açıdan yeni bir meslek.

Doktorluk, inşaat mühendisliği, mimarlık, vs. gibi meslekler neredeyse insanlık tarihi ile yaşıt iken bilgisayar mühendisliği ve özelinde yazılımcılık en fazla 50 yıl geçmişe dayanan bir meslek.

Son 20-30 yılda ise çok hızlı bir yükseliş trendinde.

Bu mesleği yapan uzmanlara olan talep tüm dünyada olduğu gibi İngiltere’de de sürekli artıyor ve azalacak gibi de görünmüyor zira neredeyse dokunduğumuz herşeyin içinde bir yazılım var ve dünya yazılım üzerinde dönüyor desem yalan olmaz.

Evindeki kombiden, elinden düşürmediğin cep telefonuna, elektrik sayacından kullandığın arabaya kadar her yerde yazılım var. Hal böyle olunca da tüm bu yazılımları üreten uzmanlara ihtiyaç var. Bugün elektrik kesintisi nasıl hayatı felç edebiliyorsa yazılımların çalışmaması ya da yazılım kaynaklı bir hatanın ortaya çıkması da tüm hayatı felç edebiliyor.

Uçak bileti almaktan tut, bankacılık işlemlerine kadar herşey bir anda durabiliyor.

İngiltere %4 ila %5 genel işsizlik oranı ile iş piyasası açısından işsizlik oranı Avrupa’nın en düşük ülkelerinden biri. Üstelik bu oran nitelikli çalışanlarda çok daha düşük seviyelerde, yani nitelikli bir çalışanın işsiz kalması zor.

Yazılım üretimi doğası gereği analitik zeka ve yüksek konsantrasyon gerektiren bir iş. Bir de sürekli kendini geliştirmeni isteyen bir meslek. Bu yüzden bu mesleği bu niteliklere sahip ve istekli insanlar yapabiliyor. Bu da iyi yazılımcıların kolay yetişmiyor olması sonucunu doğuruyor.

Bu meslek erbaplarına talep çok arz az olunca da yazılımcılar aranan kişiler haline geliyor.

Peki bu pozitif durumun yarattığı fırsatları sen nasıl kullanacaksın? İngiltere’de yazılımcı olarak nasıl iş bulacaksın?

İyi Bir Özgeçmiş Hazırlayarak Başla

Her ne iş yaparsan yap, iyi iş imkanlarına ulaşabilmek için o işi iyi sunmalısın. Sunum çok önemlidir.

Yazılımcıların temel eksiklerinden biri sosyal yönlerinin genelde zayıf olmasıdır. Yazılımcılar bilgisayar başında uzun saatler çalışırlar ve çok analitik düşünen insanlardır. Bu durum yazılımcıların soft-skill diye adlandırılan sosyal becerilerinin geri kalmasına yol açar.

Sosyal becerilerin azlığının yanında sunum becerileri de azdır. Yazılımcılar çok teknik düşündükleri için yaptıklarını normal insanların anlayacağı dilden anlatmakta zorlanırlar.

Onun için yaptığın işleri gerek yazılı gerekse de sözlü sunmayı öğrenmeli ve bu konuda kendini geliştirmelisin.

Bunun yanında yaptığın işin değerini gözlemeli ve çalıştığın şirketlere neler kattığını bilmelisin. Bir yerde ne kadar çalıştığın elbette önemlidir fakat daha da önemlisi çalıştığın yerde ne gibi bir katma değer yarattığın, yani şirkete ne kazandırdığındır.

Sade, anlaşılır ve yeterince detaylı bir özgeçmiş hazırlamalı ve bu bahsettiğim noktayı yani çalıştığın şirketlerde yaptığın işlerin ne gibi katkıları olduğunu öne çıkarmalısın.

Microsoft Word’den ya da internetten birkaç çarpıcı özgeçmiş şablonu bularak bunları incele ve seni en iyi yansıtabilecek şablonu bul. Direk aynısını kopyalama ki özensiz imajı vermesin. Fakat çok farklı olacağım diye hem gereksiz zaman harcama hem de okuyan kişiyi yoracak bir format ve şablon kullanma.

Özgeçmişine çalıştığın yerleri, buralarda yaptığın işleri ve aldığın sorumlulukları mümkünse rakamlar belirterek yaz.

Eğitim durumun ve sahip olduğun sertifikaları da eklemeyi unutma.

Adres kısmına sadece şehir yazsan olur.

Bunlar bir özgeçmişin temel çatışını oluşturur. Burda rakam belirtin ile kastettiğim şey örneğin senin geliştirdiğin yazılım şirkette nerde ne amaçla kullanılırken nasıl bir sonuç elde edilmesine yaradı? Şirkete direk para kazandırdı ise bunun miktarı ne? Şirkete direk para kazandırmayıp başka sistemlerle birlikte kullanıldı ise fark yaratan şey ne? Bunları kısaca 1-2 cümle ile de olsa belirt.

Türkiye’de özgeçmişlerde medeni durum, askerlik durumu, hobiler ve fotoğraf yer alır. İngiltere’de bunlar özgeçmişe koyulmaz ve koyulması tuhaf karşılanır. Üstelik iş görüşmesinde bu ve benzeri bazı şeylerin sorulması kişisel alana girmek olarak algılanır ve kanunen yasaktır. Dolayısıyla bunları özgeçmişine yazma.

İngiltere’de iş görüşmesinde sorulması yasak olan sorulardan laf açılmışken, bu konudaki yazımı burayı tıklayarak okuyabilirsin.

Referans sadece iş teklifi alırsan sorulmalı ve o durumda vermelisin. Referanslarını özgeçmişinize önceden yazmana gerek yok zira özgeçmişini birçok kanalda yayınlayacaksın ve birçok insan okuyacak. Bunların hepsinin senin referanslarının isim ve iletişim bilgilerini görmesine gerek yok. Sadece son aşamaya gelmiş ve teklif alma durumunda referanslar istenebilir ve verilir.

Burda referanslar hakkında önemli bir hatırlatma yapayım; bazı rectuiterlar yani İK firmaları ortada iş teklifi yokken bile yani iş son aşamaya gelmediği halde ısrarla referans isterler. Bu durumda vereceğin cevap hayır olmalı. Bu recruiterların bunu yapmasının sebebi sana iş bulmak değil.

Daha önceden çalıştığın yerlerden kontak bulup onlara İK yani işe alım hizmeti satmak. Bu tür recruiterlara ben “shark” yani “köpekbalığı” recruiter diyorum ve bu taktik uyguladıkları taktiklerden sadece biri. Dikkat etmelisin. Özetle iş teklifi aşamasına gelmeyen görüşmelerde referans kişi ve kontak verme.

Çok uzun özgeçmişler hazırlama. 2-3 sayfayı geçmesin.

Yazılımcılar farklı pozisyonlarda çalışabilirler. Yazılım takım lideri olabilirsin, ürün müdürlüğü yapabilirsin, ya da direk sadece yazılım geliştirme yapabilirsin. Bu durumlar için farklı birkaç özgeçmiş hazırlayabilir ve ilanda geçen işe en çok uyan özgeçmişin ile başvuru yapabilirsin.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngiltere'de NINo - National Insurance Number Nasıl Alınır?

Başvuru Yerleri ve İşverenlere Ulaşmak

Recuiter Web Siteleri ve Büyük Recruitment Siteleri

Günümüzde hemen herşeyde olduğu gibi bu konuda da herşey artık internette yapılır durumda. İngiltere’de her iş kolunda eleman bulma oldukça profosyonel bir şekilde yapılmakta ve onlarca recruiter (İK firması) şirket var. Bu şirketlerin hepsinin web sitesinde iş ilanları yer alır. Ayrıca bu şirketler açık pozisyonları bu konuda hizmet eden çok büyük iş arama sitelerinde ve Linkedin’de de yayınlarlar.

Bu sitelerde profil oluşturup, gerekli bilgileri ve anahtar kelimeleri girmeli ve siteye özgeçmişini eklemelisin. Bu sayede binlerce recruiter şirket özgeçmişini görebilir ve seninle temasa geçer. Onların seninle temasa geçmesinin yanında sen de mutlaka pro-aktif ol ve profiline uygun işlere başvur.

İş başvurularının sayısı önemlidir.

Elbette mümkün olduğunca çok firmaya ve fırsata ulaşmak en güzelidir fakat her önüne gelen işe başvurma. Recruiterların gözünde “umutsuz bir şekilde iş arıyor” imajı vermemeye dikkat et.

İngiltere’de iş ararken hangi iş arama sitelerini kullanacağını anlattığım yazımı burayı tıklayarak okuyabilirsin.

Bu sitelerin hepsinde profilini oluşturman faydalı olur. Profil oluşturduktan sonra sitelerde uygun anahtar kelimeler ile sana uygun iş ilanlarını arayıp bulup başvurman gerekir. Başvurularına telefon ve eposta ile cevap gelir ve konu ilerler.

Tanıdıklar

İngiltere’de IT sektöründe olan tanıdıklarınla mutlaka temasa geç ve özgeçmişini ulaştır. Tanıdığın kişiler IT sektöründe değilse fakat profosyonel iş dünyasında ise özgeçmişini onlara ulaştırman da faydalı olur zira her sektörde herkes yazılımcı arayan birilerine mutlaka denk gelir. Bu da sana çıkabilecek fırsatlardan haberdar olma ve işverene özgeçmişini ulaştırma imkanı sağlar.

Linkedin

Linkedin uzun süredir Jobs adı altında işverenlere kendi iş ilanlarını yayınlama imkanı veriyor. Her profosyonelin ve her firmanın Linkedin’de üyeliği var.

Linkedin profilini güncel tut ve aynen özgeçmişinde olduğu gibi Linkedin profiline de gözün gibi bak. Fakat işin tadını kaçırıp profili her hafta güncelleme ve kendine sahip olmadığın ünvanları verme. Bunu yapan birçok insan var ve gemilerini yürütüyorlar fakat sen yazılımcısın. Eğer işi bilmiyorsan fakat biliyor gibi hava yaratıyorsan bu eninde sonunda ortaya çıkar.

Linkedin’in Jobs kısmından arama yapıp hem recruiter firmalara, hem recruiter kişilere hem de iş ilanın sahibi firmalara direk ulaşabilirsin. Herkese bağlantı isteği göndermene gerek yok, Linkedin’in inMail denen mesajlaşma imkanı ile önce bir mesaj gönderip işe olan ilgini belirtebilir ve kendini tanıtabilirsin.

Bir de Linkedin’de yayınlanan çoğu iş ilanında Linkedin’in güzel bir özelliği olan Easy Apply var. Easy Apply butonunu tıklayıp hemen başvuru yapabilir ve başvurunu takip edebilirsin.

Linkedin’de iş ararken birçok filtreden yararlanabiliyorsun. Bunlardan en çok işine yarayacak olanlardan biri Contractor filtresi zira İngiltere’ye Ankara Anlaşması ile geldiysen sadece contractor işlere başvurabilirsin.

Eğer inMail kredin biterse ya yenilerini satın al ya da Linkedin’in sunduğu premium üyelik özelliğini kullan.

Başvuru sonrasında temasa geçtiğin kişi ya da şirket seni yönlendirecek ve konuyu ilerletecektir. Eğer seni görüşmeye değer görürlerse önce telefonla ararlar.

İş Başvurularına Cevap Alma ve İşe Girme

Başvurularına cevaplar telefon ve email ile gelir.

İngiltere’deki recruiter şirket çalışanları oldukça pro-aktif yani tabir caizse çok cabbar-ceval insanlardır. Nitelikli elemanın özgeçmişine ulaştıklarında ona mutlaka bir iş bulmak isterler. Bunun en temel nedeni recruiterların bu işten para kazanıyor olmasıdır. Ne kadar nitelikli bir eleman bulurlarsa kazandıkları para o ölçüde artar zira senin kazanacağın para ölçüsünde para kazanırlar.

Telefon görüşmelerinde sorulan sorulara net cevap ver ve fazla detaya girme.

Emaillerde de aynı şekilde, sadece yeteri kadar bilgi ver. Bazı recruiterlar hangi firmalarla görüştüğün gibi işle alakalı olmayan sorular sorarlar. Bu soruları ustalıkla geçiştir. Bu soruların amacı hangi firmaların eleman aradığını öğrenip o firmalara eleman sağlamak amaçlı pazarlama yapmaktır.

Eğer İngiltere’ye yeni gittiysen ve acilen iş arıyorsan rectuirerlar bu durumu her türlü kullanmak isterler ve bu tür sorular sorarlar. Çok akıllıca kurulmuş tuzak soruları vardır. Bazen istemediğin kadar bilgi verirsin ve bunu sonradan -telefon kapanınca- farkedersin.

Sen sadece iş çerçevesinde sorularla ilgilen, diğerlerini sessiz kalarak ya da işle ilgili konulara geçerek geçiştirebilirsin. Geçiştirdiğini farkedince fazla üstelemezler.

Eğer benim shark recruiter diye tabir ettiğim şarlatan insan kaynakları elemanlarına dikkat etmezsen gün içinde bir sürü telefon görüşmesi ile zamanının büyük bir kısmını boşa harcamana yol açarlar. Gün sonunda baktığında bir sürü telefon görüşmesi yaptığını fakat hiçbirinden somut birşey elde etmediğini görürsün.

Bırak bir iş görüşmesi yakalamayı, ortada iş felan bile yoktur. Bu insanlar ve firmaların çoğu sahte iş ilanları ile ve her türlü kurnazlıkla gece-gündüz veri toplar.

İşini düzgün yapan recruiter lafı fazla uzatmaz çünkü lafı uzatırsa kendi zamanı da boşa gidecektir, bunu çok iyi bilir. Senden başka görüşmesi gereken bir sürü kişi vardır ve işe alım yapması gereken başka pozisyonlar da vardır. Dürüst ve işini iyi yapan bir recruiter gününü çok iyi planlar ve görüşmelerini en kısa sürede ve en iyi sonuç alacak şekilde yapar.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngiltere'de Şirket Türleri ve Hangi Tür Şirket Kurmalı?

Dürüst ve işini iyi yapan bir recruiter hemen kısaca kendini tanıtır, ilgili pozisyonu kısaca anlatır, sana çok kısa birkaç soru sorar ve eğer karşılıklı iyi anlaştıysanız ve rolle ilgili ya da senin durumunla ilgili istisna bir durum yoksa çok değil 6-7 dakikada görüşme sonlanır. Görüşme sonunda sana bir eposta göndereceğini söyler ve hemen gönderir.

Bu epostada pozisyon detayları, günlük ücret ve kendisinin iletişim bilgileri yer alır. Senden bu epostaya cevap dönüp seni temsil etmesi için onay vermeni ister. Sen bu epostaya cevap dönüp onay verince seni işe alım yapacağı müşterisine sunar ve konu ilerler.

Burda önemle dikkat çekmeye çalıştığım nokta bir recruiter konuyu uzatıyorsa, lafı dolandırıyorsa, pozisyonla alakalı çok gereksiz atıp tutuyorsa, işi bilmediği halde her anahtar kelimeyi özenle kullanmaya çalışıyorsa, yüksek perdeden konuşup “bak işi kaçırırsın ha” gibi bir hava yaratıyorsa kesin emin ol ki o rectuiter üçkağıtçı ve şarlatandır. Bu tür insanlar ve firmalar zamanını boşa harcamaktan başka bir işe yaramaz.

Bunlar bana iş bulur, aman fırsatı kaçırmayayım, aman sonra işim düşer gibi şeylerle bunlara pabuç bırakma zira bunlardan kesinlikle iş çıkmaz.

Sana iş bulacak recruiterlar kısa, etkili ve hızlı hareket eden, sonuç odaklı insanlar ve firmalardır.

Recruiter telefon veya email ile ikna olursa seninle görüşmeye devam eder ve yüzyüze görüşmeye davet eder.

Eğer sana iş sağlamaya karar verirse iş teklifi alırsın. O aşamaya gelmen çok uzun sürmez, 1 hafta hatta bazen çok daha kısa sürebilir.

Tebrikler! İş teklifi aldın. Peki şimdi ne olacak? İş teklifi aldığında sana sordukları maaş beklentine göre bir maaş teklif edilir. Bu teklif beklentine uygunsa işi kabul ettiğini belirtip resmi teklifi iste.

Resmi teklifi mutlaka detaylıca oku ve kontrol et.

Contractor olduğun için resmi teklif contract yani sözleşmedir. Şartlar, alacağın günlük ücret ve kontratın süresi gibi detaylar yazar.

Kontratı imzalayıp imza olan sayfasını eposta ile gönderirsen kontrat başlar. İşe gittiğinde de imza ettiğin metni verir ve bir kopyayı da sen alırsın.

Burda dikkat çekmek istediğim nokta şu; İngiltere’de gerek iş gerek kira vs. gibi kontratlarda kontratta yazan eposta hesabı ile yapılacak yazışmaların resmi geçerliliği var. Onun için email ile kontrat imzalayıp işe başlayabilirsin. Bazen işler bu kadar hızlı yürür.

Sözleşme imzalanır ve belirlenen günde işe başlarsın. İşe başlamadan önce çalışma iznini ve vizenin süresini kontrol ederler.

İngiltere’de Ne Kadar Para Kazanırım?

İngiltere’ye Ankara Anlaşması ile gidenler bir iş planı hazırlar ve o plan dahilinde başvuru yapıp vize alırlar. Bu bir girişimci vizesidir fakat birçok kişi bu vize ile gidip contractor yani sözleşmeli çalışmayı tercih eder. Bu durumda şirketin direk bir elemanı olmazsın, yani şirketin bordrolu çalışanı (permanent emloyee) olmazsın ve şirketin sağladığı benefitlerden yararlanamazsın. Statün sözleşmeli (contractor) şeklindedir.

Her kontratın bir süresi olur ve İngiltere’de sözleşmeli çalışanların ücreti genelde günlük -brüt- miktar verilerek belirtilir. Yazılımcılar için günlük -brüt- ücretler 300 sterlin ile 500 sterlin arasındadır. Günlük 600-700 sterlin hatta daha fazla ücret alan yazılımcılar da vardır fakat bu ücretler için işinde gerçekten iyi olmalısın.

Kontratın 3 aylık, 6 aylık ya da yıllık olabilir. Bu süre işverenin sana ne kadar süreyle ihtiyaç duyduğuna göre değişir. Bu yüzden sözleşmeli çalışanlar bazen kontratlar arasında ara verebildiği gibi bazen de kadrolu çalışanlardan daha fazla çalışırlar zira bazen kontratlar ardı ardına eklenir.

Bu yüzden bütçeni, tatil planlarını, Türkiye’deki aile ve sosyal ilişkilerini sözleşmenin durumuna göre ayarlamalısın.

Eğer kontratın uzatılmazsa bitmeden yenisini nasıl bulacaksın? Bu durumda ilişkinin iyi olduğu recruiterları hatta sana halihazırdaki kontratını bulan ve işe alımını yapan recruiterı önceden haberdar etmelisinizki sana yeni bir kontrat bulsunlar.

İngiltere’de ücretler brüttür. Yukarda bahsettiğim günlük ücretler de aynı şekilde brüt ücrettir.

Dolayısıyla kazancından vergi alınır. İngiltere’de para kazanırsan vergi ödersin. Türkiye’deki gibi para kazanmadığın halde bir takım sabit vergiler yok.

Sen iş yaptığın firmaya fatura kesersin, onlarda da anlaşmanıza göre günlük, haftalık ya da aylık ödeme yaparlar. Bu ödemeler için fatura kesmenin yanında time sheet de doldurursun, yani yaptığın işlerin dökümünü listeleyen bir form doldurursun. Bu formlarda öyle çok destansı detaylar aranmaz ama çalıştığın günleri kısaca açıklayan birkaç cümle istenir.

Her ay 22 gün çalışırsın. Resmi tatil, izin, hastalık vs. olursa 22 günden o günler çıkarılır. Contractor sadece işe gittiği günler ücret alır. Dolayısıyla aylık kazancın 22 gün ile günlük ücretinin çarpımıdır. Bu para eline geçen paradır fakat dediğim gibi brüt ücrettir. Vergini muhasebecin yılda 1-2 kez hesaplar ve sana bildirir, ödemeyi bu hesaplamaya göre yaparsın.

Muhasebeci demişken, İngiltere’de nasıl bir muhasebeci ile çalışman gerektiğine dair yazımı burayı tıklayarak okuyabilirsin.

Kestiğin faturaları mutlaka sakla. Hem vergi öderken hem de vize uzatma başvurusunda gerekir. İngiltere’de vergi oranı %20’den başlar fakat bu oran kişinin durumuna göre değişir. Ayrıca kazancın arttıkça ödediğin vergi de artar. %20 ödeyeceğin verginin asgari oranıdır. Yıllık brüt kazancın arttıkça vergi dilimin de değişir ve daha fazla vergi ödersin.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Londra Metrosu'nu Tanıyalım

Alabileceğin vergi indirimleri için muhasebecine danışman ve bu konudaki uygulamaları en azından genel itibari ile bile olsa takip etmen senin yararına olur.

İngiltere IT sektöründeki ücretlerle ilgili detaylı bilgiyi itjobswatch.co.uk sitesinde bulabilirsin.

Peki Rekabette Nasıl Öne Çıkacağım?

Her alanda olduğu gibi yazılım alanında da çalışanlar arasında rekabet elbette var.

Üstelik oldukça çetin.

Bu rekabette bazı ilginç faktörler de var. Bunlardan en başında yazılımcı olmak için illa formal bir eğitim gerekmiyor olması.

Yazımın başında da dediğim gibi yazılımcı olmak için analitik bir zekaya, detaylara dikkatli olmaya ve konsantrasyon yeteneğine sahip olman gerekir. Eğer bunlara sahipsen yazılımcı olabilirsin ve illa bilgisayar mühendisi olmak gibi bir mecburiyetin de yok.

Erken yaşta yazılım geliştirmeye başlayan, diğer mühendislik alanlarında eğitim alıp kurs ve çalışma ortamı ile yazılım geliştirme öğrenen, kariyer değişikliği yapıp bilgisayar programlama eğitimi alan birçok insan bu mesleği başarı ile yapabiliyor.

Bu da bu alandaki rekabeti artırıyor. Örneğin hobi olarak doktorluğa başlayıp sonra profosyonel doktor olan yoktur. Benzer şekilde kimse hobi olarak gıda mühendisliğine merak salıp sonra bunu profosyonel olarak yapmaz. Ama yazılıma hobi olarak başlayıp sonra bu işten para kazanabilir ve bu işi meslek edinebilirsin.

Doktor diploması olmayan bir kişi doktorluk yapamaz, inşaat mühendisi olmayan biri inşaat sektöründe çalışamaz, avukat olmayan birisi avukatlık yapamaz. Bu tür meslekler kanun ve regülasyonlarla belirlenmiş kurallara uymak zorundadır. Hem devlet hem de işverenler buna dikkat eder ve senden hem ilgili diploma hem de işe özel sertifikalar gerekiyorsa onları ister.

Yazılımcılar için ise o işi yapabiliyor olmak ve o işte tecrübeli olmak yeterlidir. Diploma istenebilir fakat iyi bir yazılımcı isen diploma şartı koşulmaz.

Diğer ilginç bir nokta ise hemen her konuda açık kaynaklı yazılımların sayısının her geçen gün artıyor olması. Örneğin bundan 20 yıl önce sadece web sitesi yaparak iyi paralar kazanabiliyorken artık bu durum geçerli değil. WordPress ya da benzer yazılımlarla veya bulut tabanlı hazır site yapma servisleri ile bir web sitesi kolayca hazırlanabilmekte.

Başka bir örnek; benim İngiltere’de kullandığım muhasebe yazılımı bulut tabanlı. Yani herhangi bir yazılım satın almıyorum ve yazılım yüklemiyorum. Muhasebecimden aldığım hizmetin içinde ücretsiz bulut tabanlı muhasebe yazılımı da var.

Benzer durum her alanda geçerli. Bu da bu yazılımları özelleştirmeyi bir miktar bilen insanların kendine yazılımcı demesine yol açıyor. Bu faktör de rekabetin dozunu artıranlardan biri.

Bu yüzden herkeste olmayan yazılım geliştirme niteliklerine sahip olmak oldukça önemli.

Hintliler Tüm İşleri Kapmıyor Mu?

Gelelim Hintlilere.

Bu konuda hem dil hem de matematik bizden yana değil.

Hindistan uzun süre İngiliz egemenliğinde kalan bir ülke olduğu için Hindistan’da ortak dil İngilizce ve Hindistan’da birçok insan iyi derecede İngilizce biliyor.

Buna bir de Hindistan nüfusunun 1 milyar 293 milyon kişi olmasını eklersek konu iyice ciddi bir hal alıyor. Her yıl binlerce yazılım uzmanı Hindistan’dan dünyaya dağılıyor ve İngiltere de bundan nasibini alıyor.

Hindistan’da yaşam standardı birçok ülkeden geride olduğu için Hintliler birçok diğer ülke vatandaşlarından daha az ücretle çalışmaya razı oluyor. Bunu gittikleri ülkeye alışıp ve işlerinde iyice tecrübe kazanıncaya kadar yapıyorlar ve bu da işverenlerin onları tercih etmesine yol açıyor çünkü işveren her zaman az maliyet peşinde koşuyor.

Bu faktörlerden dolayı Hintliler IT sektöründe her yerde. Onlarla rekabet edebilmek için senin de işinde iyi olman gerekiyor.

Ayrıca İngilizce ve sosyal becerilerini geliştirmelisin.

Rekabetin bu kadar çetin olmasına rağmen Türkiye’den İngiltere’ye giden yazılımcılar genelde iş bulabiliyor ve iyi işlerde çalışabiliyor.

Türkiye’deki İş Tecrübemi Saymadılar. Ne Yapmalıyım?

Bu konuda gerçekçi olmak lazım. Türkiye içerden bizlere çok önemli görünebilir ve günlük siyaset ile sosyal yaşamın harareti bizi dışarıyı anlamaktan alıkoyabilir.

Fakat İngiltere gelişmiş ve rekabetçi bir ülkedir. Her alanda en iyi uzmanları çeken ve her alanda adeta bir premier lig gibidir.

Bu yüzden Türkiye’deki iş tecrübesi İngiltere’de birşey ifade etmeyebilir.

Örneğin bir bankada 10 yıl yazılım geliştirme yönetmeni olarak çalışıp İngiltere’de iş bulamayabilirsin zira İngiltere’de yönetici anlayışı bizden farklıdır.

İngiltere’de çalıştığın alanda uzman olman beklenir ve yönetici ünvanları bizdeki kadar kolay verilmez. Yani bizdeki gibi her önüne gelenin Linkedin’de “manager” olduğu gibi manager pozisyonu bol kepçe dağıtılmaz İngiltere’de.

Bu durumda iş tecrübesinin yanında spesifik konulardaki uzmanlığını, bilgini ve tecrübeni geliştirmeni tavsiye ederim.

***

Yazılımcı olarak İngiltere’de nasıl iş arayacağını ve bulacağını anlattım. Bunları dikkate alırsan iş bulmakta zorlanmazsın. Ayrıca bu temel prensipler IT’nin her alanında uygulanabilir, yani sadece yazılımcı olarak iş arayanların değil tüm IT sektörüne uyarlayabileceğin tavsiyelerdir.

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )

Yazıyı paylaş!