Blogu İlginç Yapacağım Derken Sahte Macera İnsanı Olmak

Son dönemde gezi bloglarının sayısı iyice arttı. Bu kötü birşey mi? Değil, aksine güzel birşey.

Gençlerimiz ve aslında genç-yaşlı demeden tüm insanlarımız gezsin, tozsun, dünyayı görsün. Bunun zararı olmaz, aksine çok faydası olur.

Bu yönüyle güzel. Ama birçok şeyde olduğu gibi bunda da enflasyon yaratmayı başardık. Bizim Türk milletinin enflasyon yaratma konusundaki başarısı takdire şayan.

Birisi çıkıp kibrit satsa ve azcık eli para görse herkes kibrit satar. En sonunda kibrit satarak geçimini sağlayan da ekmeğinden olur. Ortaköy’deki kumpirciler gibi bir yandan hangisinden kumpir yesem diye iki arada bir derede kalmış kişilere “gel bilader, gel bacım, gel kardeşim” bir yandan da birbirine “yürü be, seninki de laf mı, kumpirin hası burda” vs. gibi laf yetiştiren bir kibritçiler kalabalığı olur.

Biz böyleyiz, ne yapalım.

Google’da bir aramaya kalksanız, onlarca gezi bloğu geliyor. Bunların içerik temaları değişik değişik te olsa ortak noktaları gezi blogu olmaları. Ama bazı klişelerde tamamen aynılar.

Mesela “macera yaşadım” konusunda birbirlerine çok benziyorlar. Hemen hepsinin bir İran ya da Venezuela’da tutuklanma hikayesi var. İran’da genelde başörtüsü ya da dini bir mevzudan dolayı tutuklanıyorlar. Venezuela’da ise Amerikan Doları, alışveriş, markette olmayan ürünü alma, karaborsa, muhalifle takılma vs. gibi Venezuela’lı askerlerin hoşuna gitmeyecek şeyleri bile bile lades tadında yapmalarından kaynaklanıyor.

Yerlilerle fotoğraf ise ayrı bir tema. Farkındayım, bu yerli lafı cidden bayağı ve yakışıksız bir laf. Sen kimsin ve kimlere yerli diyorsun oluyor insan ki bu laf bir sömürgeci icadıdır özünde aslen.

Neyse, işte bir sürü zenci çocuk. Sırt çantalı, beyaz tenli, cancanlı, iyi beslenmiş besili bir gezgin görür ve etrafına toplanırlar. Bu çocukların çoğu baldırı çıplaktır, üstleri başları size kirli gelir. Fotoğraf çektirip bunu kitabınıza kapak ya da bloğunuza, sosyal medya profilinize felan tema yaparsınız.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Aşk Üzerine Kısa Bir Yazı

Gezi blogları arasındaki bir diğer benzerlik ise “İstanbul’daki hayatımdan çok bunalmıştım. Burn out olmuştum. Dedim ki mesela hayat nedir ki, ben neden yaşıyorum? Sonra birgün sabah uyandım ve herşeyimi satıp dünyayı gezmeye başladım. Ogün bugündür yollardayım. Yarın nereye gideceğimi bilmiyorum ve bu çok güzel bişey. Yapmak istediğimi yapıyorum. Geziyorum ve yarını düşünmüyorum.”

Yani bu burn out olma ile başlayıp arkası gelen bir süreç. Bu bir batılı için gerçek olabilirken sizin için aslında pek değil. Yıllardır fırsat buldukça gezerim. Bir sürü gezginle tanıştım. Hemen hepsi Amerikalı, İngiliz, Alman, İsveçli, vs. gibi gelişmiş ülkelerden.

Mesela Hindistanlı ya da Meksikalı olup ta “burn out” olanını hiç görmedim. Bir Meksikalı burn out olsa da oldum demez.

Batıda bu mesela çok eskiye taaa hippi kuşağına kadar gider. Batının derdi dertsizliktir. Burda dertsizlik derken batı çok zengin, herşeyi çözdü iş gezmeye kaldı demiyorum. Ama bir gereksiz dertlerle dertlenme hali çok var. Bana Beatles’ın Hindistan’a gitmesini hatırlatıyor bu. Yine birşey demiyorum, Beatles Hindistan’a gitsin tamam da mevzu komedi geliyor. Olmuyor, bir türlü uymuyor.

Ama işte mesele şu ki siz kibrit satanı kopyalayabilirsiniz ama burn out olan batılıyı kopyalamanıza gerek yok zira Meksikalı ya da Hindistanlı gibi sizin ülkenizde yeterince dert tasa var. Onlarla dertlenip tasalanabilirsiniz.

Bu zaten burn out oldum gezmeye başladım konsepti bu batı ülkelerinden yola çıkıp gezen gezginlerden kopyalandı. Arkadaş bir şeyimiz de orjinal olsun gerçekten artık.

Dün mesela, youtubea girdim aradım, gezen gençlerden ilginç birşey var mı diye merak ettim. Var evet. Ama bir o kadar da kopya var. Mesela “Ukrayna’da CouchSurfing’den Alexandra’nın evinde kaldım ve neler yaşadım” gibi videolar türemiş. Haliyle çok ziyaret ve yorum alıyor. Tabii takdir edersiniz ki videonun ana fotoğrafı dekolte bir Alexandra, ya da bir popo kadrajlı bikini olayı mutlaka var.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İşyerindeki PlayStation da Kurtaramayacak Seni

Ukrayna, “Bayilerimizi aldık UkraNya’ya geziye götürdük” diyen büyük şirketlerin gezileri ile gelen bıyıklı abilerden başka Türk erkeği de görmeli elbette. O yüzden bu videolar da olmalı. Ama bu videoları yapanlar unutmamalı ki bir yerde bu tür videolar da bu “Bayilerimizi UkraNya’ya geziye götürdük” klişesi olmaktan kurtulamayacaklar.

Bir de “hamamböceği yedim, köpek bağlasan durmayacak yerlerde uyudum, otostopla çok fena araçlarla seyahat ettim, Tayland’ın aslında erkek ama pardon bayanları ile dolu sokağından geçtim, CouchSurfing’den bir milyonerin evinde kaldım, Latin Amerika’yı gezeyim derken İspanyolca alanında doktora yaptım” ve benzeri birçok kopyala-yapıştır konsept var.

Olsun. Olmasın demiyorum. Her türlü her yeri gezin, illa bi faydası olur. İnsanımız gezmeli. Elimize kolumuzu bağlayan vize sorunsalını en azından kendi kafasının içinde aşmalı.

Ama gezgin arkadaşlar, eğer birşey güzel olsun istiyorsanız orjinal olun.

Neyseniz o olun, gerçek hislerinizi yazın, gerçek şeyler anlatın.

Böylesi çok daha güzel ve çok daha çekici olur, emin olun.

Gezerken macera yaşadım sanarken de unutmayın, bu memlekette bir Coşkun Aral, bir Nasuh Mahruki, bir Metin Yeğin, bir Ayhan Sicimoğlu, Bir Mithat Bereket gibi gezen-gözlemleyen-yazan-çizen-okuyan-film çeken güzel insanlar var.

Macera dendi mi aklınıza bunlar gelsin, öyle İran’da kolpadan tutuklanma olmasın yaşadığınız macera.

Bu yazıyı beğendiniz mi?
mehmetc.com eposta listesine katılın, yeni yazı ve duyurulardan haberdar olun!
Eposta Listesine Katılmayı Onaylıyorum