Elinde Çekiçle Gezen Yaşam Koçları

Yazıyı paylaş!

Maslow Teorisi ya da Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi teorilerinin sahibi ünlü psikolog Abraham Maslow bu çok bilinen teorilerinin yanında birçok başka düşüncenin de sahibidir.

Bunlardan bir tanesi de “sahip olduğun tek alet çekiç ise herşeyi çivi olarak görürsün” diye dile getirdiği İngilizce de “law of instrument” diye söylenen düşünce. Maslow bunu 1966’da ortaya atmış. Ondan önce Abraham Kaplan benzer bir teori dile getirmiş ki eminim insanlık tarihinde bu durumu farklı dönemlerde farklı sözler ve düşüncelerle dile getiren birçok kişi olmuştur.

Bu düşünceyi açmam lazım. Basit görünen bir düşünce fakat açıklanmaya muhtaç. Bunu “algıda seçicilik” ile paralellik kurarak açıklayabilirim. Mesela eğer bir uydu firmasında çalışıyorsan çatılardaki dört bir yanımızı sarmış uydu antenleri senin normal bir insandan daha çok dikkatini çeker.

Benzer şekilde, eğer bir terzi isen, insanların giydiği kıyafetlere dikkat kesilirsin. Araba tamircisi isen motor sesinden arabanın durumunu anlarsın.

Bunun “meslek hastalığı” diye adlandırılan durumla da ilgisi var. Uzun süre aynı mesleği yapan insanlarda görülür ve bir konuda uzun süre aynı tarz ve usülde çalışan her insan bir yerden sonra artık o konuya olan objektif bakış açısını kaybeder. Arızalı bir tarz geliştirir. Nereye baksa yaptığı işe dair ve yaptığı işe yakınsayan düşünceler oluşur kafasında.

Örneğin doktorlar için bu durum enteresan bir hal alabilir. Hastasını objektif ve bilimsel metodlarla tedavi etmesi gereken bir doktor eğer bu objektifliğini kaybederse teşhislerini hep kendi uzmanlık alanına yakınsayan bir çerçevede koyabilir.

Başka bir örnek, mesela arabanın farlarında sürekli sorun olur ve sen aracı far satan bir tamirciye götürürsen sana en son çıkan, en yeni ve en kaliteli farları takmayı önerir ve takar da. Çünkü yaptığı iş far satmaktır ve en iyi onu bilir. 1 hafta sonra aracının farları yine arızalandığında oto elektrikçinin yolunu tutarsın ve aslında farlarda sorun olmadığını, aracın elektrik sistemi arızalı olduğu için farları sürekli bozduğunu anlarsın.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Yurda Kesin Dönüş Öncesi Neler Yapılmalı?

Bankacı bir dostun varsa mesela, “kafam çok bozuk” dediğinde hemen “sana bir tüketici kredisi ayarlayayım abi” der. Ayarlayayım dediği aslında “krediyi vereyim, satış kotamı doldurma yolunda bir adım daha atayım”dır.

Bu teoriyi bir kere kavradın mı biladerim, artık her yerde izlerini görmeye başlarsın. Mesela eğer fazla kilo sorunun varsa ve doktordan önce bir diyetisyene gidersen en iyi bildiği şeyi yapacak ve hemen sana bir diyet yazacak ve bir takım tavsiyelerde bulunacaktır. Fakat belki de senin sorunun bir sağlık sorunudur ve fazla kiloya yol açıyordur. Burda diyetisyen uzmanlığı gereği işi neyse onu yapıyor gibi görünür fakat elinde sadece bir çekiç olduğu için karşısına çıkan herşeyi bir çivi olarak görüyordur.

Bu durumun en çarpıcı ve en komik örneklerinden biri de son dönemin popüler -ve benim de çok sevdiğim- dizisi Seksenler’deki Bekçi Bekir karakteri. Emekli bir bekçi olması nedeniyle nerde şüpheli bir durum görse hemen bir hırsız aramakta ve bulmakta! Öyleki bir ara mahalleye dadanan asıl hırsızlar dururken mahallenin konservatuar mezunu arabeskçici Zeynel Büyükses’i bile hırsız yaptı.

Peki konunun yaşam koçları ile alakasına ne? Biladerim bugünlerde azcık başın ağrısa etrafında hemen bir yaşam koçu peydah olur. Bu bazen patronun, bazen müdürün, bazen senden yaşça büyük biri, bazen görümcen, bazen tenis partnerin, bazen de gerçekten(!) bir yaşam koçudur. Tavsiyeleri sıralar da sıralar. Bunu yaparken de kendi egosunu şişirmeyi ihmal etmez.

Zaten delilikle normalliğin farkının çok ta kalmadığı şu sözüm ona modern çağda heryer yaşam koçu doldu. Herkes bir aydınlanma içinde. Ellerini kavuşturup namaste diyen aydınlanıyor bilader. Hindistanlı kadınların giydiği geleneksel kıyafet sariyi çeken birkaç fotoğraf çektirip bir blog açıyor ve sari giymiş fotoğraflarını koyduğu blog yazıları yazmaya başlıyor. Parasını söğüşleyip sözüm ona tavsiye verdiği insanları “danışan” diye niteliyor. Hasta dese başı belaya girecek çünkü bu yaşam koçu psikolog ya da psikiyatr değil. Muhtemelen hiçbir meslekte dikiş tutturamamış ya da hızlıca para kazanmanın yolunu arayan biri. Kendisine gelen insanlara “danışan” diyor.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Başkalarının Hayatları ve Kör Muhammed

Ama bu tür insanların hayatına bakıyorsun, aslında kim kime “danışan” demeli orası biraz karışıyor. Muhtemelen kendisi senden daha sorunlu. Aslında bunu bu yaşam koçunun blogunda görmüştün, şöyle yazmıştı; “felanca kırrik-mırrik koçluk eğitimlerini aldı ve bu eğitimlerde öğrendiklerini önce kendi hayatında uyguladı”.

İşte böyle birşey elinde sadece çekice sahip olmak; doktor, diyetisyen, araba tamircisi, terzi, berber, çiçekçi, balıkçı, bakkal, muslukçu; her ne olursan ol, eğer insanların bir sorununa çözüm bulabiliyorsan yaşam koçu da olabilirsin. Ve eğer birtakım eğitimler alıp, bunları önce kendi üzerinde uygularsan, bir yerden sonra artık kendini her önüne gelene tavsiye verir ve koçluk yapar halde bulabilirsin!

Çekicine kuvvet koç!

Köy Düğünü - Pieter Bruegel the Elder

Köy Düğünü – Pieter Bruegel the Elder

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )

Yazıyı paylaş!