En Yaşanılır Memleket Hangisi?

Yazıyı paylaş!

Patladı.

Yok, bomba değil patlayan. Sen bomba sandın değil mi? Tabi, memleketinde ardı adına bombalar patlıyor ve bu durum artık sende bir şaşırmama haline dönüştü.

Öyleki herşeyi bilen özünde pasif agresif ama sosyal medyada tam bir klavyeşöre dönüşen insanların “şaşırdık mı, ay elbette şaşırmadık” gibisinden havalı kanıksamalarına döndü bu olay. Bu ruhsuzlar ki aslında gerçeğini görseler bırak şaşırmayı ödleri boklarına karışacak, ama sosyal medya olunca herkes canti ve herkes çok cesur ve herkes çok her -en güzel ve en narsist- şey.

Yurtdışına gidişler patladı, gitmeler patladı, gitmek istemeler patladı, gitme hayalleri kurmalar patladı, gitmek için yapılan hesap kitapların sayısı patladı ve bu hesap kitapların bir kısmı da sahiplerinin elinde patladı!

Gitmek istiyorsun ve gidiyorsun da. İstatisiklere girmeyeceğim zira o işi en güzel Güntekin’le Rıdvan yapıyor. Öylesine güzel yapıyorlarki, dünyanın en önemli olayını, dünyanın en önemli iki kişisi analiz ediyor ve sanki birazdan çözüme kavuşturacaklar. Senin bu gitme isteğindeki patlamada Rıdvan’ın Arda’ya, Arda’nın da Murta Boz kardeşine attığı pasın da etkisi var, tabi.

Peki nereye gideceksin? En güzel yer neresi? En güzel ortam nerde var? Avrupa göçmen alıyor, belki seni de alır. İngiltere’nin Ankara Anlaşması var, belki buna başvurur gidersin. Birçok ülkenin girişimci-yatırımcı-golden visa programı felan var, belki öyle birşeyle gidersin. Ama işte soru ve sorun şuki nereye gitmeli?

Kanada’ya gidebilirsin, olabilir mi olabilir. Ülke güzel. Doğası güzel. Her ne kadar ülkeyi kuran Anglo-Sakson’ların ellerinde ülkenin yerli halklarının kanı hala duruyor bile olsa yine de insanları saygılı. Sağlık sistemi çok iyi. Eğer eğitimli ve eli iş tutar bir insan isen sana orda iş te var, daha ne isteyesin?

Ama işte bir sorun var. Bir değil birkaç sorun var. Bir kere ülke soğuk, götün donar. Soğuk olduğu için kışın evde kapalısın, öyleki Kanadalılar gibi sen de bir fuck budy yapıp bütün kış evden çıkmak bile istemeyebilirsin.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Değiştirdin de Ne Oldu?

Soğuk olmasının ötesinde uzak, çok uzak. Sana uzak. İkidebir kaçıp Türkiye’ye gelemezsin, uzun sürer, masraf olur, iş güç bekler. Uzakta olunca kendini yalnız ve yapayalnız hissedersin. Gurbet koyar, öyle koyarki santim satim çürürsün. Santim santim çürürsün diyen Ahmet Abi’yi memleketinden sürgün ettiler, öylesine güzel gülüşlü, öylesine herkesin dilinde şarkıların adamı bile kahrından öldü!

Peki Amerika’ya ne dersin? Latin Amerika’yı kastetmediğimi biliyorsun. Latin Amerika desem burun kıvıracaksın ama aslında iyi bir alternatif olabilirdi zira insanları mutlu. Ama sen İspanyolca bilmiyorsun çünkü sana kolejde İngilizce öğrettiler. Bir de zaten Latin Amerika’da hem işsizlik var hem de ortam seni kesmez. Takılmaya güzel ama yaşamaya gelince lan buralar Türkiye’den betermiş diyebilirsin.

Amerika derken Birleşik Devletler diyorum tamam mı? Birleşik Devletler diyince daha havalı oluyor değil mi, öyle öyle. Yeşil kartı var, envai çeşit vizesi var. Bu vizelerden çalışan vizesi olsun, girişimci-yatırımcı vizesi olsun, birine başvurur gidersin. Eğitimlisin ve elin iş tutuyor, orda iş te bulursun. Ama işte gel görki yine bazı pürüzler var.

Yine uzak. Yine Anglo-Sakson insanlarının elinde yerli kanı var, hepsinin olmasa da bir kısmında var. Atlayıp gelemezsin pat diye o kadar uzaktan. Büyük ve merkezi şehirlerde yaşasan güvenlik sorunu, pahalılık vs. var. Şehir dışında yaşasan arabasız, büyük evsiz dolayısıyla büyük mortgage’sız hayat olamıyor, bunlar şart.

Sağlık sistemi sakat, eğer ciddi bir hastalığa yakalanırsan tüm servetini kaybedersin zira sağlık masraflarını devlet ödemez. İnsanlar samimiyetsiz, herkes birbirine hi-hi, bye-bye diyor ama bir rakı sofrası kurup iki muhabbetin belini kıramıyorsun, yatar.

Üstelik bir de Trump var. Adama kötü adam felan diyorlar ama siz seçtiniz diyince bozuluyorlar ve “hadi ordan ben Cumhuriyetçi değilim ve ona oy vermedim” diyorlar. İyi de ben sana Cumhuriyetçisin demedimki? Trump’ı seçen sadece Cumhuriyetçiler değilki. Cumhuriyetçiler Trump’a sadece oy verdi.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Yurda Kesin Dönüş Öncesi Neler Yapılmalı?

Trump’ı seçen Hillary Clinton gibi bir sinsi, kariyerist, hırslı, samimiyetsiz, yalancı, entirikacı boynuzluyu aday yapanlardır diyorum, iyice bozuluyorlar. Allah aşkına kuzum, Trump varken Hillary Clinton gibi meziyetlerini az önce saydığım bir insan Amerika başkanı olabilir miydi sence?

Buna inanmak Amerika’yı ve Amerikalılar’ı hiç anlamamak demektir biliyor musun. Böylesine kitleler halinde irrasyonel, şov-sever ve tutucu bir toplumda Trump dururken Hillary Clinton mı seçilecekti? Yav biraz mantıklı olalım gel bak. Oscar Ödülleri’ne bak, Amerikan Seçimleri’ni gör.

Peki ya İngiltere? Ankara Anlaşması var, başvurursun, vizeni alırsın İnsanları kibar. Sağlık sistemi iyi. Parası değerli. Bira ucuz. Pub’lar eğlenceli. Futbol Güntekin’le Rıdvan’a yorum bırakmayacak kadar ateşli ve kaliteli. İşsizlik oranı %4 ila 5 ile Avrupa’nın en düşükleri arasında.

Eğitimli ve eli iş tutan adamsın, iş bulursun. Dilini biliyorsun. Türkiye’ye yakın, öyleki her gün 7-8 uçuş var. Atlar gelirsin. Gelemezsen annen sana kargo yapar börek yollar. Arkadaşların seni görmeye gelir ve sen onları gezdirip “ben -yurtdışında- yaşıyorum” havası atabilirsin.

5 sene kalırsan(aslında dayanabilirsen) vatandaş ta yapıyorlar.

Bak ne kadar çok artısı var. Ama ya eksiler. Hava kötü, depresyona sokar veya zaten depresyondaysan adamı delirtir. İnsanlar çok bireysel, seni iplemezler. Londra’da isen küçüçük odaya dünya para verirsin.

Yemekler patates. Yani patates derken patatesi bari güzel yapsalar, o da yok.

Brexit yaptılar, ortam karışık, ne olacakları belli değil. Kızları çok içiyor ve seni iplemezler, aşık olursan üzerler. Erkekleri desen, takılırsın tabii ki de ama sonrasında nasıl anlatacaksın annene babana bir İngiliz erkeği ile evlenmek istediğini?

Trafik sağdan. Bürokrasi öyle çok ki ev kiralarken bile ebenin nikahının noter onaylısının 3 şahitli imzalı kopyasını isterler ve de 6 aylık kirayı peşin ödetirler.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Kapitalizm

Yok, İngiltere de yattı.

İspanya? İtalya? Ya Almanya? Slovakya bile olur mu? Yeterki buralardan gidesin ha? Durum o kadar mı ciddi? Portekiz’de ot serbest orası daha bi güzel olur mu diyorsun? Fransa, olur da Fransızlar seni ya da aslında herhangi bir insan evladını adamdan sayar mı sence? Kore, yok lan Japonya’nın çakması, değmez. Ya Japonya, sınırsız şusi verseler, geyşalar servis etse, karaoke barlardan çıkmasan, götüne bile elektronik cihaz taksalar almaz mısın kız?

Nereye gideceksin? Gitmek istiyorsun ama nereye gideceksin? Gitsen kendin de gelecek, kendini de götüreceksin.

Eşini de alacaksın, çocukları da alacaksın. Cabbar cevalsin, insan öğüten ruh sansarı Türkiye plazalarında survive etmiş kişisin, yurtdışının tozunu attıtırsın be yav!

Çoluk çocuk ma aile gideceksin, paran da var, eğitimlisin de, elin iş te tutuyor, ailenin hepsine bakarsın, daha da olmadı senin bacanağı da ailesi ile birlikte yurtdışına yanına aldırırsın.

Ama işte sorun şu ki, kendini de götürüyorsun, sen de seninle birlikte geliyorsun. Ve işte o sen varya, sen Türkiye’lisin. Çıkmayacak içinden. Nereye gidersen git, “ne zaman dönebilirim” diyeceksin.

Bir mercimek köftesi gözünde ve burnunda tütecek, kabus olup rüyalarına girecek ve eğer ölürsen öbür dünyada yakana yapışıp “Beeeeeen mercimek köftesiyimmmmmm, beni yerken neden yanımda ayran ve taze yeşil soğan yoktuuuuuuuu, neden ha nedennnnnn” diye yakana yapışacak ve seni sırat köprüsünden geçerken aşağı itekleyecek!

Git git, Slovakya olsa bile git. Ama sorun şuki, nereye gidersen git, o da gelecek, o sen varya sen, o da seninle gelecek! O sen varya sen, kurtulamayacaksın o senden, o kendinden, o buranın insanından, o burayı hep çok özleyecek olan senden! O sen’den!

Git Tabi Git! Git.

Git Tabi Git! Git.

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )

Yazıyı paylaş!