Filistin’de Mülteci Kampına Nasıl Girdim?

Yazıyı paylaş!

Marifet mi? Değil. Ama yine de biraz cesaret ister.

İsrail’den Filistin’in Cenin şehrine nasıl geçtiğimi anlattığım yazımı okumuşsundur. Cenin şehir merkezine vardığımda akşam olmuştu ve henüz ne kalacak bir yerim vardı ne de kimseyi tanıyordum. Öylece geldim ve şehir merkezinde kalabalık gördüğüm bir berber dükkanına girip selamun aleyküm dedim. Aleykümselam diyip hoşgeldin dediler ve biraz hoşbeşten sonra bir çay söylediler ve muhabbete başladık.

Berberdekilerle havadan sudan ve başka şeylerden baya muhabbet ettik. Sonra hem muhabbet olsun diye hem de yol yorgunluğumu atayım diye sakal traşı olup saçlarımı yıkattım. Yol yorgunluğunun üstüne baya iyi geldi.

Cenin'de Bir Berber Dükkanı

Cenin’de Bir Berber Dükkanı

Berberdeki dostlar esnaf, öğrenci, birleşmiş milletler görevlisi vs. her telden vardı. Muhabbet sırasında Cenin Mülteci Kampı nerde diye sordum ve gidebilir miyim dedim. Elbette gidebilirsin, isteyen herkes gidebilir dediler. Eğer bulamazsan “muhayyem” diye sor, herkes gösterir dediler. Muhayyem Arapça mülteci kampı gibi bir anlama geliyor.

Baya kalabalık bir yer. İsrail’le savaştan ve çatışmalardan kaçan bir sürü insan yaşıyor diye anlattılar. Cenin’de bir şehirde yani normal yaşayanlar var, bir de mülteci kampında yaşayanlar var. Mülteci kampında yaşayanlar İsrail’le yapılan savaşlardan kaçıp Filistin ve komşu ülkelere dağılan insanlardan oluşuyor.

Filisti’nin Cenin şehri genelde savaş sırasında İsraildeki Hayfa’dan gelen Araplar’dan oluşuyor. Cenin Filistin mücadelesinde önemli bir şehir. İsrail ordusuna en sağlam direnişi gösteren ve dolayısıyla en çok şehit veren yer. Öyleki, Filistin’e en çok intihar bombacısının çıktığı şehir Cenin.

Cenin

Cenin

İsrail ne zaman kafası bozulsa ya da Filistinliler bir intifada hareketi başlatırsa önce Cenin’e bir operasyon düzenleyip bomba yağdırıyor. Bomba yağdırmakla kalmayıp Cenin mülteci kampına asker gönderip operasyon yapıyor. Bundaki gerekçesi de her zaman aynı; törerist diye adlandırdığı insanlar Cenin mülteci kampındaymış.

Berberde muhabbet edip traş olduktan sonra kalacak yerim yok, nerden kalayım dedim. Bunu derken hiçbiryer bulamazsak birilerinin beni evinde misafir edeceğine emindim. Arkadaşlarına telefon açıp iki tane misafirhane önerdiler ve Alman sivil toplumcuların kaldığı Alman Misafir Evi’nde karar kıldık. İçlerinden biri beni Alman Misafir Evi’ne bıraktı.

Alman Misafir Evi

Alman Misafir Evi

Alman Misafir evi dediğim yer Cenin’de bir takım sosyal çalışmalarda bulunan Almanlar’ın kaldığı bir yer. Genelde gençler var. Gittiğimde aralık ayıydı ve bu gençler yeni yıl ayağına yiyip içip takılıyorlardı. Önce misafirhanede görevli iki Arap’la tanıştım. Türkiye’den geldiğim için baya ilgilendiler. Sonra misafiranenin sözde müdürü Alman bir kız geldi. Sarı saçlarını topuz yapmış güzel bir kızdı. Biraz konuştuk, lafı gecelik kalma ücretine getirdi. Ben de tamam da senin dediğin ücret biraz fazla dedim. Yok işte bizimde kendimize göre masraflarımız var vs. diye konuşurken diğer iki Arap görevli lafa girdi ve bu ücretin biraz fazla olduğunu söyledi. Kız indirim felan yapmadı, hatta Arap görevlilere çıkışmayı ihmal etmedi.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Filistin'de Beni Mescid-i Aksa'ya Almayan Polise Ne Dedim?

Ben de tamam uzatma dedim. “Şurda Filistin’e, Cenin’e gelmişsiniz sosyal faaliyette bulunuyorsunuz, burda bile bu Alman huylarınızı bırakamamışsınız” dedim. Öyle diyince bozuldu ama ses çıkarmadı. Gecelik ücretin yarısını verdim, yarısını da ertesi gün veririm dedim. Tamam dedi. Ortam yumuşadı. Suratsız sarışın bir anda güleryüzlü bir sarışına dönüştü. Bana, “gel yukarı çıkalım, diğer arkadaşlarla tanış” dedi. Tamam dedim. Çıktık.

Odamı gösterdi. Bilader odaya bir girdim, vay arkadaş, bunlar kızlı-erkekli hostel gibi aynı odalarda kalıyorlar, yiyip-içip takılıyorlar tamam mı? Ulan dedim Filistin’de bile şu kurdukları ortama bak. Helal dedim.

Sonra odamın bulunduğu kattaki salona geçtik. Koca bir masa etrafında Alman gençler, kızlı-erkekli takılıyorlar. Buyur ettiler, oturduk. Biralar, votkalar, her türlü yiyecek, meyve. “Napıyosunuz?” dedim. “Ya işte yılbaşı felan derken takılıyoruz” dediler. Güzelmiş dedim ve iki tane koca burgeri mideye indirip iki de bira yuvarladım. Arada da cips, çerez, meyve felan baya atıştırdım. Biraz muahbbet ettik.

Yanıma bir kız oturdu, bu sefer siyah saçlı. “Siz burda napıyosunuz?” dedim. Napalım işte sosyal faaliyetler felan dedi. Bir de sinema projemiz var dedi. Ama halk pek katılmıyor bu tür şeylere, bazen moralimiz bozuluyor felan diye anlattı ama yine de burda olmak güzel dedi.

Cenin

Cenin

Sonra iki genç çocukla muhabbet ederken baya birşey anlattılar. İsrail’in bunları burda hiç istemediğini anlattılar. İsrail askerleri ile yaşadıkları maceraları felan anlattılar. Ben de “Cenin mülteci kampına gideceğim” dedim. Hem şaşırdılar hem de pek inanmadılar. İçlerinden bir tanesi “gidemezsin” dedi. Ben de “giderim” dedim. “Ben gittim, beni daha kampa girmeden taşlamaya başladılar, girişten geri döndüm” dedi. Ben de “saçların sarı olduğu için sana gıcık oldular herhalde” dedim, gülüştük.

Sonra dışarı çıktım. Cenin’de biraz turladım. Hatta bankamatik bulup para bile çektim. Bir eczanede döviz bozdurdum, evet eczanede. Nasıl dersen, içeri girdim ve “buralarda döviz bürosu yok gibi görünüyor, siz bozar mısınız?” diye sordum. Bozarız dediler. Çok ta üçkağıtçı bir eczacıydı, kaşı-gözü oynuyordu, dövizi pahalıdan bozdu ama miktar az olunca çok farketmedi, seslenmedim.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Filistin'de Beni Mescid-i Aksa'ya Almayan Polise Ne Dedim?

Bir yerde sokakta bir kebapçıda kebap yiyip kebapçı ile muhabbet ettim. Çok iyi bir adamdı. Baya hikaye anlattı. İngilizce’yi az biliyordu ama yanında “hacı” dediği yaşlı bir adam vardı, o da bizimle oturdu. O baya İngilizce biliyordu. Filistin’in eski İngiliz sömürgesi olduğu dönemlerden kalma bir adamdı. Bir ara kebapçının kızı geldi, ilkokul çağlarında bir çocuk. Babasına birşeyler söyledi. Babasıyla sarıldılar, gülüştüler ve eve gitti.  “Üç kızım var, hepsini de çok seviyorum” dedi.

Cenin'de Bir Kebapçı

Cenin’de Bir Kebapçı

Sonra mülteci kampının yolunu tuttum. Kampa yaklaştıkça sokaklar ıssızlaştı ve en sonunda kampa iyice yaklaşınca ortalıkta kimseler kalmadı. İyice el ayak çekildi.

Saate hiç bakmadım. Heyecanlıydım ve herşeyi unutmuştum. Cenin’deki mülteci kampı öyle çadır vs. olan bir yer değil. Bildiğin bir mahalle. Ama işte sadece mülteciler var. Yani kampın bir kapısı, girişi, kontrol noktası felan yok. Kampa girdim. Biraz yürüdüm. İnsanlar belirmeye başladı. Vakit gece ama her sıcak memlekette olduğu gibi burda da hayat 24 saat. Gecenin bi vakti bile olsa illa birileri oluyor sokaklarda ve evlerde.

Biraz yürüdüm. Bir bakkalın önünde durdum. Sağa sola bakarken yanıma 14-15 yaşlarında bir genç yaklaştı. Birşeyler söyledi, anlamadım. Birşeyler daha söyledi, yine anlamadım. Sonra okkalı bir ıslık çaldı, bir anda 7-8 kişi yanımızda bitti. O anda “aha dedim olum Memo, sen miydin mülteci kampına girerim diyen”.

Önce 7-8 kişi başıma toplandı. Hem bana birşeyler söylüyorlar hem de kendi aralarında konuşuyorlar. 10 dakka geçti bu 7-8 kişi 20 kişi oldu. Etrafıma güzelce sardılar. Bakıyorlar ve birşeyler söylüyorlar. İçlerinden biri İngilizce birkaç birşey sordu. Ben de birşeyler dedim. Ben de o ara pasaportumu çıkarmayı akıl ettim ve çıkarıp Türkiye’den geldiğimi gösterdim. Pasaportu gösterince etrafımı saran gençlere durun dedi. Ben de o arada “bana bir su verin” dedim. Önünde durduğumuz bakkaldan bir bardak su verdiler, iç dediler, içtim. Bu benle konuşan bitirim genç bana “benle gel” dedi. Hep birlikte bir eve gittik. Aslında gittik derken, götürüldüm. Eve girdik. Bir odaya girdik hep birlikte.

Oturttular. İşte bir sürü şey soruyorlar, cevaplıyorum. Ortam biraz gerildi. Birkaç tanesi Türkiye’den gittiğime inanmadı ve endişe verici tavırlar takınmaya başladı. Birkaçı ortamı gererken birkaç tanesi de şaklabanlık yapıp dalga geçiyor ve gülüyordu.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Filistin'de Beni Mescid-i Aksa'ya Almayan Polise Ne Dedim?

Türkiye’den geldiğime inanmayan birkaç kişi işi ciddiye bindirecek gibi oldu ve ortamı germeye devam etti. Bunlardan biri botların çok güzelmiş biri de kolyen güzelmiş demeye başladı.

Ben de baktım olmayacak, “madem inanmıyorsunuz o zaman beni dinleyin” dedim ve biraz kuranı kerim okudum. Ama varya, okumaki ne okuma, kendi kendime “hafız sen kendini bugüne kadar nerde sakladın yahu” dedim. Baya bir okuyorum tecvitli neyli.

Okuma bitince bu bitirim olan “kesin lan” anlamına gelebilecek bir ima ile sağlam bir bağırdı ve hepsi sustu. Cebinden 20 şekel bir İsrail parası çıkardı. Çocuklardan birine verdi ve birşeyler söyledi. Çocuk gitti. Geldiğinde elinde bir sürü içecek ve bir torba çekirdek vardı.

Cenin

Cenin

İçecek ve çekirdek ikram ettiler ve muhabbet başladı. Ortamdaki gerginlik gitti. Meyve suyu içip çekirdek çitleyip baya muhabbet ettik. Kahve de ikram ettiler. Bir Arap sana kahve ikram ediyorsa bunu asla az birşey sanma, artık sana kanı ısınmıştır. İsrail askerleri ile ilgili güzel düşüncelerini paylaştılar. Bir tanesi karnını açtı gösterdi, en az 25 dikişlik bir yarası vardı, roket attıklarında oldu bu dedi. Biri bir İsrailli’nin kimliğini çıkardı gösterdi, nerden aldın dedim, gülümsedi. Fotoğraf çekeyim dedim, hiçbiri kabul etmedi. Kesinlikle fotoğrafımızı çekme dediler. Ben de olur dedim.

Sonra araba ile kampı gezdirdiler. Baya bir sıcak davrandılar. Sonra ben müsade istedim. Nerde kaldığımı sordular, anlattım. Yürüyerek gitme boşver dediler, biz seni bırakırız dediler. Kabul etmediysem de kaldığım yere kadar araba ile bıraktılar. Güle oynaya veda edip ayrıldık.

Alman Misafir Evine geldiğimde vakit epey geç olmuştu. Yukarı çıkıp odaya gittim. Herkes uyuyordu. Ses etmeden yatağıma uzandım ve uykuya daldım. Bebek gibi uyumuşum.

Sabah erkenden Filistin’in diğer bir şehri Nablus’a gitmek üzere çantamı sırtladım. Akşam misafirane ücretinin sadece yarısını ödemiştim. Giderken kalan yarısını ödemeyebilirdim ve kimse de sormazdı ama misafiranede akşam yediğim güzel burgerler, meyveler, çerezler ve içtiğim biralar aklıma geldi. Resepsiyona gidip dünkü saçlarını topuz yapmış Alman sarışını buldum. O erken saatte ordaydı. Gecelik ücretin kalan yarısını vereyim dedim, şaşırdı. Teşekkür edip gülümsedi.

Çantamı sırtlanıp Cenin’den Nablus’a giden dolmuş duraklarının yolunu tuttum ve künefesi ile ünlü Nablus’ta yiyeceğim künefenin hayalini kurmaya başladım.

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )

Yazıyı paylaş!