İngilizce’yi Çok Para Harcamadan Nasıl Öğrenirsin?

Yazıyı paylaş!

İngilizce Türkiye’de herkesin ortak derdi. Ortalama bir Türk vatandaşının, sigarayı bırakmak ya da spor salonuna yazılmak gibi defalarca denediği ancak başarıya ulaşamadığı bir konudur yabancı dil öğrenmek. Yabancı dil denilince akla gelen ilk dil de haliyle İngilizce.

Sağolsun eğitim sistemimiz yıllarca İngilizce eğitimi verir ama İngilizce öğretemez. İnsanlar özellikle İngilizce konuşma kısmında çok zorlanırlar. Hatta bazı insanlar için bu bir fobiye dönüşür.

Ortaokul-liseden hatırlarsın. İngilizce öğretmenin İngilizce konuşurken R harfinin yutulduğunu sana öğretmek için günlerini, haftalarını harcar ama sen hem R harfini yutmayı hem de İngilizce’yi bir türlü öğrenemezsin. Aslında sana İngilizce öğretmekle görevli o öğretmenin varya, o kendisi de İngilizce’yi ne kadar biliyor tartışılır. Memlekette öğretmenlerin kendini geliştirmediğini hepimiz biliyoruz. Boşuna kendimizi kandırmayalım.

Bu yazıyı okuyan öğretmenler kızacaktır. İşte vay efendim eğitim sistemi sürekli değişiyor biz ne yapalım. İyi de öğretmenlerin bir kısmı aynı zamanda eğitimi yöneten bürokratlar değil mi? O zaman doğru politikalar belirleyip insanları hayata doğru hazırlayın. Hani herşey eğitimle olurdu? O zaman bizi eğitin ve memleket düzelsin.

Olamaz mı?

Neyse, ben bu yazıda eğitimi kurtaracak değilim. Sana İngilizce konusunda başının çaresine bakmayı ve kendi göbeğini kendin keserek İngilizce öğrenmenin yollarını anlatacağım.

Kulak ver, başlıyorum.

Öncelikle İngilizce nasıl öğrenilmez ordan başlayalım.

İngilizce Gramer İçinde Boğularak Öğrenilmez

Dil, kurallarıyla birlikte öğrenilir, haklısın. Ama kendine bu eziyeti çektirme. Dil öğrenmek için sadece gidip gramer kitaplarını alıp onların boşluk doldurma etkinlikleri ile bir yere varılmaz. Dilin 4 işlevi vardır. Okuma, yazma, konuşma ve dinleme. Gramer kısmına çalışarak sadece okuma ve yazmanın ufak bir kısmına çalışmış oluyorsun.

Bunun yerine hepsini yapabileceğin kaynaklar edinmelisin. Dil öğrenmek için yapılmış bir sürü mobil uygulama ve bu mobil uygulamaların bir de servisleri var. Bu servislerden İngilizce hocası seçip onunla online ders yapabildiğin hizmetler bile var. Bunları araştır ve abone olup etkileşimli yani seninle konuşan birinin olduğu şekilde çalış.

Ders Derste Kalmasın

Dil öğrenmek hayat boyu süren bir şeydir. İngilizce’yi ne kadar bilirsen bil, tutup ta ayaklı bir İngilizce sözlük olacak değilsin. Nasıl hepimiz Türkçe konuşuyoruz ama herkesin kelime dağarcığı ve dile olan hakimiyeti farklı, İngilizce için de durum aynı.

Dil öğrenen insan sürekli kendini geliştirir, geliştirmelidir.

Hergün yeni birşeyler öğrenirsin. Temelleri hızlıca öğrenip sonrasında dili geliştirmenin bir sonuç değil süreç olduğunu idrak edip ona göre ilerlemelisin. Onun için kursa gittim bitti ya da derste öğrendim aklımda kalır diye düşünme. Hem tekrar et hem de yeni şeyler kat.

Pratik Yapmadan Dil Öğrenilmez, Bilmiyorum Diye Konuşmaktan Çekinme

Dil mekanik birşeydir ve alışkanlık işidir. Kas hafızası diye birşey var duydun mu? Birşeyi artık o kadar çok yapmışsındır ki artık onu hiç düşünmeden yaparsın. Hatta yaparken düşünürsen normalde yapabildiğin birşeyi yapamaz hale gelirsin. Mesela araba kullanmak. Bir süre öğrenmek için çabalarsın ama bir yerden sonra artık araba kullanmak senin için artık düşünülmeden yapılan birşeydir, kas hafızana yerleşmiştir.

Bu birçok şeyde böyledir. Uzun süre yapılan şeyler alışkanlık halini alır. İnsan zihni böyle çalışır. Öğrenme eylemi ilk başlarda insanın çok enerji harcamasına ve zihnini çalıştırmasına yol açar. Zamanla vücut bu enerjinin kullanımını optimize etmek için öğrenilen şeyi alışkanlığa dönüştürür. Dil de böyle. Temelleri hızlıca öğrenip sonra hayatını İngilizce ile doldurmalı ve mümkün olan her fırsatta pratik yapmalısın.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Herkes İngiltere Ankara Anlaşması Uzmanı

Bruce Lee der ki 10 bin tekmeyi bir kez çalışandan korkmam da, bir tekmeyi 10 bin kez çalışandan korkarım.

O yüzden temelleri öğrendikten sonra kendini çok fazla gramere boğma. Örneğin okulda bize “fine thanks and you?” cevabı ezberletilmiştir fakat bir İngiliz ile konuştuğunda ona “How are you?” diye sorarsan sana bu cevabı vermez. Onun yerine “not too bad” der.

Çok kelime ve kural bilmek iyidir fakat halkın konuştuğu dil kadar normal seviyede kural ve kelime bilip bunları sürekli tekrar etmek çok daha etkilidir. O yüzden İngilizce’yi anadil olarak bilen insanlarla arkadaş olmaya çalışıp ya da onların olduğu ortamlarda bulunmaya çalışarak bol bol pratik yap.

Falancanın Oğlu-Kızı 8 Dil Biliyormuş. Ben Daha İngilizce’yi Sökemedim, Moralim Bozuldu!

Biliyordur, olabilir tabi. Ebeveynleri farklı uluslardandır, farklı bir dil konuşulan ülkede doğmuştur ya da kolej çocuğudur. Bir şekilde birkaç dili konuşuyordur.

Kendini başkaları ile kıyaslama. Sen sensin, onlar onlar.

Sen kendi yöntemlerini ve kendi yolunu bulacaksın.

Bazen de aynı şeyi bir insan hızlı öğrenirken diğeri daha yavaş öğrenebilir. Her insan farklıdır. Bunu kafana takma. Durmadığın sürece yavaş gitmende bir sorun yok. Önemli olan sürekli ilerlemen yani İngilizce’ni sürekli geliştirmen.

Onun için kendini İngilizce ya da başka hiçbir konuda başkaları ile kıyaslama.

Bir de Türkiye’de anne-babalar hava atmayı çok sever. Mütevazilik toplumumuzda adeta ayıp sayılırken narsizm hastalığı adeta bir din gibidir, tapılır.

Onun için yok oğlum-kızım şu kadar dil biliyor, Erasmus’ta şöyle uçtu kaçtı, yabancı manitayı şöyle çekip çevirdi, bizim damat Amerikalı felan gibi Türk anne-baba övünmelerini ciddiye alma.

Burdan anne-babalara sesleniyorum. Evladınızı başkası ile kıyaslamayın ve yarıştırmayın bilader! Hem bir faydası olmaz hem de boşuna evladınızla yüz-göz olduğunuzla kalırsınız. Çocuklarınızı narsist yapmayın. Su akar yolunu bulur, siz ellemeseniz de dünya döner. Siz yolu yordamı gösterip elinizden geleni yapın, gerisi kendiliğinden gelir. Çocuklarınızı sıkmayın, yarış atı değil onlar!

Türkçe Düşünmeyeceksin Ama Nasıl?

Çorba yenir mi? Sen çorba yiyen adam gördün mü hiç? Yani çorbaşını böyle çatal bıçakla ve ısırarak yiyen gördün mü? Ben gördüm, tüm İngiltere’de çorba böyle yeniyor.

Şaka yapıyorum. Biz çorbayı yeme eylemine “çorba içmek” derken, İngilizer “çorba yemek” derler. İngilizce’de içmek kavramı çorba için kullanılmaz.

Benzer şekilde mesela sen “ben hafta sonları yüzmeye gidiyorum” dersin ama İngilizler “ben hafta sonları yüzmeye giderim” der. Sen sürekli yaptığın şeyler için şimdiki zaman kullanırsın, o ise geniş zaman kullanır ve şimdiki zamanı sadece o işi gerçekten şu anda yapıyorsa kullanır.

Bunlara sadece birkaç bir örnek. Yüzlercesini sayabilirim. Onun için İngilizce duyduğunda ve konuştuğunda çok fazla düşünme. İngilizler nasıl diyorsa sen de öyle söyle. Zamanla bunlar bir alışkanlık olarak diline yerleşir ve sen de öylece sorgulamadan kullanırsın. Doğru olanı da budur.

İngilizce konuşurken Türkçe düşünme. İngilizler nasıl diyorsa sen de öyle söyle. Bunu yaparken de aklına imajları, olayları, görüntüleri getirmeye çalış. O sırada grameri düşünmek yerine bunları hatırla. O zaman hem konuşmakta zorlanmazsın hem de konuşmaların daha doğal olur.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngiltere'de Şirket Banka Hesabı Olmadan İş Bulabilir Miyim?

Hata Yapmaktan Korkma, Bol Bol Hata Yap

Hiçbirimiz Tanrı değiliz. Hatasız kul olur mu?

Biz seni hatalarınla da severiz, merak etme. İnsan hata yapabilir. Önemli olan bunlardan ders çıkarmak. Bol bol pratik yap ve pratik yaparken hata yapmaktan korkma.

Kafa-göz gir, bodoslama konuş, İngilizce’nin kafasını-gözünü yararak konuş. Karşındaki seni anlar. Anlamazsa tekrar edersin. Daha da olmadı jest-mimik-el hareketleri ya da çizerek anlatırsın ve karşındaki seni anladığında “ha sen şey demek istiyorsun” der ve o sırada sen de az önce anlatamadığın şeyi öğrenmiş olursun.

Neticede kimse emeklemeden koşmaya başlamadı. Bebeklerin dili nasıl öğrendiklerini hatırla. Aynı defalarca duyarak, görerek, yaşayarak öğrendiler. Onun için sen de benzer bir süreçten geçeceksin, bunu bil.

İngilizce öğrenirken ufak ufak ezberlediğin kalıplarla başlarsın. Sonra kendi duygularını ifade etmeye çalışırsın. Hani yürümeye çalışan bebek dengesini kaybedip düşer ya, sen de cümle kurarken hata yapabilirsin. Sorun değil. Ama bu asla doğrusunu yapamayacağın anlamına gelmez. Ne kadar çok denersen o kadar hızlı başarıya ulaşırsın.

Çok dene, çok pratik yap, hatalarından korkma. Tekrar dene!

İki Dil Kırıp Biraz Aksan Parlatınca İngilizce Öğrendim Sanma

Dedim ya, bizim memleket narsist doludur. Biraz bilen bile çok biliyorum der. Bilmiyorum demek adeta ayıp ve günahtır. Herkes bir bilme yarışında. Hatta bilmediği şey ile ilgili atıp tutarak başkasına akıl verme derdinde.

Bu durum İngilizce’ye de yansıyor. Azcık İngilizce dil kıran, biraz aksan parlatan İngilizce öğrendim sanıyor. Bir de bunu sağda-solda hava atmak için kullanıyor.

Birazcık dile olan ilgiyle ve ezber gücüne dayalı olarak yapılan çalışma sonucu dil öğrenilir. Mesela uzun süre altyazılı filmler izlersen artık bir takım şeyleri anlar hale gelirsin. Ama işte bir yerden sonra bazı altyazıları okumadan anlıyor olman seni II.Elizabeth ile çay içerken Black Mirror’un ilk bölümünü tartışabileceğini düşünür yapmasın.

Yurtdışında yaşamadan, ders vermeden, akademik bir yazı ele almadan, roman okumadan ya da tiyatro oyunu oynamadan İngilizce öğrendim diyemezsin.

Senin İngilizce öğrenmedeki amacın işini yürütmek ve eğer yabancı bir ülkede yaşıyorsan sosyal hayatta var olmak. Amacın hava atmak değil.

Şöyle düşün; İngiltere’de herkesin ana dili İngilizce. Yoldan geçen en hödük adam bile bu dili biliyor ve konuşuyor. İngilizce bilmek önemli bir meziyet ama hava atmana gerek yok.

Bir de hayat boyu öğreniyor olmak kadar güzel birşey yok. Hergün üzerine birşeyler katarak İngilizce’ni geliştir. Hem zihnin her daim diri kalır hem de sürekli gelişirsin.

Dil Öğrenmek O Dilin Kültürünü de Öğrenmektir, O Kültürü Yaşamadan Dil Öğrenemezsin

Hemen bir örnek vereyim; Türkçe’deki “günaydın” İngilizce’de “iyi sabahlar” anlamına gelir, Japonca’da ise “güne erken başlamışsın” anlamına gelir. Bu ve bunun gibi kavramlar tamamen o kültürün dile yansımasıdır ve dil o yönde biçimlenir.

Bir kültür o kültürün insanlarının ortak tarihi, müziği, sineması, coğrafyası, sanatı, sosyal yaşamı, yemekleri, günlük alışkanlıkları ve daha birçok şey ile meydana gelir ve zamanla sürekli yenilenir.

Sen de bu saydıklarımın içine girerek yani o kültürde ilgini çeken şeyleri tecrübe ederek ya da öğrenerek o kültürün içine girersin. O kültürden insanlarla tanışırsın. Bunu yaparken o kültürün dilini de öğrenirsin.

Dil mi kültürün yoksa kültür mü dilin belli değil derler, doğrudur. Onun için dil öğrenirken o dili konuşanların kültürünü de öğren.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngiltere'de NINo - National Insurance Number Nasıl Alınır?

İngilizce Nasıl Öğrenilmez Anladım. Peki İngilizce Nasıl Öğrenilir?

Birçok yöntem var. Yazımın buraya kadarki kısımlarında bazılarını anlattım. İngilizce, gezerek, TV ve film izleyerek, radyo dinleyerek, pratik yaparak, İngilizce bilen arkadaşlar edinerek, kitap-gazete-dergi okuyarak öğrenilir.

İngilizceni geliştirmek için İngiltere’ye geldiysen bunu yaparken çok para harcayacaksın diye bir kural yok. Çünkü aradığın şey zaten her daim seninle birlikte. Her yerde bu dil konuşuluyor ve yaşanıyor. Dolayısıyla sen de bu havayı her anlamda teneffüs ederek İngilizce’ni geliştirebilirsin.

Bunu nasıl yapacağını da özetledim, okumaya devam et.

Radyo Dinle

Mesela radyo dinleyerek öğrenilir dedim. İngilizce öğrenme ve ilerletmede benim favorilerimin başında radyo dinlemek gelir. Radyo seni esir almaz. Bir yandan araba kullanırken bir yandan radyo dinleyebilirsin mesela. Ya da bir yandan birşeyler yaparken arka planda radyo açıktır, dinlersin.

İngilizce öğrenmek ve ilerletmek için radyoyu o kadar önemsiyorum ki bu konuda başlı başına ayrı bir yazı bile yazdım. İngilizce Öğrenirken Hangi Radyoları Dinlemelisin? başlıklı yazımı burayı tıklayarak okuyabilirsin.

Kütüphanelere Git

CODRINGTON LIBRARY, OXFORD, ENGLAND

İngiltere’de 70’ten fazla halk kütüphanesi var. Bunların sadece 16 tanesi Londra’da. Dikkat et okulların kütüphanelerinden bahsetmiyorum. Sadece halk kütüphaneleri bile 70’ten fazla.

İngiltere’deki kütüphanelerin her biri ayrı sanat eseri. Hem göze hitap ediyor hem de zihnimize. Kütüphaneye gidip dil öğretici kitaplardan tut, çocuk hikaye kitaplarına ve romanlara kadar envai çeşit kitap bulabilirsin. Bunlardan seviyene göre gramer anlatımı yapanı ya da basit İngilizce ile yazılmış kitapları alıp, bol bol okuyarak pratik yapabilirsin.

 

Televizyon İzle

Dil öğrenmede önemli unsurlardan bir tanesi de izleyerek öğrenmedir. Anlamasan da izle, bir yerden birşey kaparsın, izlediğin ya da bildiğin birşeyin tekrarı veya devamı çıkar, ordan tanıdık birşeyi izlediğinde görüntü zihnine yerleşir ve söylenenler kafanda oturur.

Biz Türkler televizyonu çok severiz. Ha bu iyi birşey mi? Değil. Ama sen bunu iyi birşeye dönüştürebilirsin. İzlemesek bile televizyon sürekli açıktır. Aynı şeyi İngiltere’de de yaparsan sürekli İngilizce’ye maruz kalarak zamanla artık birçok şey zihnine iyice yerleşir.

Sosyal Etkinliklere Git, Hem Sosyalleş Hem İngilizce’ni İlerlet

Gir meetup.com sitesine. İlgi alanlarına göre bir sürü etkinlik bulabilirsin.

Bunlara katılıp hem o ilgi alanını biraz daha ileriye taşırsın, hem yeni insanlarla tanışıp sosyalleşirsin hem de İngilizce pratik yaparak İngilizce’ni ilerletirsin.

Sadece meetup.com değil. couchsurfing.com buluşmalarına, yerel sosyal ve kültürel etkinliklere, gezi kulüplerine, bir hobi etrafında oluşan sosyal etkinliklere de katılabilirsin. Hepsinin faydası olur.

Sevgili Yap!

Dil öğrenmekle ilgili o çok ünlü atasözümüzü anmadan geçmeyelim madem. Doğru bilader. Dil dile değince de öğrenilir İngilizce, o da bir yöntemdir.

Ha asıl amacın elbette sadece yabancı dilini ilerletmek için manita yapmak olmamalı ama olursa istemem yan cebime koy.

İşte bilirsin, bir sevgilin olunca arkadaşlarınla tanışır ve sen de onunkilerle tanışırsın. Beraber sosyalleşirsiniz. Kavga edersiniz, sakalaşırsınız, birlikte tatile gidersiniz, film izlersiniz, yemek yaparsınız, küsüp-barışırsınız felan derken tüm bunlar olurken sen farkında olmadan İngilizcen gelişir.

***

İşte böyle kıymetli takipçim, İngilizce öğrenmek içinde birçok macerayı barındıran hayat boyu bir serüvendir. Son olarak ortaokul-lise yıllarımdan kalma bir İngilizce öğretmeni repliği ile bitirmek istiyorum:

Now listen, and repeat after me!

***

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )

Yazıyı paylaş!