İngiltere’de Görgü Kuralları

Her ülkenin ve her kültürün kendi içerisinde kabul görmüş yazılı olmayan bazı kuralları vardır. Bunlara genel olarak görgü kuralları denir. Bunlar yazılı ya da illa uyulması gereken şeyler değildir fakat sosyal norm yani sosyal standart olarak kabul edildiği için bu kuralları gözetmeyenler toplumda ya tuhaf insanlar olarak değerlendirilir ya da yer yer dışlanırlar.

İngiltere gibi insanlarının birçok ülkeye göre çok müsamahakar olduğu ve çok geniş insanlar diyebileceğimiz bir ülkede bile görgü kuralları önemlidir. İngilizler herkese saygı duyarlar ve farklılıklara tahammül İngiltere’de olmazsa olmazlardandır. Fakat İngilizler geleneklerine ve tarihlerine çok bağlıdırlar.

Herkes tarafından kabul edilen olmazsa olmaz görgü kuralları vardır ve bunlar çok erken yaşta yani daha çocuk yaştayken herkese aşılanır.

İngilizler’in hepsinin kabul ettiği ve uyduğu genel görgü kurallarını kısaca derlemeye çalıştım.

Havadan Sudan Muhabbet Etmek

İngilizce’de “small talk” olarak geçen bu kavram karşımızdaki kişinin fazla özeline inmeden ayaküstü yapılan muhabbete denilir. Small talk İngilizler’in adeta genetiğine yazılmıştır ve bu konuda kendilerini çok geliştirmişlerdir. Small talk gibi konuşmaları başlatan şeye ise “conversation starter” denir ve conversation starterların başında hava durumu muhabbeti gelir. İngilizler hava hakkında konuşmadan bir gün bile geçirmez, geçiremez.

Hele güneş var mı yok mu muhabbeti tam efsanedir. Londra gibi en azından İngiltere’nin diğer yerlerine göre biraz olsun güneş gören bir şehirde yaşıyorsanız güneş ne zaman geldi, ne zaman gidecek, ne zaman ne kadar görünecek gibi muhabbetler hergün birkaç kez yapılır.

Bunlar bizim gibi havası güzel ve mevsim yazsa yaz kışsa kış yaşanan memleketlerden gelenler için hava durumu muhabbeti pek önemli değildir ama İngilizler için bu önemlidir. Zamanla siz de buna alışırsınız çünkü İngiltere’de hava sürekli değişken ve bir günde 5-6 çeşide bürünen bir yapıya sahiptir. Bunun her daim muhabbeti olur.

Laf açmak için, muhabbete giriş yapmak için ve hatta gözünüze kestirdiğiniz manitayla ya da yakışıklıyla konuşmaya başlamak için bile hava durumu muhabbetini kullanabilirsiniz.

Hava Durumu Demişken, İngiltere’de Hava Hep Yağmurlu Mu?

Hem evet hem hayır.

İngiltere diyince ilk akla gelen şehir Londra’dır. Herkes Londra’ya gelir. Ha başka şehirlerde yaşayan yok mu? Var, çok. Ama çoğunluk Londra’ya geliyor.

Bazı sektörler için zaten Londra merkez.

Londra her zaman yağışlı değildir ve hava her zaman kapalı da değildir. Yazları çok güzel hava yaptığı olur, hava sıcak da olur. Elbette bir İspanya, İtalya, Türkiye, Yunanistan vs. gibi Akdeniz Ülkesi sıcaklığı beklememelisiniz ama filmlerde olduğu gibi insanlar sürekli elinde şemsiye ile gezmiyor.

Londra’da yıl boyunca ortalama sıcaklık sıfır derece ile 20-25 derece arasındadır. Yani kış mevsiminde sıcaklık sıfırın altına düşmez, en soğuk günlerde sıfır ile 2-3 derece arasındadır. Normal soğuk günlerde 3-5-7 derecedir. Yazları en sıcak günlerde ise sıcaklık 15 ile 20 arasında gidip gelir. Güneş çıkar ve ne zaman güneş çıksa Londra’lılar kendini sokaklara atar.

Hava kapalıdır evet fakat hep kapalı değil. Sadece değişkendir. Yani yine bir Akdeniz Ülkesi gibi sıcaklar başladı ya da hava soğudu kavramı olmaz. Sabah güneş çıkar, 1-2 saat kalır, ah ne güzel dersin, öğlen kapanır bir sağanak yağmur yağar, öğleden sonra yine sıcak olur. Buna bakıp rehavete kapılır evden şemsiyenizi almadan çıkarsanız öğleden sonra bir sağanak yağmur başlar. Islanırsınız.

Londralı olmanın en temel alışkanlıklarından biri her zaman çantada küçük bir şemsiye taşımaktır.

İngilizler bu durumlara alışkındır ve bu alışkanlık diğer alanlardaki hazırlıklı olma hallerine de yansımıştır. İngiltere ada ülkesidir ve ada demek yokluk demektir.

Burdaki yokluk her anlamda yokluk. Adadaysanız istediğin zaman gidemezsiniz, sevdikleriniz istedikleri zaman gelemezler, birşey lazım olursa gidip alayım diyemezsiniz, gemi lazım vs. derken ada insanı olmak yüzyıllar boyu İngilizler’i sağlamcı ve tedbirli olmaya itmiştir.

Buna bir de havanın sürekli değişken olması eklenince bu hazırlıklı olma hali her alanda kendini gösterir.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngiltere'de Size Bağlı Vizesi Olan Eş ve Çocuklarınızın Durumu

Londra’da hava sürekli kapalı değildir, güneşi görürsünüz. Ama sürekli açık ta değildir, histerik biri gibi sürekli değişkendir ve siz de tedbirini ona göre almalısınız. Siz siz olun evden çıkmadan önce hava durumuna mutlaka bakın ve çantanızda şemsiyeniz olsun

Mind The Gap

Mesafeyi koruyalım!

Mind The Gap İngiliz kültüründe mesafeyi koruyalım anlamına gelir. Hem fiziksel olarak hem de tavır olarak her daim insanlarla aranızda bir mesafe olması beklenir. Ancak bu çok soğuk olmak gerektiği anlamına gelmez. Mesafeli olmakla soğuk bir insan olmak farklı şeylerdir. İngilizler sanıldığının aksine soğuk insanlar değildirler. Oldukça muhabbet insanlardır fakat hem kendi kişisel alanlarına girilmesinden hoşlanmazlar hem de sizin kişisel alanınıza girmezler. Buna dikkat ederler.

Fiziksel mesafe anlamında ise İtalyanlar, İspanyollar, Türkler vs. gibi sıcak ülke insanları gibi hem çok yakın olunmaz hem de el-kol hareketi çok kullanılmaz ve insanlar birbirine dokunup el şakaları, sarılarak baboş demeler, omuza en sert yumruğu kim atacak geyikleri vs. gibi şeyler yapmazlar.

Metroda sürekli mind the gap anonsu duyarsınız. Bu anons her ne kadar yaklaşan metro ile platform arasındaki boşluğa dikkat et demek olsa bile aslında İngiliz kültürünün temellerindendir diyebilirim.

Fiziksel alanın yanında sosyal ve kişisel alan da önemlidir. Konuşulan konuların karşı taraf istemediği sürece çok fazla kişisel alana girmesi istenmez. Çok fazla özel soru sorulmaz. Eğer çok özele girerseniz muhtemelen ya kibarca konu kapatılır ya da eğer siz çok ısrar ederseniz sizi ilgilendirmediği yönünde uyarı alırsınız.

-Personal space- adı verilen kişisel alana fiziksel olarak girmeden ve kişisel sayılabilecek bilgilere değinmeden muhabbet edip mesafeli olmayı bilmek karşılıklı saygı açısından önemlidir.

Bizim memleketteki gibi daha tanışır tanışmaz insanlara maaş, evli-bekar, yaş, kaç kardeşsiniz, ev kendi evin mi-kira mı gibi sorular sorulmaz. Bunları sormak kabalıktır. Aslında bana sorsan bunları sormak her yerde kabalık olmalıdır ama bir İtalyan bunları bilmeyi istemeyi çok normal sayabilir ya da bir Türk. Ama bir İngiliz bu ve benzeri soruları ve bu soruları sormayı normal sayan tavrı yadırgar.

Bahşiş

Bahşiş bırakmak hem centilmenlik hem de aldığın servisi beğenip beğenmediğinizi gösteren bir işarettir.

İngiltere’de bahşiş kesin bir kural gibi algılanmaz fakat eğer servisi beğendiyseniz bahşiş bırakmak iyi birşey olarak kabul görür.

Bahşiş oranı %10 civarındadır. Bahşişi çok abartmak sizinle yemeğe gelen diğerlerine hava atıyormuş gibi algılanabilir. Onun için herkesin hemfikir olduğu bir miktarı %10-15 civarında bırakabilirsiniz, bahşişe herkes katılır.

İngiltere’de taksicilere bahşiş bırakmak gibi birşey de var. Yani para üstü alırken bir miktar için o kalsın denebilir ya da mesafeye göre 1-2 sterlin bahşiş bırakabilirsiniz.

Benzer şekilde otel görevlisi, kuaför gibi bir kişinin sana hizmet verdiği servislerde de bahşiş bırakılır.

Bazı restoranlarda hesap geldiğinde servis ücreti ya da çeşitli gibi bir kalem daha bulunur ve 3-4 sterlin civarında ekstra bir ücret alınır. Bizdeki kuver ücreti gibi. Ya da İtalya’daki masa parası gibi. Bu durumda bahşiş bırakmayabilirsiniz ya da normalden daha az bırakabilirsiniz. Bu servis ücreti sadece bazı restoranlarda vardır. Zaten hesabın içeriğini ve servis ücreti olup olmadığını kontrol etmek her zaman iyi bir fikirdir.

Birini Ziyaret Etme

İngiltere’de bizde olduğu gibi -bir maniniz yoksa annemler size gelecek- diyerek ziyareti önceden haber vermek nezaket icabıdır. Çat kapı pek yaygın değildir. Birini kendiniz ya da ailece ziyaret edecekseniz önceden haber vermen beklenir. Çat kapı gidenler çok yakın akraba ya da tanıdıklardır. Onlarda bile eğer yıllardır gelen bir çat kapı hukuku yoksa yine haber vermek iyidir.

Hediyeleşme

Doğum günü, noel vb. gibi özel günlerde aile bireylerinin, arkadaşların kısacası yakın çevrenizdeki insanların birbirine hediye vermesi adettendir. Ayrıca ev ziyaretlerine giderken de çiçek, çikolata gibi ufak hediyeler alınır. Elin boş gitmemen gerekir.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Londra'da Metroda O Kalabalığa Rağmen Neden Kavga Çıkmaz?

Biz Türkler bu konuda pek zorlanmayız çünkü hediyeleşme bizim kültürümüzde de var. Zamanı ve yeri değişebilir ama hediyeleşmeyi biliriz.

Örneğin misafirliğe giderken birşeyler götürmek bizde addettendir. İngiltere’de de benzer bir adet var. Çiçek çok yaygındır. Hatta öyleki tüm zincir marketlerde çok güzel çiçek reyonları var ve çiçekler Türkiye’ye göre çok daha uygun fiyatlı.

Doğumgünleri önemlidir ve önemsenir. Tatile gidenler gittikleri yerin çikolatasını vs. getirir ve iş arkadaşlarına ikram eder.

Hediyeleşmede esas olan hediyenin değerinden çok, düşünceli davranmış olmak ve hediye almaktır. Alınan hediye genelde alınır alınmaz açılır, bu hediyeyi getirene bir saygı sunumu gibidir. Hediye açılır ve teşekkür edilir.

Doğum günü, İngilizler’e özgü bayramlar ya da benzer özel günler hediye alıp-vermek için fırsat yaratır. Bu fırsatları değerlendirme inceliğini göstermek hem sizi hem de hediye verdiğiniz kişiyi mutlu eder. Hediye vermenin mutlu edici etkisi vardır. Bir de insanlar ufak bir hediyeyi bile uzun süre unutmaz ve bu da sizin sosyal bağlarınızı her zaman kuvvetli ve sıcak tutar.

Sıraya Girmek

İngiliz kültürünün eşsiz benzersiz unsuru bu olabilir. Her zaman her yerde bir sıra görebilirsiniz. Bilet alırken, ekmek alırken, şampuan alırken, havaalanında, markette vs.

Temel mantık sıraya ilk giren kişinin ilk olarak hizmet alması. Ne kadar basit bir mantık değil mi? Ama bunu nedense Türkiye’de kimse kavrayamaz, ya da işlerine gelmez. Herkes her yerde sıraya kaynak yapmanın fırsatını arar.

Bir sırada kaç tane terbiyesiz insan olduğunu görmek isterseniz Türkiye’de bunu anlamak oldukça basittir. Sıraya kaynak yapmaya yeltenen insanları sayarsanız terbiyesizlerin sayısına ulaşmış olursunuz.

Biliyorum, biz Türkler’in milli sporları arasında güreş, trafikte kavga etmek olduğu kadar sıraya kaynak yapmak ta var. Sıraya kaynak yapmak akıllı birinin alamet-i farikası olarak algınalır Türkiye’de. Kaynak yapmayı beceremeyenler enayi olarak görülür.

İngiltere’de kesinlikle sıraya kaynak yapmaya çalışmayın, kimse hoş karşılamaz ve hatta sıradaki diğer kişilerden tepki almanız muhtemeldir. Türkiye’de sıraya kaynak yapan insanlardan iseniz o huyunuzu İngiltere’ye gelirken Türkiye’de bırakın. Aslında o huydan tamamen vazgeçmek en iyisidir.

İngiltere’de buna kesinlikle müsamaha gösterilmez. İnsanların zamanı değerlidir ve bunu çok önemserler. Sırada kaynak yapmak bu değerli zamana saygısızlık ve sıradaki diğer kişilere bir saldırı olarak algılanır ve çok tepki alır.

Bir de sıra beklerken insanlar birbirinin dibine girmez. Dip dibe durmazlar. Arada biraz mesafe bırakırlar. Sırası gelen kişi bankoya, market kasasına, gişeye vs. yaklaştığında ise durum iyice netleşir. O kişi ile sıra arasında en az 1 metre, yaklaşık 1-2 metre mesafe olur. Hatta sarı bir çizgi vardır, kimse o çizgiden öteye gidip te bankoda, gişede vs. bekleyen kişinin hemen arkasında durmaz. Bu durum bankamatikten para çekerken de geçerlidir.

Eğer sırası gelen ve işlemini yapan kişiye bu mesafeden daha kısa bir mesafede durursanız yani olması gereken sınırı geçerseniz bu kötü niyet ve saldırganlık göstergesidir ve yerine göre anlamı değişir.

Örneğin postanede bunu yapmak kabalık ve kuralları çiğnemek olarak algılanırken bankamatik sırasında bunu yapmak direk agresif bir tavır olarak algılanır ve para çeken kişinin kartını, parasını, şifresini, cüzdanını çalma niyetinde olduğuna delalet edebilir.

Çok acil bir işiniz ya da hastalık, bebeğinizin ağlaması vs. gibi bir durumunuz varsa sıradaki insanlardan uygun bir dille rica edebilirsiniz. Size sırada öncelik tanırlar.

Sofra Adabı

Eğer birinin evine yemeğe davet edildiyseniz eve varır varmaz sofraya oturmayın. Ev sahibi oturma düzenini önceden ayarlamış olabilir. Bir de çatal bıçak kullanımı gibi noktalara dikkat etmek gerekir. (Çatalın sol bıçağın sağ elle tutulması gibi)

Restoranda yemek yiyorsanız hesabı ödeyecek kişi yemek davetinde bulunan kişidir. Fakat ortak bir şekilde karar alıp hep birlikte bir restorana yemek yemeye gittiyseniz bu durumda herkes kendi hesabını öder. Bahşiş herkes gönlünden kopan kadar bırakır.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngiltere'de Kuaförler ve Berberler

Teşekkür Ederim / Lütfen / Özür Dilerim

İngiltere’de herkes birbirini tanır ve herkes yakın akrabadır!

Nasıl olur mu diye soruyorsunuz? Açıklayayım; İngilizler günlük temel ilişkilerde içlerinden ya da sözle açığa vurarak açıkça sen kimsin? lafını kullanmazlar.

Şaka yaptığımı ve nedenini anladınız değil mi? Türkiye’de hemen hemen her konuda bir sen kimsin? muhabbeti olur. İnsanlar bunu dışa vurmasa bile içinden söyler.

Hemen hergün trafikte, işyerinde, okulda, restoranda, evde, akrabalar arasında, dostlar arasında özetle tüm sosyal ilişkilerde adeta milli bir spor gibi bir sen kimsin? muhabbetidir gider.

Türkiye’de insanlar bu lafı birine saygı duymak istemediğinde kullanır. Şöyleki;

  • Sen kimsin de ben sana teşekkür edeyim?
  • Sen kimsin de ben sana lütfen diyeyim?
  • Sen kimsin de ben senden özür dileyeyim?

İngiltere’de durum çok farklıdır. Ortalama bir İngiliz yani normal bir İngiliz herkese saygı duyar. Temelde insana duyulan bir saygı vardır ve bu herkes için geçerlidir.

İngilizler genelde temel bir saygı ile başlarlar ve bunun yanında karşısındakine temel bir güven duygusu ile başlarlar. Sen bu saygıyı ve güveni sarsmadığın sürece de buna devam ederler. Durduk yere çirkinleşmek ya da bu da kim oluyor ki ben onu sayayım gibi düşüncelerin İngilizler’in nezdinde yeri yoktur.

Herkes sürekli teşekkür eder. Herkes sürekli lütfen der ve herkes sürekli özür dilerim der.

Bu lafların yeri ve zamanı değişir elbette. Fakat İngilizler bunları kullanmaktan çekinmez ve hatta özellikle kullanır.

Size bu lafların nerde kullanılacağını tek tek anlatacak değilim ama kullanma yeri gelince hiçkimse o kim oluyor da ben ondan özür dileyeyim, ona teşekkür edeyim ve ona lütfen diyeyim şeklinde düşünmez. Böyle bir düşünce yoktur.

Onun yerine bunları çekinmeden kullanırlar.

Bunlara siz de alışmalısınız ve kullanmalısınız. Aksi takdirde kaba ve saygısız bir insan olarak görülürsünüz.

Onun için İngiltere’ye gelirken sen kimsin? lafını Türkiye’de bırakmakta fayda var. Burda işinize yaramaz.

Sadece nerede teşekkür edeceğinizi ve özür dileyeceğinizi bilmek bile birçok kapıyı açar veya birçok problemi çözer. Kazara birisine çarparsan hemen özür dileyin, sizin hatanız olsa bile siz özür dilediğinizde karşınızdaki de sizden özür diler. İngiltere’de omuz atma kavgaları pek yaşanmaz, omuz atma yüzünden çıkan kavgalarda insanlar bıçaklanıp ölmez.

Teşekkür etmek ve lütfen demek o kadar önemlidirki hiçbir yönetici ya da patron yanında çalışanlardan lütfen demeden birşey istemez. Teşekkürsüz kolay kolay birşeyi tamamlamaz.

İngilizler teşekkür ederlerken thank you yerine cheers kelimesini çok kullanırlar. Hatta kimi zaman vedalaşırken bye bye yerine bile cheers kullanırlar.

İngilizler’in teşekkür etme ve özür dileme alışkanlığını ben ara sıra eleştiririm. İngiltere’de teşekkür ve özür istismarı var derim. Bunları biraz abartılı kullanıyorlar, bu kadarı fazla derim. Fakat Türkiye’de insanların her geçen gün daha da saygısız ve sevgisiz olduğunu ve bu durumun artık düzelemeyecek noktalara doğru gitmekte olduğunu gören biri olarak bu eleştirimi geri alırım. Bu kadar saygısız ve sevgisiz bir toplum olmaktansa teşekkür ve özürü bu kadar fazla kullanıyor olmak daha iyi, bunu bizzat yaşayarak görüyorum.

***

Sizin için çok normal olan davranışlar farklı bir kültürde çok farklı karşılanabilir. Bu yüzden yazılı olmayan kurallara alışmak ve benimsemek gerekir. Bu sayede yaşadığınız toplumda kabul görme imkanlarınız artar.

Son olarak önemli bir konuya dikkat çekeyim; yazımın başında da belirttiğim gibi ortalama ve normal İngilizler bu görgü kurallarına uyar. Bunları gözetir ve karşılarındaki insanı ayırt etmeden ona saygı duyarlar.

Bunlara dikkat etmeyen İngiliz var yok mu? Var, hem de çok. Ama bunlar geneli temsil etmez. Normal bir İngiliz bu görgü kurallarına dikkat eder. Dikkat etmeyenler azınlıktır ve ya ailesinden bu terbiyeyi almamıştır ya da kendi ile ilgili bazı sorunları vardır. Yani saygısızlığı yapanın kendi durumudur. Toplumun genelini yansıtmaz.

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )