İngiltere’de İş Arama ve Çalışma Rehberi

Avrupa Ülkeleri, Amerika ve Kanada her zaman göçmen alan ve dolayısıyla dünyanın her yerinden birçok kişiyi çeken ülkelerdir. Her yıl milyonlarca kişi bu ülkelere yerleşip yeni bir hayat kurma hayalleri kurar ve planlar yapar.

İngiltere de bu hayallerden nasibini alır. Dünyanın her yerinden birçok insan İngiltere’ye gelip iş bulmak, çalışıp para kazanmak ve yerleşerek ülkede kalıcı olmak ister. Bunun için planlar yapıp birçok fedakarlık yaparak hayalini gerçekleştirir.

Bu durum ülkemizde de farklı değildir. Birçok kişi İngiltere’ye gidip yeni bir hayata başlamak ister. Ülkenin anadilinin İngilizce olması, demokrasiyi özümsemiş ve vatandaşına adaletle davranan bir ülke olması, iş imkanlarının çokluğu ve daha birçok faktör Türkler için de İngiltere’yi çekici kılar.

İngiltere’ye Yerleşmenin Yolları Nelerdir?

Sponsor Olacak Bir Firma Bularak İş Bulup Gelme

Yukarda da belirttiğim gibi sponsor bir firma bularak iş bulup gelmek oldukça zordur. Bu zorluk sadece sizi işe alacak firmayı ikna etmekten kaynaklanmaz. İngiltere’De aranan kategorideki mesleklerden birine sahip olmalısınız. Sponsor bularak gelenlerin çoğu yazılımcı, IT uzmanı gibi çok aranan mesleklere sahip.

İngiltere’ye sponsor bularak gelmek için geçerli bir mesleğe sahip olmanın yanında bir de firmaların buna ikna olması gerekir. Çoğu firma bu süreci göze almaz ve birini işe sponsor olarak almaya yanaşmaz. Çünkü birini vizesine sponsor olarak İngiltere’ye getirmek için o firmanın belli şartları sağlaması gerekir.

Bu şartlar personal sayısı, ciro, eleman ihtiyacı, eleman ihtiyacının İngiltere’de karşılanmasının zor ya da mümkün olmaması ve diğer bazı şartlardır. Firma bunları yerine getirse bile bunlar tek başına yetmez. Firma Home Office yani İngiltere vize ofisine başvurmalı ve sponsorluk lisansı almalıdır. Bu da firmaya fazladan iş yükü getirir.

Sponsorluk lisansı alan firma bir de elemanı getirirken sponsorluk işlemlerini yürütmeli ve bu konuda insan kaynakları sürecine sahip olmalıdır. Tüm bunlar böyle olduğu için sponsor olarak eleman alan ve bu elemanları İngiltere dışından getiren firmalar genelde büyük firmalardır. Sponsorluk sürecini ölçeklendirebilecek büyüklüğe sahip firmalar sponsor olmaya yanaşır. Bunun dışındaki küçük ve orta büyüklükteki firmaları sponsor olmaya ikna etmek oldukça zordur.

Ama yine de bu konuda girişimde bulunmak faydalı olur. Bazı firmalar küçük-orta boy firma olsa bile personele iyi yatırım yaparlar ve iyi eğitimli ve tecrübeli personelin kıymetini bilirler. İyi bir çalışanın şirkete ne kadar önemli katkısının olabileceğini iyi hesap ederler. Onun için bu her zaman şansınızı denemenizde fayda var.

İngiltere’ye sponsor bularak iş bulup geldiğinizde vizeniz sizi getiren firmaya bağlıdır. O firmada çalıştığınız sürece vizeniz yenilenir. Ama firmadan ayrılacak olursanız bu durumda aynı süreci tekrarlamanız gerekir. Yani size sponsor olup iş verecek yeni bir firma bulmalısınız. Aksi takdirde birkaç ay içinde İngiltere’den ayrılmanız gerekir zira vizeniz yenilenmez. Sponsor ile geldiği firmada çalışırken iş bulup veya iş teklifi alanlar için bu durum ciddi sorun olmaz. Zira yeni gidecekleri firma sponsor olacağı için vize o firmanın sponsorluğunda yenilenir.

Öğrenciyken Gelip Sonrasında İngiltere’de Kalma

İngiltere’de öğrencilik hem faydalı hem de eğlencelidir. İngiltere’de sosyal hayat oldukça iyi ve erişilebilirdir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde lüks olan birçok sosyal imkan İngiltere’de normal şeyler arasında sayılır. Bu normal şeyler spor imkanları, tiyatro, sinema, her türlü etkinlik, ilgi alanlarına göre topluluk buluşmaları, arkadaşlarla birlikte düzenlenen etkinlikler, konserler, eğlenceler, gece kulüpleri, dans gösteri ve kulüpleri, ücretsiz dil okulları ve daha birçok şeylerdir.

Bunlar Türkiye’de özel okulların pompalayıp ailelere sağlam paralara kitledikleri imkanlar iken İngiltere’de okulların, kursların, belediyelerin, sivil toplum örgütlerinin, devletin sosyal kurumlarının, özel şirketlerin sosyal sorumluluk bölümlerinin organize ettiği şeylerdir.

Erişilebilir olmalarının nedeni İngiltere’nin demokratik ve -olabildiğince- insana değer veren bir devlet politikası gütmesidir. İngiltere’de herkes belli haklara sahiptir ve bu haklara temel sosyal ve kültürel imkanlara erişim de dahildir.

Onun için İngiltere’de bu imkanlara ücretsiz ya da uygun ücret karşılığında erişebilirsiniz. Bu yüzden İngiltere’de öğrencilik yapmak ister dil okulu, ister master-doktora gibi akademik çalışma, ister mesleki sertifika programları ile olsun oldukça faydalı ve eğlencelidir.

Bu sayede ülkeyi tanıdıktan sonra burda staj imkanları kovalayabilirsiniz. Staj yaparken tanıdığınız firmalarda çevre yapıp onları size sponsor olmaya ve işe almaya ikna edebilirsiniz. Gelişmiş ülkeler iyi çalışan, dürüst ve çalıştığı yere pozitif katkısı olan stajyerleri ve çalışanları bırakmazlar.

Onun için öğrencilik yaparken sosyal etkinliklere katılmak, staj kovalamak ve bulup staj yapmak, ilgilendiğiniz sektörle ilgili organizasyonlara ve etkinliklere katılmak oldukça faydalı olur. Bu sayede hem bilgi ve tecrübenizi artırırsınız hem de İngiltere’de öğrenciliğinizden sonra da kalmanın yollarını keşfetme imkanı yakalarsınız.

Evlilik Yapıp Aile Birleşimi İle Gelme

Eğer İngiltere’ye çalışmak için ya da öğrenci olarak gelir ve bir İngiliz vatandaşı ile hayatını birleştirirseniz belli şartları yerine getirdikten sonra belli bir süreyi tamamlayarak İngiltere’de çalışma izni elde edebilirsiniz.

Burda amaç sırf çalışma izni için bir sevgili ve eş aramak olmamalıdır. Olayları akışına bırakırsanız herşey kendiliğinden gelişir ve çok daha doğal olur.

Eğer sevdiğiniz insanla hayatınızı birleştirme kararı alırsanız bu durumda İngiltere’de oturum ve çalışma izni için başvurmaya da hak kazanırsınız. Aile kurmanın yanında bir de İngiltere’ye yerleşme imkanı elde edersiniz.

Aile Birleşimi ile ilgili Emre’nin İngiltere Günlüğü isimli blogda güzel bir yazı var. Yazıyı burayı tıklayarak ya da aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

İngiltere yerleşim vizesi – Nedir? Nasıl alınır?

Ankara Anlaşması

Eğer İngiltere’nin her yıl açıkladığı -aranan uzman- kategorisinde bir mesleğe ve bu meslekte yeterince tecrübeye sahipseniz ilk seçenek iş bulup gitmektir. Bu durumda size iş teklif eden şirket vizenize sponsor olur ve resmi işlemleri halleder. Her ne kadar kolay görünse de bu zordur zira mesleki bilgi ve tecrübenin yanında yabancı dilinizin de iyi olması gerekir. Dil bilmeden doktorluk, mühendislik vs. gibi nitelik gerektiren meslekleri yapmak kolay olmaz.

Diğer bir seçenek ise İngiltere’nin Türk Vatandaşları’na sağladığı Ankara Anlaşması vizesidir. Bu vize ile İngiltere’de kendi işini kurup ilk yılın sonunda 3 yıl uzatma ve 5. yılda sınırsız oturuma başvurabilir, sonrasında 5 yıl dolunca da İngiliz Vatandaşlığı için başvurma hakkını elde edebilirsiniz. Tüm bunları yaparken sizinle birlikte aileniz de yanınızda gelir ve eğer çalışmak isterseniz eşiniz de çalışabilir zira sizinle birlikte eşinize de vize ve çalışma izni verilir.

Ankara Anlaşması vizesine başvurmak için herhangi bir ücret ödemeniz gerekmez. Yapmanız gereken kuracağınız işe karar vermek, buna dair bir iş planı hazırlamak ve başvuru yapmaktır. Herhangi bir eğitim durumu şartı aranmaz. Aranan şey iş planınızın mantıklı olması ve o işi yapacak kadar sermaye ile 6 ay kadar geçinmenize yetecek paraya sahip olmaktır.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngiltere'de Banka Hesabı Nasıl Açılır?

Avrupa Ülkeleri dışında olup bu imkana sahip olan başka ülke yoktur. Bu vize Türk Vatandaşları için çok büyük imkanlar sağlamakta.

Ankara Anlaşması Vizesi’nin avantajlarının yanında dezavantajları da var. Bunların en başında ilk etapta sadece 1 yıl vize verilmesi ve bu vizenin burda yapacağınız işin finansal performansına bağlı olması. Eğer yeterli geliri elde edemezseniz vizeniz uzatılmaz. Bu oldukça büyük bir stres kaynağıdır. İlk yıl işlerini yoluna koyamayıp dönen insanlar var.

Diğer bir dezavantajı ise sadece kendi işinizi yapabiliyor olmanız yani kontratlı iş yaparak fatura kesmek zorunda olmanızdır. Herhangi bir işte kadrolu yani maaşlı çalışan olamazsınız. Piyasadaki işlerin çoğunun kadrolu yani permanent iş olduğunu düşünürsek Ankara Anlaşması ile iş almanın zorluğu iyice görünür olur.

Onun için bu vize ile gelenler genelde IT uzmanlarıdır zira IT uzmanlarının contractor yani sözleşmeli/geçici süreli iş bulması diğer alanlara göre daha yaygındır.

Ankara Anlaşması ile ilgili önemli bir not düşmeliyim. İngiltere’de 2016 yılında yapılan referandum da Avrupa Birliği’nden çıkmak isteyenlerin oyları kalmak isteyenlerden fazla çıktı. Bunun neticesinde İngiltere Hükümeti referandum sonucuna göre hareket etmeyi tercih etti.

Avrupa Birliği ile birlikten çıkış müzakereleri 2 yıldan fazla zamandır sürüyor ve kesin çıkış tarihi Ekim 2019 gibi görünüyor. Bu tarihten sonra Ankara Anlaşması da büyük ihtimal sona erecek ve İngiltere’ye Ankara Anlaşması ile gelmek mümkün olmayacak.

İngiltere’de Ortalama Maaş Ne Kadardır?

İngiltere’de Ortalama Maaş Ne Kadardır?

Bu soru cevabı çok merak edilen bir soru. İngiltere’de ne kadar kazanırım? Ne kadar maaş alırım? Aldığım maaş ile geçinebilir miyim? Hangi şehir pahalıdır? Hangi şehirde ne kadar alırım?

Bunlar bir ülkeye gelip yerleşmeden önce ve hatta yerleştikten sonra sorulan en temel sorular. Peki hakikaten ne kadardır İngiltere’de ortalama maaş?

Bu elbette meslek ve iş tecrübesine göre değişir ama İngiltere’de hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da istatistik var.

Fakat istatistikleri okurken her zaman dikkat etmek gerekir. Herkesin durumu özel olabilir ve de istatistikler ortalamayı yansıtır. Dolayısıyla ben şu mesleğe sahibim ve bu meslekte aslında şu kadar kazanılıyor diye düşünmeden önce bunları göz önünde bulundurmalısınız.

İngiltere’de 3-4 yıl iş tecrübesi olan biri için ortalama yıllık brüt maaş 25 bin sterlin civarındadır. Bu 25 bin sterlinden biraz fazla yani 27-28 bin sterlin de olabilir.

Yeni mezunlar için yıllık ortalama brüt maaş 22 bin sterlin civarındadır.

5 yıldan fazla tecrübesi olan biri yıllık ortalama brüt 30 bin sterline yakın yani 28-30 bin sterlin civarında kazanabilir.

10 yılı geçen iş tecrübesi için yıllık brüt maaş 35-40 bin sterlin civarındadır.

Bu rakam ortalamadır ve normal bir mesleğe sahip kişiler için geçerlidir. Yani çalışanların geneli bu civarlarda maaş alırlar.

Burda dikkat etmeniz gereken İngiltere’de maaşların brüt olduğudur. Brüt maaştan yukardaki rakamlara göre %20-25 civarında vergi alınır. Bu gelir vergisidir.

Eğer geliriniz yıllık brüt 60 bin sterlini geçerse ödeyeceğiniz vergi %40 civarındadır. Gelir arttıkça alınan vergi artar.

Tüm meslek dalları ve her meslek dalına göre ortalama yıllık brüt maaşları merak ediyorsanız bu konuda Daily Mail gazetesinin yayınladığı güzel bir istatistik var, burayı tıklayarak ya da aşağıdaki linki tıklayarak ulaşabilirsiniz:

Avarage Salaries For 145 Jobs

Ayrıca bu konuda Wikipedia’da da oldukça detaylı bilgi içeren bir içerik mevcut, burdan ya da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Income In The Uniten Kingdom

İngiltere’ye Gelmeden İngiltere’de İş Bulmak Mümkün Mü?

Mümkün fakat kolay değil. Hele de eğer IT alanında çalışmıyorsanız iyice zor.

İş arayan çok, dolayısıyla rekabet çok. Hem de iş aramak ve bulmak çok kişisel bir konu. Aynı okuldan mezun, aynı ya da benzer şirketlerde çalışmış, benzer tecrübelere sahip, benzer nitelikleri olan iki kişiden biri istediği işi bulurken diğeri bu konuda pek başarılı olamayabilir.

Onun için, İngiltere’ye gelmeden, geldikten sonra ya da nerde olursanız olun; iş aramanın ve bulmanın çok kişisel bir konu olduğunu aklınızda bulundurmanızda fayda var.

Bunları belirttikten sonra bu yazının asıl konusu olan İngiltere’ye gelmeden İngiltere’de iş bulmaya faydalı olabilecek şeylerden bahsedebilirim.

Sadece IT yani bilgisayar mühendisi, bilgisayar programcısı vs. benzer meslek erbablarının iş bulmasından bahsetmiyorum.

IT’ciler zaten iş bulmakta zorlanmıyor. Evet, istisnalar olabilir. İnsan IT’ci de olsa şanşsızlıklar olabilir, niteliklerin yetmediği ya da pek pazarlanamadığı durumlar olabilir ama genel olarak IT’ciler iş bulmakta zorlanmıyor.

İngiltere’de iş arayacaksanız iş aramaya daha Türkiye’de iken başlamanız lazım. Öncesinde İngiltere’ye gelip gidip şehri bir miktar tanımanız lazım, elinize bir harita alıp kuzey-güney-doğu-batı ayrımını ve en genel bölgeleri öğrenmeniz lazım. Sonrasında aşağıda belirttiğim recruitment sitelerine üye olup CV’ni yüklemeli ve iş ilanlarından size uyanlara başvurmanız gerekir.

Bunların yanında kolay okunur bir eposta adresiniz ve bir de İngiltere cep telefonunuz olması lazım. İngiltere cep telefonunuzun uluslararası dolaşıma açık olması iyi olur. Bu imkanı veren GSM operatötleri var, roaming hizmeti yani cep telefonuna uluslararası dolaşım imkanı sağlayan chat servisleri var, mesela Skype gibi. Bunları da bir araştırıp bir miktar kredi satın alıp kullanabilirsiniz. Ama bana sorarsanız bir İngiltere hattı alın ve uluslararası dolaşıma açtırın, hem İngiltere’ye geldiğinizde de bunu kullanırsınız.

Sektörünüze göre bir miktar iş tecrübeniz olsa iyi olur. Eğer çalıştığınız alanda bilgi ve tecrübeye sahipseniz ve İngiltere’de iş yapacak bir alansa siz CV’nizi aşağıda bahsettiğim recruitment sitelerine yüklerseniz size eposta ve telefon gelmeye başlar.

Bu durum GDPR (General Data Protection Regulations-Genel Veri Güvenliği Kuralları) yürürlüğe girmeden önce takibi oldukça zor bir durum ortaya çıkarıyordu. Bir kişi iş aramaya başladığında hergün bir sürü ilgili ya da ilgisiz telefon ve eposta geliyordu. Bunlar GDPR’dan sonra yok denecek kadar azaldı. Genelde sadece sizin başvuru yaptığınız iş ilanları kime aitse sadece onlar alıyor. Rastgele arayıp soru soran ya da iş arayıp aramadığınızı öğrenmeye çalışan olmuyor.

İngiltere’deki recruitment yani İK firmaları sizi arayıp şu anda iş arayıp aramadığınızı sorarlar, eğer iş arıyorsanız bunlara cevabınız evet aktif olarak iş arıyorum olmalı. Bu cevap üzerine size açık bir pozisyon var der ve bir miktar detay verirler ve sonrasında şu anda nerdesiniz derler. Telefonunuz uluslararası dolaşıma açık olduğu için sizin Türkiye’de olduğunuzu anlamazlar ki zaten Türkiye’de olmanızda bir sorun da yok, eğer İngiltere’de çalışma izniniz varsa iş görüşmesine gitmek bir uçak biletine bakar.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Londra'da Leziz Bir Vietnam Lokantasında Geyik Avcısı Nick'in Ne İşi Vardı?

Kaldı ki firmaların bir kısmı sizin yurtdışında olduğunuzu bilseler bile sizi işe almakla ilgilenebilirler. Vizenize sponsor olarak sizi İngiltere ya da iş hangi ülkede ise orda işe alabilirler.

Eğer Anklara Anlaşması Vizesi’ne sahipseniz şu anda Türkiye’deyim fakat İngiltere’de çalışma ve oturum iznine sahibim dersiniz ve iş görüşmesine gelmenizde hiçbir sorun olmadığını belirtirsiniz. Sizi arayan kişi buna itiraz etmez. Eğer normal derecede İngilizce konuşuyorsanız, yaptığınız işe hakimseniz, İngiltere’de çalışma iznine sahipseniz ve en nihayetinde iş görüşmesine birkaç gün içinde gelebilecek durumdaysanız bu durumda sizi arayan kişi konuyu ilerletir ve işin detaylarını anlatmaya başar.

İşin detaylarını dinlerken ölçer-biçersiniz ve iş size uyuyorsa istekli olduğunuzu belirtirsiniz. Recruiter telefon görüşmesinde ikna olursa size bir eposta göndereceğini söyler ve gönderir de. Bu epostada işin tam detaylı tanımı yer alır. Sonra bu epostaya verdiğiniz cevapta da işe istekli olduğunuzu belirtir, İngiltere’de çalışma ve oturma izniniz olduğunu ve ayrıca iş görüşmesine gelebileceğinizi belirtirsiniz.

Eğer karşılıklı yazışmalar recruiter için ikna edici olursa size iş görüşmesi ayarlar ve uygun gün ve saatini size sorar. En sonunda da görüşme ayarlar. Görüşmeye gidip işi almak sizin iş tecrübeniz, bilginiz ve yetkinliklerinizle ve bunları güzelce sunmanıza bağlıdır. Gitmeden önce pozisyonu ve firmayı çalışıp görüşmeye hazırlıklı gitmek faydalı olur.

Gerisi iş görüşmesinin klasik detayları.

Eğer bir şekilde konu ilerlemez ya da konu ilerlese bile recruiter en sonunda sizi görüşmeye çağırmazsa ya da siz gitmek istemezseniz yine de o recruiterla irtibatını devam ettirebilirsiniz. İlerdeki pozisyonlar için sizinle temasa geçebilirler.

Örneğin İngiltere’ye gezmeye geldiğinizde irtibatta olduğunuz recruiterları bundan haberdar edebilirsiniz. Bazısı ofise davet eder, bazısı birşeyler içip olabilecek muhtemel pozisyonları görüşür.

Yeni şeyler öğrendiğinizde CV’nizi güncelleyin ve irtibatınız olan, güvendiğiniz recruiterlara eposta gönderin. Bunlar recruiterların hoşuna gider ve böyle böyle bir çevreniz oluşur.

Sonra çalışma ve oturum alıp İngiltere’ye geldiğinizde daha hemen geldiğiniz hafta recruiterlar sizi aramaya başlar ve size görüşme ayarlarlar. İngiltere’de bu konular çok hızlıdır, öyleki yeri gelir bugün görüşmeye gider yarın işe başlarsınız. Bunlar sizi şaşırtmasın zira bazen firmalar çok acil eleman arar ve işlerine yarayacak eleman bulunca kaçırmak istemezler ve kaçırmazlar da.

Burda anahtar nokta CV’nizi ve aslında kendinizi ne kadar çok firmaya ulaştırırsanız o kadar iyidir. Zamanla recruiterlarla sizi hatırlayacakları kadar ilişki kurarsanız buraya geldiğinizde sıfırdan başlamış olmazsınız. Aksine hemen telefon interviewlerine ve bunların sonucu olarak ta iş görüşmelerine başlarsınız.

İş ararken kilit nokta firmanın rezonans noktasını bulmaktır. Rezonans noktasını açayım:

  • Firmanın bir elemanı başka şehre taşınmış dolayısı ile işten ayrılmıştır
  • Firmanın elemanı daha iyi bir teklif alıp gitmiştir
  • Eleman emekli olmuştur
  • İşler büyümüş ve bir değil birkaç eleman birden lazımdır
  • Şirket başka bir şirketi satın almış ve bazı pozisyonlarda açıklar olmuştur
  • Firma yeni bir şehirde ofis açmıştır ve eleman ihtiyacı doğmuştur
  • Firma aradığı nitelikteki elemanı aylardır bulamıyordur
  • Firma iyi bir yatırım almış ve ürün ve servislerini daha hızlı geliştirmeye yönelik planlar yapıyordur

vs. gibi birçok nedenden oluşabilecek eleman ihtiyacı her zaman olur. Bu konuda evrensel bir şikayet konusu vardır: firmalar istedikleri elemanı bulamamaktan, elemanlar ise istedikleri işi bulamamaktan şikayet eder. İşte burda sizin yapacağınız şey bu durumdaki yani yana yakıla eleman arayan firmalara ulaşmaktır. Bunu yaparsanız ilk ve en önemli adımı atmış olursunuz.

Sonrası niteliklerini güzelce sunmaya ve firmayı onlara faydalı olacağına ikna etmek kalır.

Yukarda bahsettiğim yöntemi firmalar bir ürün çıkaracakları zaman çok kullanırlar. Ürünü ya da servisi çıkarmadan önce anket, test çalışması, ön araştırma vs. yaparlar. Ürünü büyük yatırımlar yapmadan önce ısınma turları atarlar. Eğer talep görürlerse ve olumlu geribildirim alırlarsa ürüne yatırım yapar ve piyasaya çıkarırlar.

Siz de pazarlamada çok sık kullanılan bu tekniği kendinize uygulayabilir ve iş ararken kullanabilirsiniz.

İngiltere’ye gelip yerleşip büyük paralar harcamadan önce ısınma turları atmanız faydalı olur.

Buraya ara sıra gelip gezmek, recruitment sitelerine üye olup CV’ni yüklemek, recruiter firmaların telefonlarına ve epostalarına cevap vermek ve iletişimde kalmak ve telefonla iş görüşmeleri yapmak iş ararken faydalı olabilecek şeylerdir.

Bu sayede sadece iş aramış olmaz, aynı zamanda İngiltere’yi ve burdaki piyasayı ve sosyal yaşamı da öğrenirsiniz.

Bu sayede daha İngiltere’ye gelmeden Türkiye’deyken iş bulma ihtimaliniz var. Bu yöntemlerle iş bulamasanız bile en azından buraya geldiğinizde ne yapacağınızı ve kimlerle temasa geçeceğinizi biliyor olursunuz.

İngiltere’de Özgeçmişe Neler Yazılmaz?

İyi bir CV yani özgeçmiş hazırlamak iş bulmanın ilk ve en temel adımıdır. Recruiter yani bizdeki ismi ile İK’cı hergün yüzlerce özgeçmişe bakar ve bu bakma işleminin ilki genelde 20 saniye kadar süren şöyle bir bakmaktır. CV düzgün bir CV ise ve iş tanımında yer alan anahtar kelimeler özgeçmişte varsa recruiter CV’ye daha detaylı bakmaya karar verir.

CV çok uzun olmamalı, işi almaya yönelik ve neler bildiğinizden çok bildiklerinizle neler yaptığınızı anlatabilmelidir. Örneğin 3-4 programlama dili ya da programlama aracı bilmektense 1 tanesini iyi bilip bununla daha önce çalıştığınız şirketlere pozitif katkılar yapıp para kazandırdıysanız ya da şirkete tasarruf ettirerek kar ettirdiyseniz bu durum CV’de çok dikkat çekicidir.

CV’de neler olmasını herkes az çok bilir ve internette bu konudaki kaynaklardan faydalanarak CV yazar. Peki CV’de neler olmamalı? İngiltere’de CV’ye neleri yazmamalısınız? Burda İngiltere diyorum ama bu Avrupa ve Amerika’da temelde çok benzerlik arzeder.

CV’ye:

  • Yaş
  • Cinsiyeti belli edecek herhangi birşey
  • Evli misiniz bekar mı yani medeni hal
  • Doğum tarihi
  • Doğum yeri
  • Etnik köken
  • Nationality yani hangi ülkenin vatandaşısınız
  • Adres
  • Fotoğraf

yazılmaz veya koyulmaz. Bunları Türkiye’de yaptığınız iş başvurularına yazıyor olabilirsiniz. Herkes yazıyor çünkü Türkiye’de işverenler bunlara çok meraklı.

Türkiye’de sözde işe başvuran adayı tanıyacağım ayağına ayrımcılık ve önyargının her türlüsü uygulanır. Hatta iş görüşmesinden sonra aday hakkında bir ton dedikodu da yapılır.

Eğer aday kadın ise işe alımı yapacak müdür, patron veya İK’cısı kadın güzel mi çirkin mi gibi muhabbetler de yapar. Bunu herkes inkar eder ama yaygındır.

İngiltere’de yukarda saydıklarım tehlikeli alanlardır. Hem CV’de yazılmaz hem de iş görüşmesinde sorulmaz. Hiçbir adaya kaç yaşında olduğu sorulmaz, sorulamaz. Aynı şekilde ayrımcılığa yol açabilecek hiçbirşey sorulmaz.

Peki ya hobiler? İnsanlar sosyal kişileri işe almak isterdi hani? Türkiye’de patronlar hep buna vurgu yapar hatta bu konuda övünürler. Bunu yaparken amaçları -bak biz insanları kırbaçlayarak çalıştırmıyoruz, şöyle sosyal ortamımız var, böyle sosyal ortamımız var- mesajı vermektir.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Ne Olacak Bu İngiltere'ye Gelme Diyenlerin Hali?

Ama proje yetişmeyince görürüm ben sizi der insan. Proje yetişmeyince çözüm bellidir: fazla mesai. Herkes fazla mesaiye kalır, şirket fazla mesai ücreti ödemez, sadece yediğiniz pizzanın parasını öder.

Hobiler İngiltere’de pek sorulmaz, İngilizler ilgilenmezler. Nerde kiminle ne zaman ne yaptınız, hangi hobileriniz var, güzel resim yapıyor musunuz, güzel şarkı söylüyor musunuz, çok güzel dağa tırmanıyor musunuz, boş zamanlarınızda fotomodellik yapıyor musunuz, kaktüs ağaçları üzerine bir bloğunuz var mı, gezmeyi sever misiniz, amatör peynir yapımcısı mısınız, herkes gibi siz de fotoğrafçı mısınız vs. gibi hobilerinizi iplemezler.

İşinizi ne kadar iyi yaptığınıza odaklıdır mesele. Bir İngiliz şirketi bunlarla olması gerekenden daha fazla ilgili ise o şirkette bir sakatlık var demektir, bunu bir işaret kabul edebilirsiniz. Eğer böyle bir durum varsa o şirkette işten çok laf ve şov yapılıyordur, dikkat etmekte fayda var.

Hobiler İngiltere’de genelde -conversation starter- yani havadan sudan sohbet etmek, muhabbet açmak, iş görüşmesinde adayı rahatlatmak, sıcak bir ortam yaratmaya çalışmak için konuşulur. Onun dışında eğer siz bunlardan bahsetmek istemezseniz üzerinde durulmaz, sormakta ısrar edilmez.

Türkiye’de CV’lere koyulan fotoğraf ayrı bir hikayedir. İngiltere’de CV’lere fotoğraf koyulmaz. CV’sine fotoğraf koyanlar genelde Türkler, Romenler, vs. gibi ülkelerden gelirler ama onlar da burda olan biteni kısa zamanda çözüp CV’deki fotoğraflarını kaldırırlar.

İngiltere’de CV’ye fotoğraf koymak çoğu zaman dalga konusu olur, recruiter ya da firmanın İK’cısı “aaa bak fotoğrafını koymuş” der arkadaşlarına gösterir ve hep birlikte gülerler. CV’deki fotoğraf İngiltere’de bu kadar komik bir konudur.

İngiltere’de İş Ararken Hangi Web Siteleri İşe Yarar?

İş aramak başlı başına bir iş derler ve doğrudur!

Düzenli olarak iş başvurusu yapmalısınız, başvurularını takip etmelisiniz, iş görüşmelerine gitmelisiniz, bunların sonuçlarını takip etmeli ve iş aramaya devam etmelisiniz. Bu baya bir emek ve zaman gerektirir.

Ama işte İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde bu işlerin de efektif yolları bulunmuştur ve bu efektif yollar sürekli gelişmeye devam eder.

İngiltere’de iş arama işi de herşeyde olduğu gibi tamamen online ortama kaymış durumdadır. Üstelik Türkiye’deki gibi sadece kariyer.net ve yenbiris.com gibi sitelere de mahkum değilsiniz. Fakat başka ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de son yıllarda Linkedin oldukça popüler oldu ve iş arama sadece birkaç sitede yapılabilir olmaktan çıktı.

İngiltere’de recruiter firmalar yani eleman arayan şirketin namına eleman arama ve hatta işe alım yapan şirketler çok gelişmiş ve profosyoneldir. Bu firmalardan bir kısmı işlerini o kadar iyi ve profosyonel yaparlarki bazen şaşırırsınız. Fakat bu firmaların büyük bir çoğunluğu tam bir kafa avcısı mantığı ile çalışır ve yasal olan fakat ahlaki olmayan her yola başvururlar. Bunlardan düzgün firmaları ayırt etmeyi öğrenmek biraz zaman alır.

Bu firmaların çoğunun kendi web sitesi vardır ve alım yapacakları elemanlarla ilgili orda ilan yayınlarlar, siz bu sitelere kaydolursanız size profiline uyan işleri düzenli olarak gönderip iş arıyorsanız görüşelim derler.

Recruiter firmaların web sitelerinin yanında bir de büyük recruitment yani iş arama siteleri vardır. Bunlar recruiter firma, eleman arayan firmanın direk kendisinin verdiği ilanlar vs. gibi birçok kaynaktan beslenen veritabanına sahiptir ve hergün düzenli ve güncel iş ilanları yayınlarlar. Bu sitelere kaydolup iş başvurusu yapabilir ve bunları takip edebilirsiniz.

Benim iş aradığım zamanlarda kullandıklarımı tavsiye edebilirim, bunlara üye olursanız birçok iş ilanına ulaşabilirsiniz. İngiltere’de onlarca recruitment sitesi yani iş arama sitesi var ama en büyük 5-6 tanesine üye olduğunuzda tüm yeni ilanlara ulaşırsınız zira büyük iş arama siteleri tüm ilanları farklı kaynaklardan otomatik yazılım robotları ile de toplar.

www.reed.co.uk

www.cwjobs.co.uk

www.jobserve.com

www.cv-library.co.uk

www.totaljobs.com

www.indeed.co.uk

Bunlar en büyük ve en meşhurlarından birkaç tanesi. Bunlara üye olup ve job alert oluştutursanız iş ilanları seçtiğiniz ilan tipi ve kategorisine göre email adresinize gelir, linkleri tıklayarak direk tek tuşla başvuru yapabilirsiniz.

Bir de startup’ların iş ilanlarını yayınlamaya odaklanmış siteler var. Bunlar da oldukça kullanışlı. Büyük şirketlerde çalışmak istemiyorsanız ya da o şirketlerin aradığı biri -henüz- değilseniz veya startupları daha çok seviyorsanız bu siteleri de deneyebilirsiniz.

Bunlardan bir tanesi workinstartups sitesi, şu adresten ulaşıp startup iş ilanlarına başvurabilirsiniz:

http://workinstartups.com/

Bu yazıda bahsettiğim siteler gerçekten faydalı ve İngiltere’de iş bulma konusunda işe yarıyor. Bunun yanında online iş arama konusunda Linkedin.com da oldukça önemli. Yukarda bahsettiğim sitelerin bile Linkedin entegrasyonları var ve buralarda yayınlanan iş ilanları Linkedin’de otomatik yayınlanıyor. İş ararken bu siteler ve Linkedin’i birlikte kullanmak işe yarar bir strateji olur.

***

Yazıma önemli bulduğum bir konuya dikkat çekerek son vermek isterim. Bloğum vesilesi ile İngiltere’de iş bulma ve çalışma ile ilgili sorular alıyorum.

Bu sorularda dikkatimi çeken birçok şey oluyor. Bunlardan bir tanesi hiç İngiltere’ye gelmemiş kişilerin İngiltere’de çalışmak istemesi. İnsan yurtdışında çalışma hayali kurabilir, bunu gayet anlaşılır buluyorum ve hatta destekliyorum da.

Fakat hiç gidip görmediğiniz, gezmeye bile gitmediğiniz bir ülkede iş aramaya başlamak ve çalışmak istemek bana çok riskli geliyor. Ülkeyi veya şehri beğenmeyebilirsiniz, kültürünü, insanlarını, havasını, doğasını vs. beğenmeyebilirsiniz. Bu durumda iş bulsanız bile bunlar sizi mutsuz eder.

Onun için bir yerde çalışmak ve yaşamak istiyorsanız öncesinde oraya en azından turist olarak gidip bir süre vakit geçirmenizi öneririm. Bu sırada hem araştırma hem de gözlem yapmak iyi bir fikir olabilir. Gerçekten orda çalışmak ve yaşamak isteyip istemediğiniz fikrinin netleşmesine yardımcı olabilir.

Diğer bir konu ise İngilizce biliyor olmalarından dolayı bazı insanların sadece İngiltere’de iş arıyor olmaları. Ben bunun yerine tüm Avrupa’da iş aramayı tavsiye ederim. Hele de IT’ci iseniz biraz araştırma yaparsanız IT’ci maaşlarının İngiltere’de diğer Avrupa Ülkeleri’ndeki maaşların ortalamasından düşük olduğunu görürsünüz.

İngiltere çok ama çok kapitalist bir ülkedir ve İngilizler kurnaz insanlardır. İşe alım yaptıklarında taşınma, ilk kira, vize gibi masrafları karşılamayı tercih etmezler, signing bonus vermeye yanaşmazlar. Ama diğer Avrupa Ülkeleri’nde işe kabul edildiğinizde bunların sağlanması yaygındır. Dolayısıyla iş bulduğunuzda hem bu masrafları azaltırsınız ve hatırı sayılır miktarda paranız cebinizde kalır hem de bu konulardaki stresiniz artmaz, azalır.

Onun için Almanya, Hollanda, İspanya, Fransa ve diğer Avrupa Ülkeleri’nde de şansınızı denemenizde fayda var.

Bu yazıyı beğendiniz mi?
mehmetc.com eposta listesine katılın, yeni yazı ve duyurulardan haberdar olun!
Eposta Listesine Katılmayı Onaylıyorum