İngiltere’de Kalacak Yer Hakkında Herşey

Yazıyı paylaş!

İngiltere’ye ilk geldiğinden itibaren en temel meselen kalacak yerdir. İlk zamanlar genelde geçici ve mümkünse uygun fiyatlı bir yerde kalırsın. Sonra bütçene ve tek başına ya da aile olup olmadığına göre kendine bir oda, daire ya da ev kiralarsın.

Eğer burda arkadaşların ya da akrabaların yoksa bu konuda tek başınasın demektir. Oldukça zahmetli iştir fakat yine de birçok açıdan Türkiye’ye kıyasla daha kolaydır. Ama sabırlı olmanı tavsiye ederim zira İngiltere’de özellikle de Londra’da oda, daire ve ev bulmak engelli koşu gibidir. Level atlayarak ilerlersin.

Diğer bir tavsiyem ise beklentilerini çok yüksek tutmaman yönünde. İngiltere ve özellikle de Londra’da barınma çok pahalıdır. Küçücük bir yere dünyanın parasını ödersin ve çuvalla para ödediğin yer Türkiye’ye kıyasla daha az konforlu ve daha eskidir. Bunu şimdiden kabullen. İngiltere’de evler ve binalar genelde eskidir. Ev sahipleri tadilat yapmaya pek yanaşmaz çünkü hem masraf hem de resmi işlemleri çoktur. Bu işler yavaş ilerler.

Onun için ilk etapta hedefin başını sokacak bir yer bulmak. Sonra zamanla şehri tanıdıkça ve maddi imkanların iyileştikçe sen de kaldığın yerin şartlarını aşama aşama iyileştirirsin. İlk hedefin başını sokacak bir yer bulup okuluna veya işine odaklanman.

En çok zorlayan kısım bütçe kısmıdır zira İngiltere’de ve özellikle de Londra’da barınmanın maliyeti çok yüksektir. Burda bir odaya verdiğin aylık kirayı Türkiye’de birçok insan aylık maaş olarak bile alamaz. Hem sterlinin değerli olması hem de bundan bağımsız olarak Londra’nın Avrupa’nın ve hatta dünyanın en pahalı başkentleri arasında yer alıyor olması durumu iyice vahim yani pahalı bir hale getirir.

Kalacağın yerin kirası evde kaç oda olduğu ve evi kaç kişi ile paylaştığın, merkezi olup olmama, evin kafe-bar gibi sosyal ortamlara olan uzaklığı, manzarasının olup olmadığı, ulaşımın kolaylığı-zorluğu, evin lokasyonu, ev içerisindeki internet, mutfak, jakuzi gibi fiziki imkanların yanı sıra sigara içilebilir olması ya da evcil hayvanın kabul edilebilir olması gibi faktörlere göre değişir.

Peki kalacağın bu yerleri nerden bulacaksın? Hangi web sitelerini kullanmalısın? İngiltere’de emlakçılar nasıldır? Oda, daire, ev kiralarken nelere dikkat etmelisin?

Bu yazımda bunları anlatıyorum, kulak ver.

İlk Önce İlk Birkaç Hafta İçin Kalacak Bir Yer Bulmalı

İlk başlarda hemen oda, daire ve hatta ev kiralamak risklidir. Riskli olmasının yanında özellikle ev kiralamak pek mümkün de değildir. Daire ve ev kiralamak kredi skoru ve hatırı sayılır miktarda para gerektirir. İngiltere’de daireye apartment derler. Bizde birkaç katlı binalara apartman denirken burda tek bir daireye apartment denir. Bu ayrıma dikkat etmek gerekir.

Hostel

İlk zamanlarda kalacak yer için birkaç seçeneğin var. Bunlardan birincisi bir Hostel’de kalmak. İlk 1-2 hafta için düşünülebilir bir seçenek. Pasaportunu gösterip günlük oda parasını ödediğin sürece başka birşeye ihtiyacın olmaz. Londra’da oldukça fazla hostel var. Bunlar hosteline göre 4-6-8-12 kişilik odalardan oluşuyor. Yani her hostelde 4-6-8-12 kişilik odalar mevcut. Hostelde tek kişilik oda pek olmaz, eğer öyle birşey arıyorsan otellerde kalabilirsin fakat Londra’da en dandik otel bile oldukça pahalıdır.

Hostellerde genelde kahvaltı olur ve dünyanın her tarafından insan buralarda kalır. Birden fazla kişiyle kızlı-erkekli olarak aynı odada kalırsın. Odalarda banyo-tuvalet olur, koridorlarda da olur. Genelde çok güvenlidir, kolay kolay sorun yaşamazsın. İngiltere’nin genelinde ve Londra’da kızlı-erkekli aynı odalarda kalıyor olduğun için ortam çok rahattır. Aynı odalarda kaldığın kadınların rahatlığı ve sere serpe halleri seni çok şaşırtacak, buna hazırlıklı ol.

Güvenli dedim, değerli eşyalarını nereye koyabileceğini soracaksın, güzel soru. Hostellerde yatakların altında kafesler olur ve onların kilit yerleri olur. Padlock denen kilitlerden ister kendin alıp seyahetlerinde yanında taşıyıp hostele gittiğinde backpack ya da bavulunu bu kafeslere kilitlemekte kullanabilirsin. İstersen de hemen her hostelde satılan bu padlock dediğimiz kilitlerden oraya gidince alıp kullanabilirsin.

Bu kafeslerin dışında hostelde birde bavullarını koyabileceğin bir alan bulunur. Hostele gittiğinde odanın boşalmasını beklerken ya da hostelden artık ayrılıp checkout yapıp sonra birkaç saatlik işlerini görmek üzere dışarı çıktığında vs. eşyalarını buraya koyarsın. İşin bitince alırsın. Bu alanlar kilitlidir ve buralara hostel görevlileri göz kulak olur.

Hostellerde kalmanın birçok artısı vardır. Dünyayı dolaşan veya senin gibi İngiltere’ye yerleşmeye çalışan bir sürü insanla tanışırsın. Bu tanışıklıkların bir kısmı arkadaşlığa dönüşür. Kalacak yer için en ucuz seçenektir. Merkezi bir hostelde kalırsan her yere ulaşımı kolaydır. Bilinen bir hostelde kalırsan oldukça güvenlidir ve hastalanmak gibi başına birşey gelirse etrafında sana en azından neyin var diyecek bir sürü insan vardır.

Eğer popüler ve güzel bir hostelde kalıyorsan sürekli parti, pub crawl, langırt, meeting, sinema günü, ücretsiz akşam yemeği etkinliği vs. gibi bir sürü sosyal etkinlik olur ve oldukça eğlencelidir.

Çoğu hostelde mutfak bulunur ve yiyeceklerini koyabileceğin koca koca dolaplar vardır. Herkes kendi yiyeceğini bir torbaya koyar ve ismini yazar. Genelde kimse yemek çalmaz. Mesela ben uzun süre hostelde kaldım, bir kere bile böyle birşeye denk gelmedim. Genelde de hostelden arkadaşlarla birlikte yemek yapar birlikte yerdik, çok ta güzel olurdu.

Hostelde kalmanın eksileri ise temizlik konusunda çok titiz biriysen sana göre değildir. Hosteller genelde temizdir ama evin gibi temiz olmaz. Bazı popüler hosteller kalabalıktır. Çok gelen giden olduğu için birşeye konsantre olup çalışmak vs. zordur. Zaten kısa süreli kalmaya yönelik yerler olduğu için bir çalışma ortamı sunmazlar, en fazla lobi ya da genel alanlarda takılırsın.

Hostelde kalmak çok çok eğlencelidir. Mutlaka denemelisin. Hostelworld.com sitesinden hostel seçip yorumlara ve oda seçeneklerine bakabilirsin. Beğendiğin hostelde yer ayırtıp ödemeni online yapabilirsin.

Airbnb

Airbnb son birkaç yılın popüler ev paylaşım sitesi. Londra’nın her yerinde her bütçeye göre, her türlü kalacak yeri bulabilirsin. Bazı yerler tek göz bir oda iken bazıları koca evdir. Bazıları çok sıradan iken bazıları 5 yıldızlı otellerin konforu ile yarışır. Bu tamamen senin bütçene ve airbnb yerini kimin işletip kiraya verdiğine göre değişir.

Londra için airbnb fiyatları kalınabilecek bir yer için gecelik 25-30 sterlinden başlar ve kalınacak yerin bulunduğu lokasyon ve konforuna göre 45-50-60 sterline kadar çıkar. 60-70 sterlinden sonrası artık lüks ya da çok merkezi yerlerdir.

Ben Londra’ya ilk gittiğimde ara sıra favori hostelim olan Dictionary Hostel’de ara sıra da airbnb’den kiraladığım yerlerde kalıyordum. Hostel’den sıkılınca ya da biraz daha rahat edeyim dediğimde airbnb’den bir yer kiralayıp birkaç günlüğüne oraya geçiyordum. Sonra airbnb yerinden sıkılınca ya da bütçemi aşınca hostele geri dönüyordum. Kendi dairemi kiralayana kadar aylarca hostel ve airbnb yerlerinde kaldım. Hem çok keyifli oldu, hem bir sürü yeni insanla tanıştım hem de farklı bölgelerde kaldığım için birkaç hafta gibi kısa bir sürede Londra’nın bir kısmını iyice öğrenme şansım oldu.

Airbnb yerleri genelde güvenlidir. Bu güven İngiltere’nin güvenli bir ülke olmasından kaynaklanır. Airbnb sitesinde ya da mobil uygulamasını kullanarak bütçene ve isteklerine hitap eden bir yer bulup birkaç gün ya da birkaç hafta kalabilirsin. O sırada da hem şehri gezip hem de daha kalıcı bir yere geçmek üzere araştırma ve planlar yapabilirsin.

Airbnb’den kiraladığın yerler çok çeşitlilik arzeder. Londra’da airbnbde her yeri ama her yeri kiralıyorlar. Öyleki kanallardaki teknelerde bir gece geçirmen bile mümkün. İnsanlar 1 hafta tatile gidiyor ve o sırada evlerini airbnb’den kiraya veriyorlar. Hatta bazen parası biten ya da biraz para biriktirmek isteyen insanlar bir süreliğine bir arkadaşlarına misafir gidip ya da kız-erkek arkadaşlarında kalıp kendi yerlerini airbnb’den kiralıyorlar.

Bu şehirdeki oda-daire-ev kiralama fiyatları o kadar çılgınki insanlar hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar.

Airbnb’de mantık paylaşımlı yerler kiralamak üzerinedir. Sana ait bir odan olur ama evi paylaşırsın. Eğer bu oda ensuite diye geçiyorsa evi paylaşırsın fakat odanın içinde banyo ve tuvalet olduğu için banyo ve tuvaleti paylaşmazsın. Bu da sana biraz daha fazla rahatlık sağlar. Ama eğer oda ensuite değilse aynı evdeki diğer kişilerle evi paylaştığın için oda senin bile olsa evin ortak banyo ve tuvaletini kullanırsın.

Airbnb bu konuda taviz vermiyor. Yani airbnb’de ayrı banyo ve tuvalet seçeneği yok, böyle bir seçenekle arama yapamıyorsun. Sadece evde kaç banyo ve kaç tuvalet olduğu yazılabiliyor. Bir de odanın ensuite yani odaya ait sadece senin kullandığın banyo ve tuvalet olup olmadığı yazılabiliyor. Airbnb bunu sitenin felsefesine en uygun uygulama olarak açıklıyor. Eğer biz ayrı banyo ve tuvalet olmasına göre arama seçeneği koyarsak başka benzer arama seçenekleri de koymamız gerekir ve bu da artık bir yerden sonra ev paylaşma konseptinden çıkar diye açıklıyor.

Otel

Londra’da otelde kalmak diğer seçeneklere göre biraz pahalıdır ama yine de senin bütçene uygun bir otel mutlaka vardır zira Londra büyük bir şehir.

Ayrıca hostelde kalmak, oda kiralamak, ev arkadaşı olmak gibi şeyler herkese hitap etmeyebilir. Bir de birkaç gün bir yerde kalıp sonra kendi yerime taşınacağım ve o sırada otelde kalsam daha iyi olur diyorsan bu durumda otel iyi bir seçenektir.

Artık Kendi Odama Çıkma Zamanı Geldi, SpareRoom Candır

Hostel, Airbnb, akraba yanı, arkadaş evi vs. gibi bir yerde birkaç hafta hatta birkaç ayını geçirdin ama artık kendi odan olsun istiyorsun. Haklısın da. Bir süre sonra düzenini kurup işine gücüne ve sosyal hayatına daha bir yerleşik hayata geçmiş olarak devam etmek isteyeceksin.

İngiltere’de odalarda kalmak çok popüler ve adeta bu ülkenin en temel ve en yaygın barınma seçeneği. Bunu sadece senin gibi dışardan gelenlere özgü sanma. Büyük şehirlerde yaşayan çoğu İngiliz’in daire ya da ev tutacak maddi imkanı yoktur. Onlar da senin gibi bir oda kiralar ve orda kalır.

Oda kiraladığında bir evde bir oda senin olur. Evin diğer alanlarını ortak kullanırsın. Örneğin 3 ya da 4 odalı bir evin bir odasını kiraladın. Bu durumda sadece o oda sana aittir. Evin salonu varsa salonu herkes ortak kullanır. Tuvalet ve banyo ortaktır. Mutfak yine ortaktır ve herkes yemeğini ortak mutfakta yapar.

Bu nasıl oluyor diyeceksin. Yani bir oda kiralıyorsun ve tanımadığın kişilerle bir evi paylaşıyorsun. İngiltere’de ve aslında Avrupa’da böyle biladerim. Burda hiç tanımadığın insanlarla aynı evi paylaşabilirsin. Elbette zamanla tanışırsın ve hatta arkadaş ta olabilirsin. Ama İngiltere’de oda kiralamak için odanın bulunduğu evdekileri önceden tanıman gerekmiyor. Internetten, tanıdık vasıtası ile, emlakçıdan, kafelerdeki ilanlardan, okulundaki ya da işyerindeki ilanlardan bir oda bulup kirasını verip hemen taşınabilirsin.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Bir Yazılımcı Ankara Anlaşması ile İngiltere'ye Gidip Nasıl İş Bulur?

Bu durumu o evde kalanlar yadırgamaz. Herkes böyle yaşadığı için durum uzun yıllar önce normalleşmiştir.

Peki odanı nerden bulacaksın? İngiltere’nin en çok kullanılan oda bulma sitesi SpareRoom isimli site. Mükemmel ev arkadaşını bul sloganıyla yola çıkmış olan bu site İngiltere genelinde yaygın olarak kullanılmakta.

Önce bir profil oluşturuyorsun. Profilini oluşturduktan sonra bir ad yani ilan vermen lazım, yoksa sadece profille seni kimse bulamaz. Bunu sitedeki Place ad linkini tıklayarak yapabilirsin.

İlan verirken aradığın odanın kriterlerini belirliyorsun ve ilanını veriyorsun. Sonra sitede oda kiraya verenler seni buluyor ya da sen odasını kiralayanları bulup mesajlaşabiliyorsun.

Site ücretsiz. Sadece yeni ilanlara hemen talip olamıyorsun. Bir hafta geçmesi gerekiyor. Bunu aşmak için sitenin early bird seçeneği var ve ücretli. Aylık 10 sterlin gibi bir ücretle istediğin ilana istediğin zaman talip olup oda sahibine istediğin zaman mesaj atabiliyorsun.

Çoğu insan sitenin ücretsiz versiyonu ile oda bulur. Ama eğer çok sevdiğin ve mutlaka kiralamak istediğin bir oda varsa ve henüz early bird’de ise yani ilan yayınlanalı 1 hafta olmadı ise bu durumda early bird access üyeliği satın alıp odayı hemen kapabilirsin. Londra’da odalar çok çabuk kapılır. Bir oda iyi ise, bulunduğu ev temiz ise, insanlar ve yeri iyi ise 1 günde bile tutulur, birkaç güne bile kalmaz. Londra’da odalara olan talep te adeta bir çılgınlık seviyesindedir.

Siteye cep telefonunu bırakabiliyorsun. Bu durumda istersen oda sahipleri seni arayabiliyor ya da SMS yollayabiliyorlar. Aynı şekilde sen de onlara cep telefonlarından ya da SMS ile ulaşabiliyorsun.

Sitenin mobil uygulaması da var.

Bunların yanında sitenin 2 güzel uygulaması daha var. Birincisi buddy up yani birlikte eve çıkma. Senin gibi oda arayan ama henüz bulamamış kişiler ve sen buddy up uygundur seçeneğini seçiyor ve buddy yani ev arkadaşı arayanları listeliyorsun. Sonra mesajlaşarak birlikte bir ev bulup odalarını paylaşabiliyorsunuz.

Diğer güzel uygulaması ise speed flatmating adı verilen şey. SpareRoom ara sıra mesela ayda bir ev arkadaşı bulma buluşmaları düzenliyor. İngiltere’nin büyük şehirlerinde olan bu buluşmalar merkezi bir yerde bir kafede, pubda ya da restoranda oluyor. İnsanlar oraya gidip hem sosyalleşiyor hem de birlikte eve çıkabilecekleri birileri ile tanışma imkanı buluyorlar.

İngiltere’de birçok insan odasını ya da oda arkadaşını SpareRoom sitesinden buluyor.

Siteden bulduğun odaya oda sahibi ile randevulaşıp gidip görüyorsun ve beğenirsen tutuyorsun. Oda tutarken mutlaka tenancy contract yani kira kontratı yap ve yaptığın tüm ödemeler için belge al. Örneğin deposit yani güvence bedeli verdiysen deposit contract al ve yaptığın ödemenin orda yazdığına dikkat et. Odayı kiralayınca kontrat yap ve kira ödemelerini kontratta yazan banka hesabına yap.

Her sitede olduğu gibi bu sitede de üçkağıtçılar var, yok değil. Fakat site yönetimi bunları engellemek için özenli çalışıyor. Şikayetleri değerlendirip hızlı aksiyon alıyor. Oda bakmaya gittiğinde dikkat et, sağa sola dikkatli bak. Odayı kiralayınca odada olan eşyaları kontrata yazdıklarından emin ol, fotoğraf çek. Genelde sorun çıkmaz ama temkinli olmak iyidir.

Oda kiraladığında genelde kadın-erkek ayrımı ve millet ayrımı olmaz. İngiltere’de kadın-erkek ve her milletten insan aynı evi paylaşır. Herkes birbirinin özel alanına saygı duymak durumundadır ve duyar da. Dediğim gibi birbirini tanımadan-görmeden aynı evin odalarını kiralayan insanlar arkadaş olmak zorunda değil fakat ev arkadaşlığı zamanla arkadaşlığa da dönüşebilir. Bu senin ve ev arkadaşlarının sosyal kabiliyetlerine ve biraz da şansa bağlı.

Oda fiyatları Londra’da 500-600 sterlinden başlar. Merkezi yerlerdeki düzgün odalar 700-800 civarındadır. 900-1000’e de oda vardır fakat ya çok merkezi ya da hem merkezi hem de lüks odalardır.

 

www.spareroom.co.uk

 

Ve Artık Bir Daire ya da Ev Tutma Zamanı. Zoopla, RightMove ve OpenRent

Zoopla

Hostel, AirBnb, akraba-arkadaş yanı derken sonra kendi odana çıktın ve tanıdığın ya da tanımadığın birileri ile oda paylaştın. Aylarca hatta yıllarca böyle yaşayabilirsin. Dediğim gibi İngiltere’de birçok insan aynı evin odalarını paylaşır.

Fakat aylarca hatta yıllarca odada kalarak yaşasan bile bir yerde bu durum değişir. Evlenirsin, değişir. Ya da kız-erkek arkadaşın vardır, sana rahat gelip gitsin ve kendi dairemiz olsun rahat edelim dersin, değişir. Ailem bana daha rahat misafir olsun dersin, değişir. Başkası ile aynı evi paylaşmaktan sıkıldım, artık sadece benim yaşadığım bir dairem olsun dersin, değişir.

Bir de zaten İngiltere’ye ve özellikle de Londra’ya ilk gittiğinde hemen kendi daireni kiralayamazsın. Hem maddi açıdan çok zor olur hem de kredi skorun olmadığı için 6 aylık ya da 1 yıllık kirayı peşin isterler. Bu miktarda bir ödemeyi yapmazsan ev kiralaman imkansıza yakındır.

Onun için ilk geldiğinde bir süre yukarda anlattığım seçeneklerden biri ile başlamalı ya da birkaçını kombine ederek ilerlemelisin.

Sebebi ne olursa olsun sadece sana ait bir dairen ya da evin olsun istemen gayet normal.

Bu yeri bulmak için İngiltere’de en çok kullanılan birkaç site var. Bunlardan biri Zoopla. Ben de hostel, airbnb, kendi odam sırasını takip ettikten sonra Zoopla.com sitesinden bir daire bulup kiraladım ve taşındım. Oldukça da memnunum.

Bir emlak sitesi olan Zoopla ev satın alma, daire kiralama gibi seçeneklerin yanı sıra ev arkadaşı arayanların ilanlarını da göstermekte. Ev tutarken aradığın tüm kriterleri (bahçe, laminant parke, güneş gören cephe vs) seçip arama yapabiliyorsun.

Sitenin arayüzü ve mobil uygulaması oldukça kullanışlı. Oda, ev kiralama ya da ev satınalma için kullanılan bir site.

www.zoopla.co.uk

 

RightMove

RightMove sitesi de Zoopla gibi bir site. Zoopla’nın rakiplerinden. Ev ve ev arkadaşı arayan kullanıcıların yanı sıra, öğrenci evi, yurt ve odalarını sadece öğrencilere kiralayan pansiyonlar gibi seçeneklerin de bulunduğu bu site İngiltere’de yaygın olarak kullanılmakta. Bunların dışında yaşamak istediğin bölgedeki emlakçılara da bu site üzerinden ulaşabilmektesin.

www.rightmove.co.uk

OpenRent

2012 yılında kurulan OpenRent İngiltere’nin en büyük emlak sitelerinden biri haline geldi.

Sahibinden verilen tüm emlak ilanlarını daha adil, sitede yayınlanan ilanları ucuz ve anlaşılabilir yapmayı hedefleyen bir site. Bünyesinde Right Move ve Zoopla’dan da bir çok ilan bulunduruyor ve kiracı ve ev sahiplerini direk buluşturması ile de öne çıkıyor.

Sitenin diğer sitelerden en büyük farkı satılık ilanlara yer vermemesi. Sadece evini kiraya veren ev sahipleri ve kiralık ev arayan kişilere yer veriyor. Yani daire veya ev kiralamaya odaklanmış bir site diyebilirim.

Sitede arama yaparken birçok kriteri seçebiliyorsun ve kullanımı ücretsiz. Ücret alınan tek yer eğer kiraladığın yere birkaç arkadaş taşınacaksanız kişi başı bir kontrat düzenleme ücreti alıyor, o da 20 sterlin civarında.

www.openrent.co.uk

CouchSurfing Yaparak O Kadar Ülke Gezmiş Adamsın, CouchSurfing’den Bir Yer Bulup Kalabileceğimden Neden Bahsetmiyorsun?

Bahsedeceğim, sabırlı ol biraz. Herşeyi bir anda anlatma imkanım yok makineli tüfek gibi!

Evet, ben CouchSurfing yaparak yani CouchSurfing sitesinden kalacak yer bularak Hindistan, İsrail, Filistin, İngiltere, Polonya, Fransa, İtalya, İspanya, Romanya vs. birçok ülkede birçok şehir gezdim. CouchSurfing ile gezerken de bir sürü insanla tanıştım ve bunların bir kısmı arkadaşlarım oldu.

Ayrıca CouchSurfing ile sadece gezmedim kendim misafir de ağırladım. İngiltere’ye taşınmadan önce İstanbul’da yaşadığım dönemde dünyanın dört bir yanından İstanbul’a gelenleri evimde misafir ettim. Bir sürü insanla tanışıp onlarla güzel vakit geçirdim. Misafir ettiğim insanların da bazıları arkadaşım oldu.

Şu anda dünyanın neresine gidersem gideyim mutlaka CouchSurfing’den ya bir tanıdık çıkıyor ya da CouchSurfing’den tanıdıklarım beni başka tanıdıklarına yönlendiriyor.

Peki bunu İngiltere’de yapamaz mısın? Elbette yapabilirsin. Ben de yaptım. Londra’ya ilk geldiğimde 5 gün CouchSurfing’den tanıştığım bir İngiliz’in evinde kaldım. Beni çok iyi misafir etti. Kendi odam vardı. Ev temiz ve güvenli idi. Londra’nın Highgate gibi güzel bir bölgesinde idi ve evsahibim hem İngiltere ve hem de Londra ile ilgili çok değerli bilgiler verdi. Birlikte takılıp yemekler yaptık, Highgate’i keşfetme fırsatım oldu.

Burda Highgate diyip geçmeyeyim. Highgate, İngiltere’de çok ünlüler mezarlığının olduğu bölgedir ve büyük usta Karl Marx bu mezarlıkta yatar. Elbette ustanın mezarını da ziyaret ettim.

Bunu sen de yapabilirsin. Londra’da kiralar çok yüksek olduğu için insanlar genelde odalarını ve evlerini kiraya verip gelir elde etmeyi tercih eder. Küçücük bir yeri bile kimse boş bırakmaz, hemen kiraya verir.

Ama benim gibi CouchSurfing‘de eskiysen ve profilinde birçok referansın varsa ve/veya sitede evsahiplerine lisan-ı mülaimle kalacak yer isteği gönderirsen seni misafir edecek birilerini bulabilirin.

Bu sayede yeni insanlarla tanışıp yeni geldiğin bu ülke ya da şehri tanıma imkanı bulabilirsin. Kesinlikle denemeye değer!

Peki Oda Kiralarken Nelere Dikkat Etmeliyim?

Öncelikle maddi boyutuna bir bakalım. Her ne kadar ev değil de oda tutuyor olsan bile bu depozito ödemeyeceğin anlamına gelmiyor. Bir de eğer odayı sahibinden değil de emlakçıdan kiralıyorsan agency fee denen emlakçı ücreti de ödersin. Yani ilk hafta ya da ayın kirası, depozito ve varsa emlakçı ücreti ödemen gerekir.

Depozito bedeli 4-6 haftalık kiraya eş değer bir miktar olur. Eğer ki depozito ödersen ki büyük ihtimalle ödersin bu durumda depozitoyu ödediğin ev sahibi ya da emlakçının o parayı deposit protection scheme yani depozit koruma merkezi isimli merkezin hesabına yatırdığından emin ol ve ilgili dekontu iste. Bu senin yasal hakkın. Bu, odayı kiraya veren kişinin yerine getirmesi gereken yasal bir zorunluluktur. Bu sayede o paraya dokunamaz ve sen odadan çıktığında depozitonu alırsın. Eğer vermezlerse bu dekont ile hak iddia etme imkanın olur.

Daire kiralamanın aksine oda kiralarken senden çok fazla belge istemezler. Ama yine de birkaç belge istenir. Bunlardan bazıları şunlardır;

  • Bunlardan bir tanesi kiracı olacağın dönemin tamamını kapsayan vizenin olduğu pasaportun olacaktır. Pasaportu almazlar, zaten öyle bir hakları da yok. Sadece gerekli sayfaları görmek isterler ya da fotokopisini isterler
  • Referans isteyebilirler. Bunun için eğer öğrenciysen okulun öğrenci işlerinden, çalışan biriysen iş vereninden bu konuda yardımcı olmalarını isteyebilirsin. Bunların dışında İngiltere’de uzun süredir yaşayan bir akraba ya da arkadaşın varsa onlardan isteyebilirsin. Türkiye’deki eski ev sahibini de referans olarak gösterebilirsin, bazı durumlarda işe yarar. Bu ne alaka deme, İngilizler bu konuda psikopat derecede tititzdir. Taa İngiltere’den Türkiye’deki ev sahibin İngilizce bilir mi bilmez mi demeden Türkiye’yi arayıp evsahibine seni sorabilirler, örneklerini gördüm
  • Bir kira kontratı yaparlar ve imza etmeni isterler, bunun İngilizcesi tenancy contract‘tır. İmzalamadan önce mutlaka oku ya da bir tanıdığına okut. Sonradan seni zor durumda bırakacak birşey olmadığından emin ol ve ayrıca kira miktarının anlaştığınız miktar olarak yazıldığından emin ol
Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Kızarkadaşımı Görmeye Gidiyorum Diyip İngiltere Vizesi Nasıl Alınır?

Bu oda kiralama işlemi öncesinde ve sonrasında bu belgelerin yanında dikkat etmen gereken başka şeyler de var. Bunlar basit ayrıntılar gibi görünseler de eğer dikkat etmezsen ilerde sıkıntı olur. O yüzden temkinli olmakta fayda var.

Oda kiralarken odayı sana kiraya verenden beklentilerin ve isteklerin şunlar olmalı;

  • Evdeki elektrik, gaz, su gibi tesisatların sağlam olması ve düzenli kontrol ediliyor olması. Ev sahibin bunların kontrol belgelerini sana vermeli ya da göstermelidir. Bunu isteme hakkında sahipsin
  • Ev sahibinin oda kiralama yetkisi olmalı ve sözleşme imzalayarak bunu resmiyete dökmeli
  • Bu sözleşmede içerik olarak; kira miktarı, ödeme yöntemi, kira süresi, evin içinde kullanabileceğin alanlar, ev sahibinin karşılamayı onayladığı hizmetler, ortak olarak ödenecek olan faturalar, ev kuralları (sigara, evcil hayvan, misafirler vs.) anahtarı kaybetme durumunda yapılması gerekenler ve evden ayrılmak istediğinde ya da seni evden çıkarmak istediklerinde uyulması gereken ihbar süresi, yani haber verme süresi

Bunlar evsahibi ya da odayı sana kiralayan emlakçının uyması gereken kurallar. Peki senin yükümlülüklerin neler? Onları da yazayım;

  • Önceliklerini biraz gerçekçi olacak şekilde belirle. Sonuç olarak bir evde bir tane oda tutacaksın, saraya yerleşmiyorsun
  • Evi görmeye giderken yanında bir refakatçi getirip getiremeyeceğini sor, onaylamazlarsa gideceğin yerin adresini yakınındaki birine söyle. Olacağından değil ama başına bir şey gelirse en azından birilerinin bir fikri olur
  • Odayı ve evdeki ortak kullanım alanlarını iyice görüp, ihtiyaçlarınızı karşılıyor mu iyice düşün. Mesela öğrenciysen ders çalışabileceğin yeterli alan var mı? Ya da kitaplarının tamamını alabilecek kitaplık koyulabilecek büyüklükte boş bir alan olmalı
  • Ev kurallarını sor. (Evcil hayvan, sigara, misafir getirme vs.) Eğer kriterlerine uymuyorsa başka bir yer bakmak isteyebilirsin. Mesela astım hastasısındır ve ev sahibi hem sigara içiyor hem de kedi besliyor olabilir
  • Kira miktarı, ne kadar süre için ücretlendirme yapıldığı ve hangi yolla ödenmesi gerektiğini sor
  • Oda kiralayanlar genelde council tax yani belediye vergisi ödemezler ama sen yine de ev sahibinden sözleşme sırasında bunu belirtmesini iste, çünkü bazıları kiraya ufak bir miktar olsa da bu vergiyi yansıtıyor
  • Kiraya faturaların dahil edilip edilmediğini öğren. Dahil ediliyorsa eğer hangilerinin edildiğini, edilmeyenlerin nasıl ödeneceğini de öğren
  • Evdeki sigorta durumunu sor. Kendi eşyalarını kendi sigortanla güvence altına alman istenebilir
  • İngiltere’de anahtar çoğaltma işlemi bizdeki gibi gelişigüzel bir şekilde yapılmaz. Her ev anahtarının sadece bir tane sahibi vardır ve onların izni olmadan bu anahtar çoğaltılamaz. Kısacası anahtarını kaybetmen durumunda kimden yardım istemen gerektiğini öğren
  • Odaya taşınmadan önce mutlaka ama mutlaka odanın bir fotoğrafını çek. Evden çıkarken bulduğun şekilde bırakmaya özen göster. Bu fotoğraf sayesinde olası tartışmaları kolayca sonlandırabilirsin. Ayrıca ilerde bir anlaşmazlık çıkıp mahkemelik olursanız bu fotoğraflar delil olarak kabul görür
  • Ev için yaptığın ödemelerin makbuzlarını sakla
  • Ev ile ilgili olan tüm kuralların imzalayacağın sözleşmede yazdığından emin ol

Tabii ki dikkat etmen gereken noktalar bunlarla sınırlı değil. Konu emlak piyasası olunca çakallar ve üçkağıtçılar da çok oluyor. Bunlar özellikle internet ortamında bol miktarda bulunur. Peki bunlardan korunmak için ne yapmak gerek? Onlardan da bahsedeyim;

  • Fiyata aldanma: İlk olarak bu çakallar seni düşük fiyatla kandırmaya çalışır. Fiyat açıklamasının haftalık mı aylık mı olduğunu teyit et. Baktın aylık olarak da fiyat düşük geliyor, evi görmek iste. Eğer ki sana evi göstermeden depozito istenirse kesinlikle uzak dur
  • Aceleci davranma: Bazı evler vardır, bir şekilde sorunludur. Kiracıya evin bu kötü yönünü göstermeden hızlı bir şekilde kiralama çabası içindedirler. Bunun için, senden 1 saat sonra bakmaya gelecekler var ya da sabahki beyefendi çok beğenmişti burayı gibisinden senden acele ettirmeye yönelik yaklaşımlarda bulunacaklardır. Aman dikkat et
  • Aşırı detay: Sana o evi deyim yerindeyse “itelemek” için yalan söyleyeceklerdir. Haliyle yalan söylemek için de “gerçekçilik” katmak adına bin bir türlü hikaye uyduracaklardır. Evinin iş yerine çok uzak olduğu ve iş çıkışlarında hasta olan babaannesiniyle ilgilenip gün içinde hiç boş vakti olmadığından ötürü sana evi gösteremeyeceği ve evin aynı fotoğraflardaki gibi olduğu bahanesini üretebilirler. Ayrıca sana atacakları mesajlar da en az 3-4 paragraf uzunluğunda olacaktır. Evini gerçekten kiralamak isteyenler 1-2 cümle ile özetleyip uygun zamanlarını belirtirler

Kısacası ev bulma ve yerleşme işlerin buradakiyle hemen hemen aynı olarak gerçekleşmekte. Sadece biraz sabırlı olup yüz yüze görüşmediğin insanlara herhangi bir anlaşma yapmadan para göndermemeye çok dikkat et. Zaten Türkiye’de 1-2 kere ev arayışı içinde bulunduysan bu işi İngiltere’de de hayli hayli yapabilirsin.

Oda Kiralamak Hele de Kadın-Erkek ve Tanımadığın Birileri ile Aynı Evi Paylaşmak Bizim Kültürümüze Uymuyor! Buna Ne Diyorsun?

Oda paylaşmak deyince aklına çocukluğunda kardeşlerinle yaşadığın oda ya da üniversitenin ilk senesi kaldığın yurttaki odan gelmiş olabilir. Ancak İngiltere’de işler biraz farklı. İngiltere’de o da paylaşmak deyince bir evin sadece bir odasını kiralamak ve orda genelde daha önceden tanımadığın insanlarla aynı evi paylaşmak kastedilir. Bir düşün öğrencilik yılların geride kalmış, iş-güç sahibisin ve ailenden ayrı yaşıyorsun fakat oda kiralamak zorundasın. İnsana tuhaf geliyor değil mi?

Çünkü yıllarca bunun hayalini kurarak okul okumuşsun, kendi kendine yetebilmek, her şeyi tek başına halledebilmek gibi amaçların var. Oda kiralayarak aynı evi paylaşmak İngiltere’de bir yaşam tarzı. Her sosyo-ekonomik kesimden ve her yaştan insan için bir evin odalarını paylaşmak gayet normal görülüyor ve bu paylaşım çoğu zaman odayı kiraladığında evdeki kişileri önceden tanımadan oluyor.

Tabi ki bunun başlıca sebebi maddi. Fakat oda kiralayan insanlar kirayı tek başına karşılayabilecek olsalar bile yalnız kalmamak ve biraz olsun daha fazla para biriktirebilmek gibi muhtelif nedenlerle oda kiralayıp ev paylaşıyor. İngiltere’de bizim kültürümüzdeki gibi uzun süreli misafirlikler, sık sık gerçekleşen akraba ziyareti gibi unsurlar olmadığından misafir odası ve uzun misafirlik kavramı pek yok.

Böyle durumlarda evin ortak kullanım alanı olan salon kullanılıyor. Ev paylaşımı sayesinde fazladan olan oda ev sahibine ek gelir sağlıyor. Ayrıca Londra gibi büyük şehirlerde konut sıkıntısı olduğundan özellikle işlek noktalardaki dairelerde insanlar evlerini başka insanlarla paylaşıyor. Yani kısacası ev paylaşımının altında maddi sebeplerin yanı sıra yardımlaşma gibi bir motivasyon da var.

Üstelik devletin de bu konuda ev sahiplerini teşviği söz konusu. Evinin odalarını kiraya verenlere vergi indirimi yaparak destek oluyor ve bu sayede onları teşvik ediyor. Devletin bunu yapmaktaki amacı paylaşım ekonomisini canlı tutup geliştirmek. Devlet sadece ev sahiplerini teşvik etmekle de kalmıyor kira ödeyen kişilere de kira yardımı yapıyor. İngiliz vatandaşı olmayanlar için bu kira yardımını almak biraz zorlu olsa da imkansız değil.

Peki evini hiç tanımadığın bir yabancıya açmak nasıl bir duygu, yani nasıl oluyor bu iş? Bu evin temizliğini kim yapıyor? Evimi paylaşacağım insana nasıl güvenirim? ve benzeri bir çok soru akla geliyor.

Ev paylaşımı bizlerin İngilizler’e kıyasla biraz amatör kaldığı bir durum. Ancak bir kere gerçekleştirdiğin zaman getirisi çok.

Yazımın başında da belirttiğim gibi bu konuda en büyük yardımcın yine internet. Yanına yerleşeceğin ya da yanına ev arkadaşı olarak alacağın kişinin kullandığın web sitesindeki profiline bakarak fikir sahibi olabilirsin. Bazı satır araları ilgili kişiye dair önemli ipuçları verir.

Bunun yanında yüzyüze görüşme ve ilk izlenimde de bir fikrin olur.

Daha önce bir evin odasını kiralayarak tanımadığın insanlarla oda paylaşmadıysan zorlu ve sana uymuyor gibi gözükse de aslında gayet kolay ve kişisel gelişimin açısından çok büyük bir fırsattır. İngiltere’de evini paylaşacağın kişi veya kişiler cinsiyet farkı olmadan her türlü milletten olabilir.

Sağlıklı bir ev arkadaşlığı yaşamak için nelere dikkat etmen gerektiğine dair kısa bir özet geçeyim.

Oda seçimi: Yüksek ihtimalle yerleşeceğin oda için pek bir seçeneğin olmayacak ama olur da aynı evde birden fazla oda seçebilme imkanın varsa kararını iyi vermelisin. Kendine uygun odayı kendi kriterlerine göre seçebilirsin.

Mutfak kullanımı: Evde 3-4 kişi ya da daha fazla kişi yaşıyorsa mutfak her zaman biraz dağınık ve yoğun olacaktır. Bu yüzden mutfak kullanımı planını önceden yapıp bulaşık yıkama görevini düzenli bir şekilde paylaşın. Eğer evde bu konuda daha önceden bir düzen varsa onu evi çekip çeviren kişiye sorup öğren ve uymaya çalış.

Temizlik ve Görev dağılımı: Yaşadığın evi derli toplu görmek istesen fakat ev arkadaşların hiç oralı olmazsa ne yaparsın? Tabi ki kontrolü ele alırsın. Onlara uygun bir şekilde derli toplu yaşamanın getirilerini ve pis bir evin yol açabileceği böceklenme gibi sorunları anlatıp uzlaşmaya davet et. İngilizler bizim gibi temiz ve titiz insanlar değillerdir, hatta bu konuda eleştiriyi de hakederler.

Onlara biraz yol yordam göstererek onları da bu konuda en azından elinden geldiğince teşvik edebilirsin. Merak etme, İngilizler genelde uzlaşmacı insanlardır ve senin bu teklifini geri çevirmezler. Bir de herkes oda paylaşmaya alışkın olduğu için pek fazla sorun çıkmaz. Türkler’e özgü drama yaratma huyunu burda pek görmezsin. İnsanlar genelde işinde gücündedir. Herkes çok meşgul olduğu için ev arkadaşlarını zaten pek görmezsin.

Adil kullanım: Adil kullanım deyince aklına hemen internet faturası gelmesin. Fakat adil kullanım diyince akla ilk önce faturaların gelmesi normal. Yurtta ya da aile yanında yaşayıp sonradan kendi evine çıkınca bir evin giderlerinin aslında ne kadar fazla olduğunu fark etmeye başlarız.

Aklımız başımıza gelir ve evi geçindiren anne-babamızı bir kez daha takdir ederiz. Aynı şey tabi ki İngiltere’deki hayatımız için de geçerli. Bir yerden sonra açık olan ışıkları kapatmak refleks haline gelmeye başlar. O yüzden evdeki su, elektrik, ısınma gibi faturası olan ortak tüketim kaynaklarını savurgan olmamakta fayda var.

Fikir ayrılıkları: Yazının başlarında da belirttiğim gibi ev arkadaşın çok farklı kültürden bir insan olabilir. Hayat tarzların uyuşmayabilir. Bunlar olabilecek şeyler. Böyle durumlarda yapılacak en iyi şey karşılıklı olarak anlayış göstermektir. Herhangi bir anlaşmazlık durumunda işi tatlıya bağlamanın en kolay yolu biraz sakinleşip tansiyonu yükseltmekten özenle kaçınmaktır.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngiltere'de Nasıl Bir Muhasebeci ile Çalışmalısın?

İngilizler’in teşekkür etme ve özür dileme mefhumlarına ne kadar önem verdiğinden bahsetmiştim. Hata yapan sen ya da onlar, yapıcı olmaya çalış ve eğer hatan varsa özür dile. Onlar özür dilerse de artık sorunun çok üstünde durma. Özrü kabul eden bir yaklaşım içinde ol. Ev arkadaşlarınla yaşayacağın stres sosyal ve iş hayatını da olumsuz olarak etkileyeceğinden çatışmalı konulardan uzak dur.

İletişim: Diğerlerine oranla daha küçük bir sorun olarak görünse de ev arkadaşlarınla iyi bir iletişim sağlayabiliyorsan her türlü sorunun üstesinden gelmen kolaylaşır. Ev arkadaşları önceden anlaşıp birbirine biraz zaman ayırırsa, hem daha yakın bir arkadaşlık kurulmuş olur hem de iletişim ortamının oluşması sağlanmış olur. Birlikte yaşam bu sayede geliştirilir ve sorunlar çözülürken stressiz bir atmosfer yaratılmış olur.

Ev arkadaşlıklarında dikkat edilmesi gereken şeylerden bahsettim. Bu kısmı bir Roma atasözü ile bitireyim;

When in Rome do as the Romans do.

Yani Roma’daysan, Romalılar gibi davran. İngiltere’de ve özellikle de Londra’da isen burdaki yaşama ayak uydurup Londralılar gibi davran.

Tamam Aynı Evi Paylaşmaya İkna Oldum. Ev Arkadaşı Arasam Nasıl Bulurum? Şu Speed Flatmating Olayını Biraz Açar Mısın?

Ev arkadaşı bulmak üniversitede okurken çoğumuzun başından geçmiş olan bir süreçtir. Genelde arkadaş ortamından birileri ya da onların bir tanıdıkları eve alınır ve bu iş öylece çözülür. Fakat hiç bilmediğin ve henüz pek de arkadaşının olmadığı Londra’ya gittiğinde ne yapacaksın?

Artık yetişkin sayılıp kendi paranı kazanıyor olman tek başına yaşayacağın anlamına gelmiyor maalesef, özellikle de Londra’da. Londra gibi dünyanın en pahalı şehirlerinden birinde tek başına kira ödemek biraz zor.

Senin gibi ev arkadaşı arama durumunda olan çok fazla insan var ve bu insanlar ev arkadaşı bulmak için bu konuya çözüm bulan internet sitelerini ve mobil uygulamaları kullanıyorlar.

Yazımın diğer kısımlarında SpareRoom sitesinden bahsetmiştim ve bu sitenin ev arkadaşı bulmak üzere speed flatmating olarak adlandırdığı toplantılar organize ettiğine değinmiştim.

İşte SpareRoom bunu hem SpareRoom sitesinde hem de speedflatmating.co.uk adresindeki ayrı bir sitede de yapıyor.

Düzenli olarak buluşmalar ayarlanıyor ve ev ya da ev arkadaşı arayan insanlar bu buluşmalarda bir araya gelip yüz yüze tanışıp konuşma imkanları oluyor. Speed Flatmating’in nasıl kullanılacağını adım adım anlatayım.

www.speedflatmating.co.uk

Siteye girdiğimizde karşımıza böyle bir ekran çıkıyor. Bu ekranda site hakkında bilgi alabilir, insanların hikayelerine tanık olabilirsin. Hemen üst tarafta bulunan menüden events kısmını seçerek işe başlıyoruz.

Bu etkinlikler ücretsiz olabileceği gibi site üzerinden küçük bir ücret karşılığı da düzenleniyor olabilir. Book now seçeneğine tıklayıp açılan ekrandan gerekli bilgileri alıyoruz.

Karşımıza böyle bir ekran geliyor. Bu ekranda buluşmanın yapılacağı mekan ve doldurman gereken küçük bir form var. Formda ilk olarak oda arayan insanların seçeceği, ikinci olarak da ev arkadaşı arayan insanların seçeceği kutucuklar var. Bunlardan hangisi senin durumunu açıklıyorsa onu seçip adını soyadını ve eposta adresini giriyorsun. Sonrasında da sadece rezerve etmen gerekiyor.

Rezervasyon yaptırdığın zaman buluşma yerine gidip sana özel olarak basılmış olan yaka kartını alıp insanlarla tanışmaya başlıyorsun.

İnternette sadece profil inceleyerek ev arkadaşı bulmak yerine sosyal ortamları daha çok seven ve ayak uydurabilen özgüveni yüksek insanlarla tanışmak güzel bir imkan.

Kiradan Tasarruf Etmek İçin Londra Dışında Yaşayıp Londra’daki İşime Trenle Gelip-Gitme İşine Ne Diyorsun?

İngiltere’de büyük şehirler ve özellikle de başkent Londra’da yaşam her açıdan pahalı. Londra bu konuda dünyanın diğer başkenleri ile yarışır durumdave ilk sıraları kimseye kaptıracak gibi de görünmüyor malesef.

Bu durum özellikle ev kiralarında kendini gösteriyor. Hatta en büyük masraf kalemi barınma desem yanlış olmaz. Özellikle İngilizler’in tube dediği bizim metro dediğimiz ulaşım ağının Zone 1, Zone 2 ve hatta Zone 3’e kadar olan dairsel alan merkezi yerler olarak kabul ediliyor ve bu bölgelerde kiralar yüksek.

Birçok insan bu kiraları karşılayamıyor ve ya oda kiralayıp bir göz bir odada yaşıyor ya da daha geniş bir yerde ailesi ile de yaşayabileceği daha geniş bir yer arayışına giriyor. Öyleki Londra’da merkezi bir yerde bir daireye 1200-1500 sterlin kira öderken bu paraya şehrin biraz daha dışında bir yerde koca bir Viktorya stili 2 katlı İngiliz evi kiralayabiliyorsun. Üstelik bahçesi de oluyor. Aradaki yaşam kalitesi farkını sen hesap et!

Bunu yapmak İngiltere’de de oldukça popüler. Özellikle çalışan kesim ve öğrenciler şehir merkezinin dışında yaşar ve her gün belli bir mesafeyi kat edip işe veya okula gider. Bu durumun maddi olarak sana bir katkısı olabilir fakat biraz tasarruf etmek için göze alman gereken şeyler de mevcut. Yazımın bu kısmında biraz bunlardan bahsedeceğim;

İnsanlar tam olarak nerede yaşadığını anlamazlar. Çok büyük bir mesele olmasa da sürekli açıklamak ya da tarif etmek zorunda kalırsın. Mesela Luton’dan daha kuzeyde yaşıyorsan orayı referans alıp anlatabilirsin tabii ki ama yine de kaldığın yeri tam olarak anlatamazsın. Luton’dan da kuzeyde olduğunu duyanlar sana uzaydan geliyormuşçasına davranırlar. Sanki şehir dışı hiç var olmamış ve orada yaşayan insanlar merkezde iş sahibi olamazmış gibi düşünebilirler.

Ekstra masraf çıkar. Londra’daki ulaşım ağında indirimlerden ve kolaylıklardan faydalanmak için Oyster kart kullanılır. Bizdeki Akbil, İstanbul Kart, Kentkart, vs. gibi. Eğer kartın örneğin Londra’da Zone 1-2-3’ü kapsıyorsa diğer uzak bölgelere gittiğinde ekstra ücret ödemek durumundasın. Ya da o bölgeleri de kapsayan Oyster kart ya da Railcard alacaksın. Bu da ekstra ücret ödemek yani ekstra maliyet anlamına gelir. Hatta şehir dışında yaşayan İngilizler tüm param trene ve otobüse gidiyor arkadaş diye çok yakınırlar.

Eş-dost-arkadaşların sana gelmesi biraz zorlaşır. Hem tarif etmen hem de normalden erkenden yola çıkmaları gerekir. Fakat yine de çok dert olmaz zira seven eş-dost-arkadaş sen fizanda da olsan seni ziyarete gelir, gelmelidir!

İşten yorgun çıktıysan uzak olan evine gitmek gözünde büyür. İş yorgunluğu bir de yol yorgunluğu derken eve yorgun gelirsin. Bu durumda yapılacak en güzel şey yolda seni oyalayacak kitap, film, müzik, oyun vs. gibi birşeylerle oyalanmaktır.

Sosyal hayatını aktif tutmak ayrı bir sıkıntı olur. Hafta sonları işe gitmesen bile bir arkadaşının doğum günü olur, bir kutlama olur vs. derken yine o uzun yolu çekip merkeze gitmek zorunda kalabilirsin. Ayrıca yaşadığın bölgedeki barlar şehir merkezine oranla çok daha erken saatlerde kapanır. Buralarda sosyalleşme imkanı şehir merkezine göre daha azdır.

Sabah erken uyanma konusunda sorunları olan biriysen sabah erkenden kalkıp o kadar yolu tepmek zor olur. Uykundan biraz feragat edersiniz ve bunun için de erken yatman gerekir. Neyseki İngiltere’de trenler hem çok güvenli hem de rahattır, yolda rahatça uyuyabilirsin.

Sadece şehir dışında yaşamanın mı kötü yanları var peki? Şehir merkezinin bitmek bilmeyen hengamesi, kalabalık sokakları, çok yüksek kira ve yaşam fiyatları insanları şehir dışında yaşamaya iten başlıca sebeplerden. Hatta bu konuyla ilgili olarak lifeafterlondon.com isimli bir site kurulmuş. Bu sitede Londra’dan taşınmak isteyen insanlar birbirleriyle fikir alışverişinde bulunup nereye taşınacaklarına karar kılıyorlar.

Bunların da ötesinde taşınacak olanlara taşımacılık ve yeni ev konusunda yardım eden insanlar da mevcut. Kısacası bu konu üzerine kurulmuş şahane bir site. Londra çevresindeki şehirler hakkında derinlemesine bilgi alıp, hangi şehre taşınacağına karar verebilirsin. Ayrıca şehirlerin Londra ile olan bağlantılarının yanı sıra şehirlerdeki hayat hakkında da bilgi alabilirsin.

Londra’da iş sahibi olup Londra dışında yaşayanların başlıca tercihleri ise; Essex, Kent, Hampshire, Hertfordshire, Northamptonshire, Suffolk, Surrey ve West Sussex. İnsanların bu vilayetleri seçmelerinin başlıca sebebi ulaşım kolaylığı. Bu sınırlar içerisinde bulunan şehirlerden genellikle Londra merkezine direkt olarak ulaşım bulunmakta ve bir çoğu 1 saat kadar sürmekte. İşe gidip gelme konusunda kişilere göre kimi zaman bu yol 2 saate kadar çıkabilmektedir. Ancak genel talep maksimum 1.5 saat içerisinde iş yerinden eve varabilmek yönündedir.

Şehir merkezinde evi başkasıyla paylaşarak sadece bir oda için ödeyeceğin ücret şehir dışında tek başına yaşayabileceğin bir evden daha pahalıya gelebilir. Her günün 2 saatini yolda geçirmeyi göze alarak kendi evinde kafanı dinleyerek bir hayat kurmak ve yaşamak mümkün. Ayrıca İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde yaşayan insanlarımız için bu olay zaten alışılmış bir durum. Mecidiyeköy’de çalışıp Beylikdüzü’nde oturmak gibi düşünün. Mecidiyeköy’de güneş görmeyen kötü evlere bir dünya para vermek yerine daha uygun fiyata günde sadece 2 saatinizi yola ayırarak Beylikdüzü’nde yaşamayı seçmek gibi. Hem evin daha güzel olur hem o kalabalıktan kurtulmuş olursun hem de para tasarrufu sağlamış olursun.

Üstelik İngiltere ve Londra’da İstanbul’un hengamesi, düzensizliği, trafik sıkışıklığı ve güvenlik sorunlarının hiçbiri yok. Burda 1 saatlik yol İngilizler’e uzun gelir fakat İngiltere’deki tren, metro ve otobüs ağı o kadar iyi ve o kadar güvenlidir ki biz Türkiye’den gelenlere bu mu uzak yol bu yolda ne varki dedirtir.

Örneğin Londra 1 ve 2. bölgelerde oda fiyatları aylık 500 sterlin artı faturalar olarak başlar. Hatta 1. bölgede aylık 600 sterlinden daha ucuza bir oda bulursan kaçırma. Ama örneğin Londra’ya toplu taşımayla sadece 1 saat mesafede bulunan Kent vilayetinde ise fiyatlar oldukça uygun. 2 ya da 3 yatak odalı daireler aylık 600 sterlinden başlıyor. Durum böyle olunca da insanlar şehir merkezinde yüksek fiyata tek bir odada yaşamaktansa 1 saatlik mesafede biraz daha fazla verip kendi dairesini tutabiliyor.

Gelelim ulaşım masraflarının ne kadar olduğuna. Öncelikle işe kendi arabanı kullanarak gidiıyorsan bir hesap yapalım. İş yerine 30 km mesafede otursan her gün git gel 60 km yol yapar. 60 kilometrede 5 litreye yakın benzin yaksa 6 sterlin yapar. Haftada 5 gün işe giden birisi için aylık 120 sterlin ulaşım masrafı olur. Eğer ki aylık Oyster kart alırsan aylık 81.5 sterlin ödersin. Zaten şehrin neresinde olursan ol bu kartı satın alacağın için ek bir masraf teşkil etmiyor.

Durumu özetleyecek olursam, Londra merkezinde fiyatlar çok yüksek olduğu için daha iyi bir hayat yaşamak adına insanlar şehre 1-1.5 saat mesafedeki şehirlerde kalıp hayatlarını devam ettiriyorlar. Yol masrafı ve yolda geçirilen süre biraz fazla gibi görünse de büyük şehirde yaşamış olan insanlar için alışılmış, diğer insanlar için zamanla alışılabilecek bir durum. Bu sayede hem tasarruf edip hem de daha nezih bir çevrede yaşamak mümkün. Umarım sen de iş yerine maksimum 1 saat mesafede güzel bir yer bulup orada yaşayabilirsin.

Ev arama çabalarında başarılar dilerim!

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )

Yazıyı paylaş!