İşsizler Gerçekten de İş Mi Beğenmiyor?

Türkiye İstatistik Kurumu 2019 yılının nisan-ayıs-haziran dönemini kapsayan işgücü istatistiklerini yayımladı.

Yayınlanan bu rakamlara göre mevsim etkisinden arındırılmış işsiz sayısı bir önceki döneme göre 38 bin kişi artarak 4 milyon 527 bin kişiye yükseldi.

İşsizlik oranı 0,2 puan artarak yüzde 14,0 oldu.

Mevsim etkisinden arındırılmış tarım dışı işsizlik oranı ise yüzde 16,2 olarak gerçekleşti.

Bu rakamların her biri fecaatin durumuna delalet eden önemli ve önemli olduğu kadar da vahim şeyler.

Türkiye’de işsizlik her zaman bir sorun oldu ama ülkenin durumunın görece iyi olduğu dönemler de oldu. Görece diyorum zira Türkiye gelişmekte olan ülke ya da az gelişmiş olan ülke kategorisinden hiçbir zaman çıkamadı. Buna rağmen işsizliğin en azından toplumda diğer dönemlere oranla daha kabul edilebilir olduğu zamanlar oldu.

Son birkaç yol ise malumunuz. Bu dönemde işsizlik konusunda yazılıp-çizilen ve söylenen birçok şey dikkatinizi çekiyordur. Benim en çok dikkatimi çekenlerden biri bir kesimin işsiz insanları tanımlarken -iş beğenmiyorlar- demesi.

Bu kesim genelde güç ve iktidar sahiplerine yakın ve/veya onlardan nemalanan kesim. Ya parti marifeti ile bir yere kapağı atmış, ya bir akrabası ya da yakın arkadaşı bir partilinin danışmanı ya da adamı. Onun için direk ya da dolaylı olarak güç ve iktidar sahiplerinden nemalanıyor.

Bir de bunların -zamanında- emekli olmuş ve şu anda pek fazla derdi tasası olmayan kısmı var. Bunlar kendini gençlere akıl verir konumda da görüyor. Ama verdikleri akıl genelde -yemedim, içmedim, biriktirdim, evimi aldım- şeklinde dayanaksız ve görgüsüz insanların sahip olduğu -sözüm ona- eh işte bir yaşam standardını göstermekten öteye gidemiyor.

Geçenlerde bir tanıdığımın evine misafir oldum. Misafir olduğum tanıdığımın annesi bu iki kesime birden dahil olan bir tipti. Bu kadının bir akrabası iktidarın bir yerine -danışman- olarak tutunmuştu ve tam bir iktidar fanatiği idi. Kadın kendisi ise yıllar önce devlet memurluğundan emekli olmuş kızını-oğlunu büyütmüş şu anda tuzu kuru diye nitelendirebileceğimiz bir konumda idi.

Bu Yazı da İlginizi Çekebilir ===>  Bankalar ve İnsanlar

Zengin değildi ama muhtaç ta değildi. Bir evi ve görece ortalama iyi bir yaşam standardı vardı.

Yurtdışında olunca memleketten de evet konuşuluyor, konuşuyoruz. Birçok şeyle ilgili sohbet ederken konu işsizliğe de geldi. Kadın sohbetin bir yerinde -aman ne işsizliği, iş beğenmiyorlar- dedi.

İşsizlik konusu açılınca ben bir İngiltere’deki bir de Türkiye’deki işsizlik oranına bakın derim. Buna dair rakamları bulmak birkaç dakikalık google aramasına bakar.

4 milyon 500 bin kişiden fazla sayıda insanın işsiz olduğu bir ülkenin insanları için -iş beğenmiyorlar- demek en hafif tabiri ile vicdansızlıktır.

Bu kadına bunu söyleten kendisinin bir akrabasının iktidarın bir yerine danışman olarak kapağı atmasıdır. Bu yüzden tüm sülalece iktidarın borazanlığını yapıyorlar. İşsiz insanları -iş beğenmiyor- diye damgalıyorlar.

Ayrıca emekli olunca ve oğlunu-kızını büyütüp yuvadan uçurunca hayat ne güzel değil mi? Hele de Türkiye gibi ataerkil bir toplum olup o yaşlı kişi cahil ve vicdansız bile olsa yaşlılara saygı duyan bir toplumda yaşıyorsan.

Bu tiplere söylenecek şey şudur; hanımefendi -ya da felanca teyze- siz bu 4 milyon 500 bin kişi ile tek tek konuştunuz mu? Onlara tek tek -sen iş beğenmiyorsun, ondan iş bulamıyorsun- dediniz mi?

Bu tipler bu soruya cevap veremezler. Ya çirkinleşir ya da lafı kıvırırlar.

İşsiz insan iş beğenmemezlik etmez. Aksine, işsiz insan bulduğu işe yapışır ve o işi sürdürebilmek için de elinden geleni yapar.

Sigara parasını babasından alan ve bunun utancını yaşayan ensesi kavruk delikanlı, arkadaşları ile bir yere gittiğinde hesap geldiğinde hesabını arkadaşları çeken ve bundan dolayı kendini kötü hisseden genç kız, bebeğine mama alamayan işsiz baba, karısını aylardır ya da yıllardır dışarda bir yemeğe götürememiş bir koca, ünivesitede okuyan çocuklarına harçlığı bir ay gönderip öbür ay denkleştiremeyen anne, eşinden boşanmış ve kocası nafakasını ödemeye tenezzül etmeyen 3 çocuk annesi kadın ve daha birçok hayatların birçok insanları…

Bu Yazı da İlginizi Çekebilir ===>  Elinde Çekiçle Gezen Yaşam Koçları

Bunlar iş beğenmemezlik etmezler. Bu insanlar iş buldular mı o işi havada kaparlar. İş buldular mı o işe dört elle sarılırlar.

İş beğenmemek zengin çocuklarına, tuzu kuru insanlara özgü bir davranıştır. Baba parası yiyen insan iş beğenmez.

Merdiven altı vakıf üniversitesine altında babasının-anasının aldığı araba ile giden, bunu da sosyal medyada sürekli fink atarak gösteren kişi iş beğenmez.

İş beğenmeyen insanın anasının-babasının evi vardır. Ailesinin bankada birikmiş parası vardır. Dedesinden kalma arazileri vardır. Anasının-babasının hem emekli maaşı, hem kira geliri, hem iyi işleri olan tanıdıkları, hem de oğlunu-kızını bir işe sokabilecek tanıdıkları vardır.

Bu insanlar eti ekmeksiz yerler. İyi giyinir, iyi sağlık hizmeti alır, iyi mekanlarda takılırlar. Bakımlıdırlar. İş beğenmeyebilecek kesim bu kesimdir.

İşsiz insan, hele de uzun süredir iş aramakta olan işsiz insan iş beğenmemezlik etmez. Bulduğu işi havada kapar.

İşsiz insanları -iş beğenmiyorlar- diye damgalamak vicdansızlıktır. İşsiz insanlara akla mantığa sığmayan akıllar vermek ahlaksızlıktır. İşsiz insanları işsizlik onların suçuymuş gibi suçlamak ve hakir görmek haramzadeliktir.