Londra Metrosu’nu Tanıyalım

Yazıyı paylaş!

 

The London Underground ya da popüler adıyla The Tube. Londra Metrosu, 1863 yılında açılan ilk hattıyla dünyanın ilk metrosudur. Bugün için 270 istasyon ile 400 kilometre uzunluğuna ulaşan metro hattı, sadece 2015-2016 yılında 1.3 milyon insan taşımıştır.

(resim:wikipedia)

Tünelleri eskiden kalmadır, çapı yaklaşık trenin eni kadar olan çelik yapılardır ve the tube deyimi de buradan gelmektedir. Ancak esasına bakarsan metro hattının yalnızca %45’i yerin altından ulaşım sağlamaktadır hatların büyük kısmı yüzeydedir.

Londra Metrosu 11 farklı hattıyla Londra’nın bir ucundan diğer ucuna (kısa sürede ve kolayca yapılan aktarmalarla) ulaşımı mümkün kılıyor. İstasyonlar arası sefer aralığı çok kısa olduğu için şehir hayatında muazzam bir kullanım kolaylığı sağlıyor. (Bununla birlikte eski bir yapı olmasından kaynaklı olarak bazı seferlerinde kesinti ve aksamalar olabildiğini de göz önünde bulundurmak gerek)

Her bir hat, harita üzerinde bulunmasını kolaylaştırmak için farklı renklerle imgelenmiş. Bunlardan en uzunu ve en çok kullanılanı 74 km uzunluğu ile Central Line.

Metro kullanımı için günlük bilet ya da oyster kart denilen, bizdeki karşılığı ‘ego’ ya da ‘akbil’ benzeri kartlardan satın alabilirsin.

Haritada gördüğün gibi arka fondaki gri ve beyaz dairesel şekilde iç içe geçmiş ve numaralandırılmış kısımların her biri ayrı birer zone ve numarasını temsil ediyor. Metro ağı 9 zone’a bölünmüştür ve ulaşım fiyatlandırması bu bölgelere bağlı olarak belirlenir.

Metro hareket ve varış saatleri (timetable) için bu linki kullanabilirsin.

Londra Metrosu’nun bir de kendine özgü sivrisinekleri mevcut. Evet, yanlış okumadın. Londra Metrosu Sivrisinekleri denen bir tür sivrisinek metro ağının yerin 60 metre altındaki koşullarına uyum sağlayarak hayatta kalabilmektedir. Bu özelliğiyle bilim sahasında araştırma konusu olmuştur.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngiltere Ankara Anlaşması Vizesi Mülakatı Hakkında Herşey

2. Dünya Savaşında bu metro ağı savaştan kaçan ve korunmak isteyenler için sığınak işlevi de görmüştür. Bu açıdan Londralılar’ın Londra metrosu hakkında zihinlerindeki hatıraları biraz hüzünlü ve hüzünlü olduğu kadar da anlamlıdır.

Son olarak olur da yolun düşerse, Londra metrosunun adeta bir klasiği haline gelmiş ve muhtemelen defalarca duyacağın anonsunu gitmeden bir de benden duy; Mind the gap!

 

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )

Yazıyı paylaş!