Londra’da Bakkal-Market Alışverişini Nerden Yapıyorum? Nerde Yemek Yiyorum? Nerde Traş Oluyorum?

Yazıyı paylaş!

Bu yazıda sana bakkal-market alışverişimi nerden yaptığımı, nerde traş olduğumu, nerde yemek yediğimi felan anlatacağım. Bu yazı ile Londra’nın en renkli yerlerinden Dalston’u yakından tanıma fırsatı bulacaksın.

Nerde yemek yediğim değişiyor zira Londra deniz-derya bir yer. Nereye gittiysem orda yemek yiyorum ve bazen de yemek yemek için gittiğim yerler oluyor. Onun için farklı restoranlarda farklı dünya lezzetlerini tatma fırsatım oluyor.

Nerelerde neler yediğimi anlatmadan önce bakkal ve market alışverişlerimi nerde yaptığımı anlatmak isterim. Ama ondan da önce şu nerde traş oluyorum mevzusuna gelelim. Bu konu önemli çünkü saç modelini tutturan berber bulmak Türkiye’de bile zor, hele bir de Londra’ya geldiysen iyice zor.

Londra’da berberler çeşit çeşittir. Heryerde öyle değil mi diyeceksin. Yok değil. Mesela Türkiye’de sadece fıstık gibi kızların çalıştığı erkek berberi bulamazsın, yok öyle birşey.

Ama Londra’da durum bu. Londra’nın neresine gidersen git bu tür tarz berberler çoktur. İçerisi berberden çok lüks bir otelin lobisini andırır ama fiyatlar kazık felan değildir. Ayrıca lüks otel lobilerindeki ruhsuzluk buralarda yoktur. Aksine oldukça renkli ve eğlenceli yerlerdir.

Nerde kaça traş oluyorsan orda da o fiyata traş olursun. İngiliz berberler dükkanlarına çok ama çok önem verirler. İçerisi hem dekor, hem berber masaları, aynalar, berber koltukları, tablolar, televizyonlar, vs. hepsi çok tarzdır.

Biliyorum bu fıstık gibi kız lafına biraz takılacaksın ama bayanlara hitap eden kızıl saçlı İskoç ya da canti Anglo-Sakson İngiliz çocuklar da var, merak etme. Bu berberlerin bir kısmı unisex yani hem kadınların hem de erkeklerin gidebildiği yerler yani.

İçerde oturur, çayını-kahveni yudumlarken gazete-dergi okursun. Ortam böyle canti olunca muhabbetler de ona göre daha bir usturuplu şekilli oluyor. Kemal Sunal’ın bir filmindeki “aldım karıyı, bastım tokatı bastım tokatı” gibi maço ama maço olduğu kadar da yalan muhabbetler olmuyor.

Yıllar önce 2005 yılında Bournemouth’ta yaşarken böyle bir berbere traş oluyordum. Berberim Polonya’nın Varşova şehrinden orta yaşlı mavi gözlü bir kadındı. Güzel saç kesiyordu. İşe gittiğimde kime traş oldun dediklerinde bunu söylüyordum. Arkadaşlar uzun süre saçlarımı bir arkadaşım kesiyor sanmışlardı çünkü saçlarımı Polonyalı bir kadın kesiyor dediğimde bunun bir berber olacağı akıllarına gelmiyordu. O dönem bir kebapçıda çalışıyordum.

Şimdilerde ise Londra’da bir Türk berberine gidiyorum ve çok memnunum. Bu berberi özellikle Türk berberi olsun diye seçmedim. Dalston’da caddede dikkatimi çekti, rastgele girdim, saçımı tarif ettim, adam saçı kesti ve tarifimi tam tutturdu. O gün bugündür bir daha da berber aramadım.

Ondan önce yine Dalston’da birkaç Türk berber denemiştim ama hiçbiri hoşuma gitmemişti. Frekanslar tutmayabilir. Berberim orta yaşlı bir adam. Hiç konuşmaz ki bu durum beni çok memnun ediyor. Ben de hiç konuşmuyorum. Merhaba-merhaba. -Saçınızı her zamanki gibi kesiyorum- diyor. Ben de -tamam olur- diyorum. -Çay içer misiniz- diyor sağolsun. -Bir daha ki sefere- diyorum. -Tamam nasıl isterseniz- diyor ve saçlarımı kestirip -hepinize kolay gelsin arkadaşlar- diyip ayrılıyorum.

Fiyatlar uygun. Ben 15-20 sterlin arası veriyorum, o civarda. Türk berberlerinde fiyatlar bu civarda. Yukarda bahsettiğim ortamı biraz daha klas olan İngiliz berberlerine gidersen fiyatlar biraz artabilir. Ama ortamlarını beğenirsen o fiyatlara değer. Traş insanın aynasıdır ve kendine bakmak insanı mutlu ediyor. Ara sıra kendine özenmek iyidir.

Çok konuşmayan berber tam bana göre zira Türkiye’de taksiciler bir-berberler iki. Bunların çok konuşanları ordinaryüs profosördür, herşeyi bilirler. Ha bu muhabbet senin hoşuna gidiyordur. Olabilir. Ama benim hoşuma gitmiyor bilader.

Dalston’da gittiğim berberin ismi Koray Gents Hair Salon. Ben memnunum.

Gelelim bakkal-market alışverişine. Bu konuda kendimce çok güzel bir kombinasyon geliştirdim. Yani o kadar ki Bu Tarz Benim’den İvana Sert görse “BIzimlesin Memetçim” bile diyebilir. Tabi İvana Sert’ten bir bIzimlesini kapınca merdaneyi de kafamıza yeriz o ayrı konu.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngiltere'de Banka Hesabı Nasıl Açılır?

Dalston’da birçok Türk marketi var. Kasaplar da öyle.

Princess May Road’un karşısında Beyond Retro isimli harkulade retro kıyafetler satan bir yer var. Oraya bir ara mutlaka git. Gidemezsen internet sitesine gir bak. Ben ara sıra ordan alışveriş yapıyorum. Mesela geçenlerde christmas jumper dediğimiz yılbaşı süeterlerimizi Beyond Retro’nun internet sitesinden aldık.

İşte onunla aynı sırada bir sokaktan karşıdan karşıya geçince Şirwan Market var. Eski ismi Şirwan’dı. Geçenlerde gittim Elif Market olmuş.

Ama hizmet değişmedi. Yine aynı. Bu markette herşeyi ama herşeyi bulursun. Öyle ki Türkiye’de bulamayacağın Türk ürünlerini bile burda bulabilirsin. Sadece senin-benim gibi normal insanlar değil, Türk restoranları da buraya gelir malzemelerini burdan alır.

Mesela bir örnek vereyim. Biz burda patlıcan-biber kurusu bile gördük ve aldık. Dolma yapmak için kuruluğu nerden bulacaksın da alacaksın düşün. Burda var.

Yoğurttur, mercimetktir, pirinçtir, açık zeytindir, çaydır, yağdır, şekerdir, yufkadır, sebzedir, meyvedir, ya işte aklına ne ama ne gelirse var koca markette. Ben ara sıra gidip ordan alışveriş yapıyorum ve fiyatlar da uygun diyebilirim.

30 sterlinin üzerinde alışveriş yaparsan alışveriş kartına bir pul yapıştırıyorlar ve bunlardan 10 tane olursa 30 sterlinlik ücretsiz alışveriş kazanıyorsun. Eski ismi ile Şirwan şimdiki ismi ile Elif Market’te 30 sterlin iyi para, bir sürü şey alabiliyorsun.

Yine aynı sırada aşağı doğru gelirsen yani Liverpool Street yönüne doğru gelirsen Super Butcher isimli bir kasap var. Bu kasap aynı zamanda hemen yanındaki Super Kebap ile aynı kişilerin. Ben lahim sini yani Antakya’nın meşhur tepsi kebabını yapacağım zaman eti burdan alıyorum. Bugüne kadar bir sıkıntı yaşamadım, memnunum.

Biraz daha aşağı doğru gelince Tesco market var hemen Rio Cinema’nın karşısında. Ordan da baya alışveriş yapıyorum. Özellikle günlük alışverişlerimde Tesco’ya çok gidiyorum. Çok büyük değil ama günlük şeylerin hemen hepsi var. Tesco’da fiyatlar uygundur. Mesela ben haftada 2 ya da 3 kere somon balığı pişiririm. Somonu Tesco’dan aldığım da olur. İki dilim somon 4.75 sterlin ve bu iki dilim somon iki kişiye fazlasıyla yeter. Tepsiye yeşil biber, domates, sarımsak, gönlüne göre mısır ve patates ya da patlıcan da koyarsın. Kocaman bir yemek olur. Her bir somon dilimi bir kişiye.

Tesco’nun hemen karşısında bir bakkal var. Türk bakkalı. Rio Cinema ile aynı sırada, Rio Cinema’nın hemen dibinde. Bu bakkalda da başka yerde bulamayacağın çok şeyi bulursun. Mesela ben günlük yoğurdumu burdan alırım. Yoğurtlar Almanya ve Hollanda’dan geliyor, markalarından belli. Baya marka var. Tadından ve kalitesinden de memnunum. Türkiye’dekilerle yarışır kesinlikle.

Yine bu bakkaldan taze maydonoz, çarliston biber, domates, yazın karpuz, patlıcan, çekirdek, turşu felan derken baya birşey alırım. Meyve sebzesi her daim taze.

Rio Cinema demişken, sana bir ara Dalston’daki tarihi Rio Cinema’yı da anlatacağım. Ama o başka bir yazının konusu. 100 yıllık sinemadır ve değişik filmler gösterir, farklı festivaller ve etkinlikler burda olur.

Tesco’dan alışveriş yapmanın yanında Marks and Spencer yani M&S’ten de baya alışveriş yaparım. Önceden Dalston’da M&S yoktu, 2018 yılının yaz aylarında geldi. Dalston Kingland Overground istasyonunun hemen yanında yani Kingsland Road üzerinde çok merkezi bir yerde.

M&S benim gözümde efsane bir markettir. Hazır yemek konusunda bir numaradır. Hazır yemekleri lezzetli, taze ve erişilebilir fiyattadır. Çalışanları çok yardımseverdir, birşey sor işi-gücü bırakır sana yardım ederler. Fiyat olarak Tesco’dan birkaç tık fazladır fakat buna kesinlikle değer ve bu birkaç tık fazlalık erişilemeyecek bir fiyat farkı yaratmaz.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngiltere'de Suç Oranı ve Yaşanabilir Şehirler

Yine somonu ara sıra M&S’ten alırım. Somon konusunda Tesco’dan farklı olarak M&S’te farklı tür somonlar bulabilirsin. Hangi tür ve hangi denizin somonu olduğu paketin üzerinde yazar. Ayrıca sadece somon değil diğer birkaç başka balık türünden de bulabilirsin. Dondurulmuş deniz ürünleri de var.

M&S da günlük alışverişlerimde uğrak yerlerimden biridir. Çayı, kaymağı, tereyağını, ekmeği, balığı, sebze-meyveyi, İspanya’nın fındık karpuzunu, kavunu, çiçeği vs. birçok şeyi burdan alırım.

Çiçek demişken İngiltere’de marketlerde çiçek satılması olayına ayrı bir parantez açmak isterim. Tesco, M&S ya da diğer marketler olsun, İngiltere’de marketlerde bir çiçekçi ile yarışacak çeşitlilikte ve kalitede çiçek satılır. Hatta saksı çiçekleri bile bulunur. Fiyatları da erişilebilir fiyatta.

Ben mesela bir arkadaşımın doğumgününe, ev partisine, misafirliğe, özel bir güne felan gideceğim zaman mutlaka Tesco ya da M&S’e uğrar çiçek alıp öyle giderim. Bize gelen arkadaşlarımız da çiçekle geliyor. Gerçekten çok güzel oluyor. Bir de illa birşey olması gerekmiyor. Ara sıra eve çiçek alıyorum ve evi güzelleştiriyor. Baya hoşuma gidiyor.

Çiçekleri severim.

Bakkal-market alışverişi demişken bir de Ridley Road Market’ten bahsedeyim. İngiltere’de semt pazarlarına market diyorlar. Dalston’daki Ridley Road Market İngiltere’de baya meşhur. Herşeyi bulabilirsin. Market haftanın birkaç günü kuruluyor ve zaten içinde hiç kaldırılmayan yani pazar kurulsa da kurulmasa da açık olan balıkçı, kasap, vs. de var. Burası pazar kurulmasının yanında ayrıca zencilerin takıldığı bir yer. Zenci kadınlar burdaki kuaförlere gidiyor. Burdan ülkelerine para gönderiyorlar. Yemek yiyorlar. Muhabbet ediyorlar.

Semt pazarı olmasının yanında çok renkli bir yer. Ridley Road Market Bar isimli bir de barı var ki eğer bir arkadaşın felan alığ seni götürmediyse burda bu yerin olacağı aklına gelmez.

Buraya takılan kitle hipster dediğimiz retro giyinen, retro yaşayan, retro takılan bir kitle. Çalan müzik funk&soul, 80s, R&B. Çıkan DJ’ler oldukça iyi, bazen zenci kız DJ’ler çıkıyor ve hem çok iyi çalıyorlar hem de çok eğlenceli insanlar, çalarken kendileri de çok eğleniyor. Cuma-Cumartesi günleri mekan oldukça kalabalık oluyor.

Burda bazen enteresan şeyler de geliyor başıma. En son gittiğimde yıllar önce Türkiye’de Alcatel’de birlikte çalıştığım birkaç çalışma arkadaşıma denk geldim, muhabbet ettik. Vay dedik bilader, dünya küçük.

Nerde traş olduğumu ve nerelerden alışveriş yaptığımı anlattım. Şimdi gelelim nerde yemek yediğime.

Dediğim gibi nerde yemek yediğim değişiyor ve geniş bir konu. Mesela birgün bir arkadaşım bir restorana davet ediyor, gidiyorum. Bir yer tavsiye ediyor ve hoşuma gidiyor, gidiyorum. Ya da yolda yürürken karnım acıkıyor, etrafıma bakıyorum, güzel bir yer denk gelirse gidiyorum.

Ya da daha da enteresanı Londra’da hemen hemen tüm müzeler ücretsiz ve her müzenin mutlaka restoranı ve kafesi var. Müzeye gittiğimde tüm gün müzeyi gezeceğim derken karnım acıkıyor. Müzede yemek yiyorum, baya güzel yemeği olan müze kafeleri var. Mesela Victoria&Albert müzesinde yediğim etin tadı hala damağımda. Fransız usülü et pişirmiş namıssızlar, bu kadar mı lezzetli olur bilader!

Özetle yemek yediğim her yeri bir yazıya sığdırmak istemem. Dalston’da ve farklı yerlerde aklıma bir çırpıda gelen yerleri sayabilirim.

Dalston’da baya bir Türk restoranı var. Kaliteleri tartışılır ama kebap yemek istiyorsan fena değildir. Rakı da içebilirsin.

Ben ara sıra İstanbul Restoran’a gidiyorum. Kingsland High Street’te Rio Cinema ile yine aynı sırada, yukarı yani Stoke Newington yönünde yukarda bahsettiğim Koray Gents Hair Salon’un hemen yanında. Her türlü kebap ve pide mevcut. Servis iyi. Fiyatlar oldukça uygun. Uygun fiyata kebap ve pide yiyebilirsin ve burası da Londra’daki birçok kebapçı gibi porsiyonları oldukça büyük olan bir restoran.

Ara Sıra Ali Baba kebaptan humus dürüm, chips-and-humus, chips-in-pita, tavuk dürüm de alıyorum.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Londra Metrosu'nu Tanıyalım

Enjoy isimli bir gözlemeci var. Kahvaltı felan da veriyor ama ben sadece gözlemesini beğeniyorum. O da sadece ara sıra.

Evin Cafe isimli bir kafe var. Çalışanlar ve sahipleri güler yüzlü. Birçok Türk yemeğini bulabilirsin. Fena değil. Orta gibi bir kalitede. Fiyatlar erişilebilir durumda. Türk mezelerini felan özlediysen gidilebilir. Kingland Road’daki Tesco’nun hemen karşısında.

Dalston Junction Overground istasyonundan çıkıp yukarı Stoke Newington tarafına doğru yürürken Pizza Union var. Pizzaları ince hamurdan ve lezzetli. Fiyatları oldukça uygun. Orda pizza yiyorum.

Geçenlerde Dalston’a KFC açıldı, bazen ordan sipariş veriyorum. Deliveroo ile geliyor.

Soke Newington’da Suttons and Sons var. Levrek ve Fish&Chips’i güzel yapıyorlar. Bazen oraya gidiyorum ve bazen de ordan sipariş veriyorum. Yine Deliveroo getiriyor. Porsiyonlar hem büyük hem de balığı lezzetli yapıyorlar.

Yine Stoke Newington’da Babel Art Cafe var. Oraya çay-kahve içmeye, yemeğe ve kahvaltıya gittiğim oluyor. Sahibi sanırım Antakyalı. Yemekleri güzel. Kahvaltısı da güzel. Ortam da güzel. Bazen canlı müzik, sanat etkinlikleri, kültürel buluşmalar felan oluyor. Onlar da baya güzel oluyor.

Hatta geçenlerde bloğum vesilesi ile tanıdığım arkadaşlarımla Babel’de kahvaltı yaptık. 15 kişi vardık. Baya güzel oldu.

Biraz daha yukarı çıkıp Church Street’e gidersen orda Camia Deli isimli bir kafe var. Birgün Church Street’te yürüyordum, karnım acıktı. Hemen yanımdaki kafeye girdim. Bir de ne göreyip sahipleri Türk. Ben de Türkçe konuştum. Güzel bir sandeviç yedim, Türkçe konuştuğum için yanında fasülyeki enfes bir salata ikram ettiler. Çok lezzetliydi. Ara sıra Camia Deli Cafe’ye giderim. Kahvaltıları, sandeviçleri, fokaçyaları felan oldukça lezzetli. Seviyorum.

Türkçe demişken, birisi Türk ise ben Türkçe konuşurum bilader. Türk’se zaten Türkçe konuşulur zaten, o nasıl oluyor diyeceksin. Hayır, İngiltere’de doğmuş büyümüş ya da İngiltere’ye çok küçük yaşta gelmiş biri olabilir. Dolayısıyla Türkçe bilmiyor olabilir. Bu durumda İngilizce konuşmak durumunda kalırsınız.

Ama iki taraf ta Türkçe biliyor ve Türkçe konuşmuyorlarsa bunun adı benim kitabımda ruhsuzluktur. Gerek yok.

Yine Dalston’da Jidori isimli bir Japon restoranı var. Yemekler gayet lezzetli. Fiyatlar ise uygun diyemeyeceğim. Ara sıra gidilebilir. Buna değer ama fiyatlar sık gidilmeyecek ayarda.

Jidori’nin hemen yanında dilim pizzası ile ünlü Voodoo var. Bir kere gittim, fena değil. Birkaç arkadaşım baya övüyordu. Ama sanırım -lezzetli ama o kadar da abartılmayacak yerlerden- kategorisine alınabilecek bir yer. Sadece biraz tarz yer diye adı çıkmış. Ama denemeye değer.

Dalston’da benim gittiğim ve aklıma gelenler bunlar. Dalston, Hackney ve aşağıya doğru Shoreditch son yıllarda çok popüler ve trend yerler oldu. Bir sürü restoran, kafe, bar, pub var. Hepsine gitmek uzun zaman alır.

Mesela Dalston’da zencilerin takılma yeri Gillett Square’ın etrafında da ilgi çekici kafeler, restoranlar, publar var. Mildmay tarafında da var. Tüm Dalston ve Stoke Newington bunlarla dolu.

Shoreditch demişken; Shoreditch’ta bir vietnam restoranları kümelenmesi var, aklın durur. Ve hepsi de akşamları ve hafta sonları full çekiyor. Vietnam yemeklerini ben çok severim ve tavsiye de ederim. Mutlaka tat. Burdaki yazımda da Sen Viet isimli vietnam restoranında bir akşam yemeğimizi anlatmıştım.

İşte böyle. Dalston, Hackney, Shoreditch, Liverpool Street’te çok güzel günlerim oldu ve bu devam ediyor. Londra’yı severim. Londra’nın birçok yerini severim. Dalston, Hackney, Shoreditch, Liverpool Street’i ayrı bir severim.

Dalston’a yolunu düşür ve mutlaka gör. Ye, iç, gez. Rio Cinema’da filim izle. Ridley Road Market Bar’da funk&soul, R&B, 80s müzik dinle ve hipsterların içine karışıp o atmosferi yaşa. Dalston’da market alışverişi yap, başka yerde bulamadıklarını burada bulursun.

Dalston güzel yerdir. Tadını çıkar.

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )

Yazıyı paylaş!