Sen Bir Aşksın Sevilla

Yazıyı paylaş!

İspanya’nın Seviya şehrini anlat deseler, aşk derim. Hayır, böyle romantik her köşede aşıklar var falan diye değil ki var evet, şehir benim için bir aşk.

Harikulade güzel, çekici, kendi kültürünü iliklerine kadar yaşayan ve yaşatan bir şehir. Güney İspanya ile Endülüs mirasının karışımı kendine özgü kültürü, yemekleri, flamenkosu, müziği, sokakları, restoranları ile bambaşka bir şehir.

Trenimiz akşam Seviya’ya vardığında istasyon pek kalabalık değildi. İstasyonun yakınındaki otobüs durağından binerek şehre otobüsle gitmeye niyetlendik. Bu niyetle birlikte, yarım saat süren ufak bir macera başladı. Önce durakta bekleyenlerden şehir merkezine giden otobüsü öğrendik. O sırada Mihail Gorbaçov’un karısını andıran yaşlı ama dinç bir teyze “benimle gelin, durağa gelince size söylerim” dedi.

Türkiye’den tanıdığımız bu sıcaklık tam da bizi sevindirmişken, otobüs şoförünün 20 euroyu bozmaması ve bizi otobüsten indirmesi ile Bayan Gorbaçov teyzemizden ayrılmanın hüznünü yaşadık. Ayrıca, 20 euronun bozulamaması bizi İspanya’daki ekonomik krizin derinliği hakkında bir takım düşüncelere sevketti. Hatta durakta bekleyen 3-4 kişi tek tek ceplerine ve cüzdanlarına baktılar, onlar bile bozamadı. Bunun üzerine tekrar istasyona döndük.

Bu sırada aklımıza Renfe tren şirketinden Seviya’ya gelmek için aldığımız biletle birlikte bir de ücretsiz şehir içi bileti verildiği geldi. İstasyona geri döndük ve bu ücretsiz bileti kiosktan print etmek istedik ve ettik de. Sevincimiz sadece birkaç dakika sürdü, zira bu biletin Seviya’daki otobüslerde geçmediğini öğrendik. Neyseki bilet alırken para bozdurmuştuk ki tekrar istasyona dönmek zorunda kalmadık ve nihayet otobüse binip şehrin yolunu tuttuk.

Şehre vardığımızda anladık ki, Seviya tren istasyonu ile şehir merkezi arasında çok mesafe yok. Taksi ile 10 dakika kadar sürüyor ve 6-7 euro tutuyor, üstelik taksilerde kredi kartı da geçiyor. İki kişi otobüse toplam 3-4 euro vermek yerine, taksi de uygun bir alternatif olarak düşünülebilir, hele de yol yorgunu iseniz ve eşyanız varsa!

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İspanya'da Bir Hastane Macerası

İlk defa geldiğimiz bu şehir çok merak ediyorduk ve heyecanlıydık. İstasyondaki durgunluk bizi biraz düşündürse de şehrin otelimizin olduğu bölgesine gelince bir anda işler değişti. Salvador kilisesinin hemen önündeki meydanda genelde gençlerden oluşan bir kalabalık toplanmıştı. “herhalde festival ya da öyle bişey var” dedik ve merakımızı daha fazla dizginleyemeyip bu gençlerden birkaçının olduğu yere yaklaşıp sorduk, “hayrola burada neler oluyor, festival falan mı var?” diye sorduk.

Genç adam sorumuza cevap vermeden, önce bir gülümsedi ve bizi sanki kırk yıldır tanıyormuşcasına bir yakınlıkla “hayır, festival falan yok, burası her akşam böyle. İnsanlar gelip burada bir şeyler içiyor, tapas yiyor, sohbet ediyor ve gece 12-1 olunca da başka mekanlara ya da evlerine gidiyorlar” diye cevap verdi. Üstelik hafta içi bir gündü. Biraz daha birkaç hoşbeş ettikten sonra bu arkadaşlara iyi geceler dedik ve otele gitmekten vazgeçtik.

Salvador Meydanı

Salvador Meydanı

Üstte fotoğrafını gördüğünüz böylesine şen-şakrak bir kalabalık, neşeli kahkahalar, böyle derin derin sohbetler, lafı birbirinden alıp bırakmamalar, şişeleri yuvarlayıp tapasları mideye indirmeler. Bunlar İspanya’da hiç yabancı olduğumuz şeyler değil, fakat Seviya’ya geldiğinizde göreceksin, bu şehir ve bu şehrin insanı bir başka ve biraz daha başka bir İspanyol!

Seviya şehrinin sosyal hayatının kalbinin attığı yerlerden biri, Plaza Del Salvador denen Salvador Meydanı’dır. Meydan, Salvador Kilise’sinin hemen önünde, Seviya’nın dar sokaklarının, bu sokaklardaki evlerinin ve çarşılarının olduğu yere yürüme mesafesinde.

Sangriamızı yudumlayıp bu olan biten güzelliği biraz temaşa ettik. Meydanda birkaç tane kafe var ve meydandaki herkes buralardan tapas ve içkisini alıp meydanda genelde ayakta sohbet ediyor. Kafelerin garsonları güler yüzlü.

Saat gece yarısını biraz geçince insanlar yavaş yavaş dağılmaya başladı, kalabalık azaldı, herkes ya evine ya da başka mekanlara gitti.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Sen Misin Lan Seçimde Hile Yapan?

Otel öncesi güzel bir girizgah oldu. Güzel bir yaz akşamında sanki hiç gece olmamış gibi bir geceye başlıyorduk.

Otelimiz “Las Casas de los Mercaderes” isimli, 3 yıldızlı şirin bir otel. Hemen girişte, lobiden hemen sonra, bizim avlu dediğimiz, İspanyollar’ın “patio” dediği açık bir alan var, klasik İspanyol stilinde. Otelin kahvaltısı burada veriliyor.

Otel fena değil, çalışanlar güler yüzlü. Gecelik fiyatı 75 euro ve bu fiyata kahvaltı dahil değil. Kahvaltı yapmak isterseniz, kahvaltı için ekstra 11 euro ödemeniz gerekiyor. Bu fiyat tüm İspanya ve Seviya için gereksiz pahalı bir fiyat. Seviya’da çok daha ucuza, çok daha iyi bir kahvaltı yapmanız mümkün. 3-4 euroya kahve ve doyurucu bir tost yemeniz mümkün.

Otele eşyalarımızı bıraktık ve tekrar dışarı çıktık.Tarihi her şehir gibi Seviya’da da old city var. Seviya’daki old city çok iyi korunmuş ve çarpık yapılaşma kesinlikle hiç yok. Sokaklar temiz, düzenli ve gezmesi gerçekten çok eğlenceli. Bu sokakları biraz dolaşınca Seviya ve Güney İspanya’nın kültürü hakkında hemen izlenimleriniz oluşmaya başlıyor. Sağlı sollu flamenko kostümü satan dükkanlar hemen gözünüze çarpar.

Tabela fayansı ile resmedilmiş restoran girişlerindeki resimler Seviya’ya özgü kıyafet giymiş kadınlı erkekli, yemek masası etrafında toplanmış, genelde koca bir buttan parçaların kesildiği, büyük bir testiden şarapların ikram edildiği bir mizanseni resmeder.

Seviya

Seviya

Seviya şehir olarak pek bozulmamış diyorum, bunun birkaç değişik nedeni var. Tarihine baktığımızda Seviya milattan önce bir dönem Roma hakimiyeti var, sonrasında bir dönem Vizigot yönetiminde bir şehir olmuş. Milattan Sonra 8.yüzyılda arapların eline geçtikten sonra şehir çok gelişmiş ve şehrin bugünkü dokusunda arapların etkin olduğu dönemin çok etkisi var.

Yaklaşık 500 yıl süren arap yönetimden sonra Sevilla’da İspanyol hakimiyeti başlar ve ondan sonra bu hep böyle devam eder, günümüze kadar.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Madrid'de Tam Bir Retiro Yeri Retiro Park

İspanyol hakimiyetindeki şehir yine önemli bir şehir olarak kalır ve Yeni Dünya ve Coğrafi Keşifler döneminde altın çağlarını yaşar. 1500’lü yıllardan başlayarak 200 yıl kadar İspanya’nın önemli ticaret merkezlerinden biri olur ve zenginleşir.

İspanya dünya genelinde denizlerde ve sömürge bölgelerinde hakimiyetini kaybetmeye başlayınca da Sevilla eski parlak günlerini yitirir fakat kısaca anlattığım tüm bu tarihi süreç ve tüm gelip geçen medeniyetler Sevilla’ya eşsiz bir mimari ve kültürel miras bırakır.

Geldiğimiz günün akşamı ve gecesi böyle biraz turladıktan sonra otelimize dönüp ertesi gün Seviya’yı gezmenin hayali ile uykuya daldık.

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )

Yazıyı paylaş!