Yemeğiniz Boğazınızda Kalmasın

Yazıyı paylaş!

2016 yılına Antakya’da girdik. Çocukluğumda Antakya’da uzun süre kaldım, ilk okul ikiden lise sona kadar. Hayatımın hatırı sayılır bir kısmı orda geçti. Güzel ve acı-tatlı anılarım var.

1995 yılında lise bitip te üniversiteye gidince bir daha dönmedim. Özellikle değil bu dönmeyiş, memleketim orası değil. Birkaç arkadaşımın düğünü dışında pek yolum da düşmedi.

Uzun süredir bizin hanımefendiye sözüm vardı. “O kadar Antakya’da yaşadın, beni de götürüp gezdirmek zorundasın” diyip duruyordu ve haklıydı da. 2016 yılında yılbaşı tatilinde gidelim dedik. İyi de ettik. Çok güzel geçti. Kasapta yediğimiz humus ve tepsi kebabını, dönerci Abdo’yu, peynirci Cuma’nın lezzetli peynirlerini, Suriye meselesinden sonra şehrin yaşadığı değişimi, eski Antakya’nın olduğu yerleri, Saint Pier kilisesini felan anlatacağım. Elbette maziden kalan anıları da es geçmeyeceğim.

Fakat bu yazıda anlatacağım şey çok farklı. Bir trafik polisinin bizim kalbimizi nasıl ısıttığı var bu yazıda.

Antakyalı bir arkadaşım ve eşiyle buluştuk. Turluyoruz. Antakya’da merkez postanenin olduğu yerden karşıya geçiyoruz. Tam tarihi Antakya Meclis Binası’nın önündeki caddeden karşıya geçiyoruz.

Karşıda eskiden Gündüz Sineması olan, şimdi ise nikah salonuna dönüşmüş yine tarihi bir bina var. Gündüz Sineması çok enteresan bir sinemadır. Enteresanlığı gösterdiği tematik sanatsal festival filmlerinden gelmez.

Bu binanın Asi Nehri’nin aktığı köprüye bakan tarafındaki girişi heybetlidir. Binanın sinema olduğu dönemde bu giriş sinema afişleri ile doluydu. Binanın girişi Köprübaşı denen meydana bakar ve bu meydan Antakya’nın belki de en işlek yeridir. Bu meydandan geçen biri kafasını kaldırıp Gündüz Sineması’nın ana girişine baktığında o sinema afişlerini görürdü. 12 Eylül 1980 darbesinin her türlü politik ve sanatsal içerikli filmi yasaklamasından sonra Türk sinema tarihinin bir dönemine damgasını vurmuş filmler Antakya’da bu sinemada, Gündüz Sineması’nda oynatılırdı.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Portakal Mı Turunç Mu?

Bu sinema afişleri oldukça dikkat çekici afişlerdi ve sinema görevlileri bu afişleri daha da dikkat çekici yapmakta oldukça maharetliydi. Zira afişlerin bir kısmı boya ile boyanıp kapatılırdı. Bunun nedeni sinemanın sadece erotik ve porno filmler gösteriyor olmasıydı.

Evet, Antakya’da şehrin en işlek ve en orta yerindeki sinema bir erotik-porno film sinemasıydı. Yıllarca bu böyleydi. Hatta ben 20 sene sonra Antakya’ya gittiğimde hala böyledir diye düşünüyordum ve Gündüz Sineması’nın ve bu afişlerin son halini merak ediyordum.

Gündüz Sineması halk diline bile girmiş bir efsanedir. “Gündüz’e Gitmek” bir espiri halini almış, müstehcen filmlerle ilgili insanların birbirine takılırken kullandığı bir tabirdir. Hatta ekşi’de bu efsane sinema ile ilgili kayıt bile var.

Gündüz Sineması kapanmış ve nikah salonu olmuş. Bir kısmı da kafe olmuş. Bu tarihi binanın Gündüz Sineması olan kısmının alt tarafında dürümcüler olurdu ve hala da var. Sinema kapanmış ve nikah salonu ve kafe olmuş. Alt taraftaki dürümcüler de duruyor ve hala eskisi gibi kalabalık.

Antakyalı arkadaşlarımız ile birlikte sinemanın içine girdik, nikah salonunu gezdik ve kafede künefe yedik. Tabii sinemanın geçmişi ile ilgili espiriler de oldu elbette. Gülümsedik.

O sinema orda yıllarca durdu. Gösterdiği filmlerin türü, şehrin bu en tarihi binalarından birinde bu filmlerin gösteriliyor olması ya da şehrin en işlek caddesinde bu afişlerin -bazı yerleri boyanarak bile olsa- gösteriliyor olması gibi konuların doğruluğu ya da yanlışlığı üzerine bir konuya girmeyeceğim. Fakat işin bir başka enteresan tarafı beni düşündürüyor. Bu durum ne bir kavga gürültü ne de bir sinemayı basıp ortalığı yakıp yıkmaya dönüşmedi. Sanırım bu Antakya’nın kendine has hoşgörü ve/veya genişliğinden kaynaklanıyor, bilmiyorum. Ama bir kere bile olsun bu sinema ile ilgili kavga gürültü olmadı.

Eski Gündüz Sineması - Antakya

Eski Gündüz Sineması – Antakya

İşte 2016 yılının yılbaşında 4 arkadaş bir akşam vakti postanenin önünden Gündüz’e doğru karşıdan karşıya geçiyorduk. Bu dürümcüler yine kalabalıktı ve dürümcülerin önünde dürüm yiyen insanların iki sıra halinde park ettiği arabaları duruyordu.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  Peynirci Cuma

Karşıya geçerken tam yolun ortasında bir polis anonsu duyduk;

“Dürümcülerde dürüm yiyen araç sahipleri, lütfen aracınızı tek sıra halinde park edin, yemeğiniz boğazınızda kalmasın, tek sıra halinde park edin, dürümünüzü rahat yiyin.”

O anda dördümüz birden bir kahkaha patlattık ve bu trafik polisinin bu şefkatli anonsu içimizi ısıttı.

Dürüm yiyenlerin dürümü boğazında kalmasın diyen şefkatli trafik polisi; seni tanımak ve sana o dürümcülerden çift lavaşlı şöyle duble bir dürüm bir de ayran ısmarlamak isterdim biliyor musun!

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )

Yazıyı paylaş!