Yurda Kesin Dönüş Öncesi Neler Yapılmalı?

Dönmek mi zor kalmak mı? İkisi de birbirinden zor. Hele de yurtdışına yerleşeli yıllar olmuşsa.

Bir yanda memlekete hasreti, insanı yiyip bitiren ve acıttıkça umarsızlaştıran. Bir yandan da yerleştiğin yere alışmış ve hatta kök salmış olmak.

O kadar emek edip yurtdışına yerleştiniz ve tutundunuz. Nasıl döneceksiniz? Peki dönmeseniz hep burda yaşayıp birgün bu dünyadan göçüp gittiğinizde burda mı öleceksiniz?

Bu soruları ve içinizdeki -burda kal- diyen sesi yendiniz ve dönmeye karar verdiniz. Artık siz de -kesin dönüş- yapacaksınız. Peki yurda kesin dönüş yapmadan önce neler yapmalısınız?

Arkanızda Mümkünse Borç Bırakmayın

Eğer ödeme imkanınız varsa hem tüm tanıdıklarınıza hem de bankalara, vergi dairesine, sigorta şirketlerine ve tv, cep telefonu, spor kulübü, aidat vs. gibi anonelik içeren tüm borçlarınızı ödeyin.

Burda imkanınız varsa diyorum. Bazen insan dara düşer ve borçlarını ödeyemeyecek duruma düşer. Bu durumda tutup da size sen yine de borçlarınızı öde diyecek değilim.

Ama bazı insanlar ihmalkardır. Parası olsa bile birşey olmaz diyip bir ya da birkaç yere borç bırakır. Birşey olmaz der ama genelde birşey olur. Borç tanıdıklarınıza, arkadaşlarınıza, akrabalarınıza ve yukarda saydığım muhtelif özel ya da resmi kuruluşlara olur. Birinci gruptakilere borçlarını ödemezseniz ilişkileriniz bozulur. İkinci gruptakiler ise işleri resmiyete dökerler ve hukuki yollardan borç takibi başlatırlar.

Hukuki yollardan başlatılan borç takibi hem yurtdışına çıkışlarda başınızı ağrıtır hem de kredi skorunuzı olumsuz etkiler. Olur da tekrar geri dönmek isterseniz ya da geri dönmek zorunda kalırsanız sıfırdan değil sıfırın altından başlamanıza yol açar. Hatta bu durum geri dönmenizi bile engelleyebilir.

Tüm alacak ve vereceklerinizin yazılı kaydını tutun. Mesela bir Excel dosyasında tutup bunu eposta adresine yedekleyebilirsiniz. Bu sayede alacağınızı-vereceğinizi daha kolay takip edersiniz. Karmaşıklıktan kaynaklanan stresi yaşamazsınız.

Tüm Aboneliklerinizi ve Otomatik Ödemelerinizi Kontrol Edip Sonlandırın

Belediye vergisi, cep faturası, tv aboneliği, spor salonu üyelik ücreti gibi abonelikler ve aklınıza gelebilecek tüm otomatik ödemeler. Bunlar modern çağ kapitalizminin otomatik süt sağma makineleri gibi değil mi? Ama işte her ne kadar böyle olsa da bunlardan kaçış yok.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngiltere'de Size Bağlı Vizesi Olan Eş ve Çocuklarınızın Durumu

Bu aboneliklerin ve otomatik ödemelerin hepsini hem banka hesabınızdan ödeme talimatlarını iptal ettirerek hem de aboneliklerinizi iptal ettirerek kapatın. Birincisi kolay olur, bankanın internet şubesinden ya da size yakın bir şubesinden yaparsınız. Ama ikincisinde abonelikle hizmet aldığınız firmalar kene gibi yapışır. Sizi bırakmamak için akla hayale gelmedik taklalar atarlar ve kesin olarak aboneliğinizi sonlandırınca da eğer daha önceden bir taahhüt verdiyseniz kalan ayların ücretini de alırlar.

Tüm bu otomatik ödeme ve abonelikleri mutlaka sonlandırın ki siz Türkiye’ye dönünce arkanızdan işlemeye ve borç hanenize yazılmaya devam etmesin.

Arkadaşlık İlişlilerinizi Muhafaza Edin

Arkadaşlar iyidir. Bazen de kötüdür. Bazıları seni her zaman ve koşulsuz sever. Bazıları da ise sadece menfaatleri olduğu sürece arkadaştırlar. Ama genelde ne ekerseniz onu biçersiniz. Düşmez kalkmaz bir Allah. Vefalı olmak iyidir.

Gitmeden önce mümkünse arkadaşlarınızı görmeye gidin ya da davet edin. Göremediklerinize mektup yazın, kart atın ya da eposta gönderin. Facebook felan kesmez, artık iyice laçkalaştı. Kart alan herkes sevinir, bunu dene etkisini göreceksiniz. Mektup zaten başlı başına bir güzelliktir.

Hatta arkadaşlarınız az çok arkadaşlığın kıymeti nedir biliyorlarsa siz gidiyorsunuz diye onlar sizi davet eder sizi ağırlar ve bir veda yaparlar.

Gittiğinizde de onları unutma. Yine kart at, yine mektup yaz, yine mümkünse ziyaret et. Hayat kısa ve bu dünyadan kimin ne zaman göçüp gideceğini bilmiyoruz. O vakit gelmeden dostlarınızın kıymetini bilin.

Dönmeden Ne Olur Ne Olmaz Son Turlarınızı Atın

Çok gezdim demeyin, yine gezin. İş yoğunluğundan, ailevi sebeplerden, parasızlıktan, derslerin yoğunluğundan, hastalıktan vs. derken birçok nedenle uzun süredir seyahate çıkamamış olabilirsiniz. Gitmeden önce yaşadığınız yerde ya da yakın yerlerde görmek istediğiniz yerlerin bir listesini yapın ve oralara gidin-gezin-görün. Mümkünse gittiğiniz yerleri günlüğünüze yazın. Sonra geriye dönüp bakması keyifli olur.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngiltere'de Banka Hesabı Nasıl Açılır?

Çalışmaya Devam Edecekseniz Müşterilerinizle İlişkilerinizi Sürdürün

Müşterilerinizle ilişkilerinizi mutlaka sürdürün. İş iştir. Nerden ve kimden ne zaman ne kadar iş çıkacağı belli olmaz. Fırsatlar her yerden gelebilir. Bundan bana artık iş çıkmaz demeyin. İş yaptığınız insanlara memleketinize döndüğünüzü bildirin ve irtibatınızı koruyun. Eposta listeni güncelleyin ve yedekleyin. Linkedin’de iletişimde olun.

Türkiye’de Çalışacaksınız Yeni İş Yeni İş Hayatına Hazır Olun

Türkiye’de iş hayatı farklıdır. Torpil, ahbap-çavuş ilişlileri, ayak kaydırma, dedikodu, haksızlık-hukuksuzluk ve daha benzeri bir sürü olumsuzluk istisnasız her işyerinde vardır. Bunu bilin ve gittiğinizde -yurtdışından gelmiş keklik- durumuna düşmeyin.

Avrupa ve Amerika’da olan çalışma kültürünü Türkiye’de aramayın. Türkiye’de bunlar yoktur ama herkes Avrupa ve Amerika’yı örnek alır, daha doğrusu örnek alıyormuş gibi yapar. Türkiye’de büyük ya da küçük her şirket patron şirketidir. Kurumsal şirket yoktur. Büyük şirket ile kurumsal şirket kavramlarını birbirine karıştırmayın. Türkiye’de kurumsallaşma yoktur ve bu gidişle olmaz da.

Bu sadece özel sektörde değil. Devlet sektöründe de böyle. Kanunlar, kurallar, yönetmelikler, sistemler, işleyişler, vs. mantıklı bir sebep olsun ya da olmasın, sürekli değişir.

Türkiye’de çalışacaksanız bunları bilmenizde fayda var. İşe başladığınızda insanları ve ortamdaki kültürü anlamaya çalışın ve ona göre hareket etmeye çalışın. Zamanla Türkiye’deki çalışma hayatını çözecek ve uyum sağlayacaksınız.

Yurtdışında edindiğiniz tecrübe, yabancı dil, network gibi şeyleri Türkiye’de satmayı unutmayın. Türkiye’de iş yapmanın yanında reklam ve patrona yakın olmak ta geçer akçedir. Edindiğiniz bu kazanımları hem patronunuza hem de iş arkadaşlarınıza güzel satın.

Üstlerinizle sosyal etkinliklere katılın, yoksa sizi dışlarlar. Onların hobilerini övün ve siz de o hobileri -sevmeseniz de- yapın. Ama sakın ola patronuzu ya da yöneticinizi mesela golfte, playstationda, satrançta felan sürekli yenmeyin. Genelde siz mağlup olun. Yoksa alimallah zam-terfi ve taltif alamazsınız. Hatta yavaş yavaş suyunuz ısınır ve sizi gönderip yerinize başkasını alırlar.

Bu Yazı da Hoşuna Gider ===>  İngiltere Ankara Anlaşması Vizesine Başvurudan Sonra Süreç Nasıl İşler?

Astlarınla ilişkilerde ise astlarınıza yüz vermeyin. Siz onların müdürü-yöneticisi iken size sürekli takla atarlar, yani yalakalık yaparlar. Ama siz çaptan düşerseniz ve başınıza bir iş gelirse sizi satarlar. Düzenli rapor isteyin ve alın. Çalışanlarınızı takip edin ve gevşeyenleri uygun dille uyarın. Onlarla samimi olacak davranışlardan kaçının.

İngiltere ya da diğer batı ülkelerindeki yönetici mütevaziliğini unutun. Türkiye’de bunu ne yöneticileriniz ne de altında çalışanlarız kaldırabilir. Yöneticiler bunu kabul edilemez bulur, kırılgan egoları buna izin vermez. Altında çalışanlar ise sizden bu mütevaziliği görürlerse şımarıp tepenize çıkarlar.

Türkiye’de Sürekli Şok Olmaya ve Hergün “Niye Döndüm Sanki?” Demeye Hazır Olun

Dönme kararını aldınız bir kere. Düzen, tertip, sistem, kişisel alan, insan hayatının ve haysiyetinin kıymeti gibi kavramları unutun. Onlar geride kaldı. Başınıza her an birşey gelebilir ve bu durumda herkes Burası Türkiye diyebilir. Buna hazır olun. Niye döndüm demek yerine güzel olan şeylerin tadını çıkarmaya bakın, memlekete hoş geldiniz 😉

Ne Senle Ne De Sensiz Türkiye!

Türkiye’ye dönünce Avrupa’yı, Avrupa’ya gelince Türkiye’yi özleyeceksiniz. Bu kaçınılmaz birşey. Avrupa’nın tadını almış birisi bir daha bundan zor vazgeçer.

Ama bir yandan da batı toplumunun samimiyetsizliği, bencilliği, benmerkezciliği ve sürekli bir çalış-kazan-harca-yine çalış döngüsünde olması bir yerden sonra midenizi bulandırır. Bıkarsınız. Sıkılırsınız. Usanırsınız.

Türkiye deseniz, insanı her insan gibi “özünde iyidir” ama “ben iyiyim ama çevrem bozuk” diyen sürekli başı belada olan insanlar gibi birey halinde tek tek iyi olan insanlar kitle haline gelince sürekli kavga eden, kıskanç, şiddet eğilimli, menfaatçi, şark kurnazı ve yeri geldiğinde üçkağıtçı bir topluma dönüşür. Bunun neden böyle olduğu bir yazıya değil binlerce yazıya sığmaz.

Ama Türkiye’de yemekler güzeldir. Güzel insanları arar bulursanız onlar her yerdedir. Sıcak Akdeniz insanının tüm özelliklerini taşırız. Kızları da güzeldir. Doğası zaten güzeldir. Müziği, tarihi, kültürü eşsizdir.

Özetle, ne senle ne de sensiz Türkiye!

Bu yazıyı beğendin mi?
mehmetc.com eposta listesine katıl, yeni yazı ve duyurulardan haberdar ol!
I agree to have my personal information transfered to MailChimp ( more information )